NEW YORK — İran ile ABD arasında şubat sonunda başlayan gerilimin deniz ticaretine yansıması Ekim ayında zirveye ulaştı. Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) verilerine göre, Ekim ayında Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik 27 saldırı gerçekleşti. Bu, savaşın başladığı şubat sonundan bu yana kaydedilen en yüksek aylık saldırı sayısı. Mart ayında 22 saldırı rapor edilmişti. Ekim'deki artış, bölgede deniz güvenliği endişelerini yeniden alevlendirirken, küresel enerji piyasalarında da dalgalanmalara yol açtı.
Saldırıların Arka Planı ve Mart Ayı Verileri
Hürmüz Boğazı, dünya petrol taşımacılığının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir su yolu. İran ile ABD arasındaki gerilim, şubat sonunda karşılıklı suçlamalarla başladı ve zamanla denizde vekalet çatışmasına dönüştü. IMO'nun açıkladığı verilere göre, Mart ayında 22 saldırı kaydedilmişti; ancak o dönemde de açık denizlerdeki hedeflere yönelik girişimler söz konusuydu. Ekim ayına gelindiğinde saldırı sayısı 27'ye yükselerek yeni bir zirve oluşturdu. Bu saldırıların kim tarafından gerçekleştirildiği henüz netleşmiş değil; ancak bölgede artan askeri hareketlilik ve istihbarat raporları, tansiyonun yüksek olduğunu gösteriyor. Uluslararası denizcilik şirketleri, rotalarını değiştirmek veya ek güvenlik önlemleri almak zorunda kalıyor. Sigorta şirketleri ise Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemiler için primlerini artırmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel ekonomiyi de doğrudan etkiliyor. Boğaz, Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Irak gibi üreticilerin petrolünün ana çıkış noktası. Saldırıların yoğunlaşması, tanker trafiğinde aksamalara ve petrol fiyatlarında oynaklığa neden oluyor. ABD Donanması, bölgede devriye faaliyetlerini artırmış olsa da saldırıların önüne geçilemiyor. İran, saldırılarla bağlantısı olduğu iddialarını reddederken, ABD yönetimi İran'ı istikrarsızlık yaratmakla suçluyor. Bölgede tırmanan gerilim, nükleer müzakerelerin geleceğini de gölgeliyor. Uluslararası toplum, deniz ticaretinin güvenliği için acil önlem çağrısı yapıyor. BM Güvenlik Konseyi, konuyu görüşmek üzere toplanma kararı aldı. Uzmanlar, saldırıların devam etmesi halinde küresel tedarik zincirinde ciddi kırılmalar olabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeleri yakından takip ediyor. Enerji ithalatının önemli bir kısmını Basra Körfezi'nden karşılayan Türkiye, boğazdaki istikrarsızlığın petrol fiyatlarını yükseltmesi halinde ekonomik olarak olumsuz etkilenebilir. Ayrıca Türk denizcilik şirketlerinin bölgede artan risklerle karşılaşması, ticari faaliyetleri sekteye uğratabilir. Türkiye, bölgesel istikrarın korunması için diplomatik girişimlerde bulunabilir ve deniz güvenliği işbirliğine katkı sağlayabilir. Ancak doğrudan bir müdahil olmaktan kaçınarak, enerji arz güvenliğini çeşitlendirme yoluna gidebilir.