Stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'ndan hafta sonu boyunca geçen gemi sayısı, son verilere göre 20'nin altına düştü. Bu, bölgedeki tansiyonun ve güvenlik endişelerinin deniz ticareti üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Geçtiğimiz üç gün içinde boğazdan yalnızca sekiz çok büyük gaz taşıyıcısı (VLGC) geçiş yaptı; bunlardan altısı boş olarak Basra Körfezi'ne giriş yaparken, ikisi İran'dan yüklü sıvılaştırılmış petrol gazı (LPG) alarak Körfez'den çıkış yaptı.
Hürmüz Boğazı'nda Azalan Trafik: Nedenleri
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin ve doğal gaz ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği hayati bir enerji koridoru olarak biliniyor. Ancak son haftalarda bölgede artan askeri gerilimler, ticari gemilerin güvenliğine ilişkin endişeleri artırmış durumda. İran ile ABD arasında yaşanan son gerginlikler, özellikle uluslararası sularda seyreden gemilere yönelik tehditleri gündeme getirmişti. Bu durum, birçok armatörün ve enerji şirketinin geçiş planlarını gözden geçirmesine neden oluyor.
Verilere göre, hafta sonu boyunca boğazdan geçen gemi sayısındaki düşüş, yalnızca gaz taşıyıcılarıyla sınırlı kalmadı; genel gemi trafiğinde de belirgin bir azalma yaşandı. Uzmanlar, bu düşüşün birkaç faktöre bağlı olabileceğini belirtiyor: artan sigorta primleri, güvenlik önlemlerinin yükseltilmesi ve bazı şirketlerin rotalarını değiştirmesi. Özellikle son dönemde İran'ın, Körfez sularında ticari gemilere el koyma veya taciz etme girişimleri, deniz ticareti üzerinde ciddi bir caydırıcı etki yaratıyor.
Sekiz VLGC'nin geçişi, normal hafta sonu trafiğine kıyasla oldukça düşük bir seviyeyi işaret ediyor. Önceki haftalarda benzer dönemlerde bu sayının iki katına ulaştığı görülüyordu. Boğazdan geçen gemilerin büyük çoğunluğunun boş olarak girmesi, İran'ın LPG ihracatındaki artışa rağmen, küresel talepteki belirsizliklerin ve bölgesel risklerin ticaret hacmini olumsuz etkilediğini gösteriyor.
Bölgesel Gerilimler ve Küresel Enerji Güvenliği
Hürmüz Boğazı'ndaki bu azalma, küresel enerji güvenliği açısından kritik bir önem taşıyor. Dünya enerji ticaretinin bel kemiği olan bu su yolunda yaşanacak herhangi bir kesinti, petrol ve doğal gaz fiyatlarında ciddi dalgalanmalara yol açabilir. Özellikle Asya-Pasifik ülkeleri, bu boğazdan geçen enerji kaynaklarına yoğun bağımlılık gösteriyor. Bu nedenle, geçiş sayılarındaki düşüş, küresel piyasalarda arz endişelerini artırabilir.
Analistler, İran'ın bu stratejik bölgedeki manevralarının sadece enerji tedarik zincirlerini değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ettiğini vurguluyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü ve bazı bölgesel aktörler, gemilerin güvenli geçişini sağlamak için çeşitli önlemler alıyor ancak bu çabalar yetersiz kalıyor. ABD öncülüğündeki deniz görev gücü, geçiş güvenliğini artırmaya çalışsa da, son dönemde yaşanan olaylar, ticari seyrüseferin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor.
Ayrıca, boğazdaki trafik yoğunluğunun azalması, yalnızca güvenlik endişelerinden değil, aynı zamanda küresel ekonomik yavaşlamanın enerji talebini düşürmesinden de kaynaklanıyor olabilir. COVID-19 salgınının ardından toparlanma sürecinde, birçok ülke enerji ithalatını azaltmış durumda. Bu durum, uluslararası enerji ticaretinde genel bir daralmaya neden olurken, Hürmüz Boğazı da bu eğilimden payını alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin azalması, Türkiye açısından dolaylı da olsa önemli etkiler barındırıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak, bu boğazdan geçen petrol ve doğal gazın küresel fiyatlarındaki dalgalanmalara doğrudan hassastır. Boğazdaki olası bir kriz veya geçişlerdeki uzun süreli düşüş, uluslararası enerji fiyatlarını yukarı çekebilir; bu da Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırarak cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Orta Doğu'daki enerji kaynaklarına ve ticaret yollarına olan bağımlılığı göz önüne alındığında, bölgedeki istikrarsızlık Türk dış politikasını da yakından ilgilendiriyor. Ankara, bu tür krizlerde enerji arz güvenliğini sağlamak için alternatif kaynak ve güzergahlar üzerinde çalışmalarını sürdürmeli.