Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) Başekonomisti Ashok Bhundia, Hürmüz Boğazı çevresindeki petrol ve dizel stoklarının hızla azalmasının, ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetten daha acil bir küresel risk haline geldiğini değerlendirdi. Bhundia, yükselen rafineri marjlarının (crack spread) maliyet itici enflasyonu körüklediği uyarısında bulunarak, piyasada ani bir şokun tetiklenebileceğini belirtti. Basra Körfezi'nden her gün yaklaşık 20 milyon varil petrol taşıyan Hürmüz Boğazı, küresel enerji güvenliğinin en kritik darboğazı olmayı sürdürüyor.
Hürmüz'deki Tırmanan Riskin Arka Planı
Bhundia'nın değerlendirmesi, dünya petrol piyasasının birkaç cepheden aynı anda baskı altına girdiği bir döneme denk geliyor. OPEC+ üyesi ülkelerin üretim kesintilerini sürdürmesi, İran'a yönelik yaptırımların yeniden sıkılaştırılması ve Kızıldeniz'deki Husi saldırılarının nakliye hatlarını bozması, arz tarafındaki kırılganlığı artırmış durumda. Bu ortamda rafineri marjlarının tarihsel ortalamaların üzerine çıkması, ham petrol fiyatlarından bağımsız olarak nihai ürün maliyetlerini yukarı çekiyor.
IIF'in analizine göre, özellikle dizel stoklarındaki erime, küresel lojistik ve tarım sektörleri için doğrudan tehdit oluşturuyor. Avrupa ve Asya'daki ticari stokların mevsim normallerinin altına inmesi, olası bir arz kesintisinde tampon görevi görecek rezervlerin zayıfladığını gösteriyor. Bhundia'ya göre bu tablo, merkez bankalarının faiz indirim takvimini de olumsuz etkileyebilir; çünkü enerji kaynaklı maliyet artışları çekirdek enflasyona sıçrayarak para politikasını sıkıştırabilir.
ABD-Çin Rekabetiyle Karşılaştırmalı Boyut
Bhundia'nın temel argümanı, ABD-Çin arasındaki teknoloji ve ticaret savaşının yapısal ve uzun vadeli bir rekabet olduğu, ancak Hürmüz kaynaklı enerji şokunun anlık ve yıkıcı olabileceği yönünde. Bu çerçevede, jeopolitik gerilimlerin piyasalara yansıması ile fiziksel arz kısıtlarının yarattığı risk aynı kefeye konmamalı. Bhundia, söz konusu stok azalmasının zaten zayıf seyreden küresel büyüme üzerinde stagflasyonist baskı yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Piyasa katılımcıları da benzer bir endişeyi paylaşıyor. Vadeli işlem piyasalarında dizel kontratları, ham petrol kontratlarına kıyasla belirgin bir prim taşıyor; bu da trader'ların arz güvenliğine ilişkin risk algısının yüksek olduğunu gösteriyor. Olası bir Hürmüz krizi, sadece petrol fiyatlarını değil, deniz sigorta primlerinden tanker rotalarına kadar tüm enerji lojistiğini yeniden şekillendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden ve cari açığı enerji faturasıyla şekillenen bir ekonomi olduğundan, Hürmüz kaynaklı bir şok doğrudan yansıma bulur. Petrol ve dizel fiyatlarındaki ani sıçrama, enflasyonla mücadelede mesafe kat etmeye çalışan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın elini zayıflatabilir; ayrıca lojistik, tarım ve ulaştırma maliyetleri üzerinden iç fiyatlara yayılabilir. Orta Doğu'daki tırmanma, Türkiye'nin enerji tedarik güzergahları ve bölgesel istikrar politikaları açısından da yakından izlenmesi gereken bir risk oluşturuyor.