İran, 2026 Şubat ayının sonunda başlattığı Hürmüz Boğazı'nı yabancı gemilere kapatma uygulamasını, geçtiğimiz günlerde çok daha kapsamlı bir düzenlemeye dönüştürdü. Tahran yönetimi, savaş koşullarında alınan geçici kapatma kararını, resmî bir egemen geçiş ücreti rejimi olarak kodifiye etti ve bu ücretlerin kripto para birimiyle tahsil edilmesini öngören yasayı yürürlüğe koydu. 18 Mayıs itibarıyla İran, boğazdan geçen her tanker ve yük gemisinden, büyüklük ve yükleme oranına göre değişen sabit bir ücret talep etmeye başladı. Bu hamle, küresel deniz ticaretinin en dar boğazlarından birinde, uluslararası hukuk açısından tartışmalı yeni bir dönemin kapısını araladı.
Gelişmenin Arka Planı: Savaştan Egemenlik Hakkına
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur. İran'ın Şubat 2026'da başlattığı kapatma kararı, o dönemde bölgesel bir çatışmanın parçası olarak görülüyordu. Ancak son haftalarda alınan kararlar, bu geçici tedbirin kalıcı bir egemenlik iddiasına dönüştüğünü gösteriyor. Yeni düzenlemeye göre, boğazdan geçiş yapacak tüm ticari gemilerin, İran'ın belirlediği bir kripto para platformu üzerinden ödeme yapması gerekiyor. Büyük petrol tankerleri için belirlenen ücret, gemi başına ortalama 50 bin dolar eşdeğerinde bir kripto para birimi olarak açıklandı. İran yönetimi, bu gelirin boğazın güvenliği ve çevre koruma hizmetleri için kullanılacağını duyurdu. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) ve bazı Batılı ülkeler, bu uygulamanın serbest geçiş hakkını ihlal ettiğini savunarak İran'ı kınadı. Ancak Tahran, kendi kara sularından geçen gemilerden ücret talep etmenin egemenlik hakkı olduğunu iddia ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Enerji Piyasalarında Yeni Gerilim
İran'ın bu adımı, küresel enerji piyasalarında yeni bir belirsizlik dalgası yarattı. Petrol fiyatları, haberin duyulmasının ardından varil başına yüzde 6 oranında yükseldi. Özellikle Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi enerji ithalatçısı Asya ülkeleri, alternatif rotalar arayışına girdi. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, İran'ın uygulamasını kınamakla birlikte, doğrudan bir askeri müdahaleden kaçınıyor. Analistler, bu yeni geçiş rejiminin, özellikle kripto para kullanımı nedeniyle Batı yaptırımlarını da dolaylı olarak aşma potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor. ABD Merkez Kuvvetleri Komutanlığı (CENTCOM), bölgedeki deniz güvenliğini sağlamak için devriyeleri artırdığını açıkladı. Ancak İran, boğazı kontrol eden konumunu kullanarak bu tür girişimlere karşı koyabileceğini ima ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişme, Türkiye'yi hem doğrudan hem de dolaylı yollardan etkiliyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden sağlıyor; boğazdaki geçiş ücretleri, Türkiye'nin petrol ve doğalgaz maliyetlerini artırabilir. Ayrıca Türk bandıralı ticaret gemileri de bu yeni düzenlemeden doğrudan etkilenecek. Diplomatik açıdan, Türkiye'nin İran'la ilişkileri ve boğaz geçiş rejimine yönelik tutumu kritik önemde. Ankara, uluslararası hukuk çerçevesinde serbest geçiş hakkını savunurken, İran'la olan enerji ve ticari bağlarını da dengelemek zorunda. Kripto para ile ödeme sistemi, Türkiye'nin kendi finansal düzenlemeleri açısından da yeni bir sınav anlamına geliyor; zira bu yöntem, mevcut yaptırım rejimlerini delme potansiyeli taşıyor.