Hürmüz Boğazı, küresel deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak, ABD-İsrail-İran savaşının başlamasının üzerinden geçen 100 günde ağır bir darbe aldı. Normal koşullarda bir haftada yaklaşık 1000 geminin geçtiği boğazda, savaşın ilk 100 gününde bu sayıya ancak ulaşılabildi. Anadolu Ajansı’nın aktardığı verilere göre, bu düşüş yüzde 85’i aşan bir orana tekabül ediyor ve bölgedeki çatışmaların küresel tedarik zincirleri üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyi gözler önüne seriyor.
Stratejik Bir Geçidin Kapanması
İran, Yemen ve Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi büyük enerji üreticilerinin ihracatı bu dar geçitten akıyor. Ancak 7 Ekim 2023’te İsrail-Hamas savaşıyla tetiklenen, ardından ABD’nin İran’a yönelik doğrudan askeri müdahalesiyle büyüyen çatışma, boğazın güvenliğini tamamen ortadan kaldırdı. İran Devrim Muhafızları’nın deniz mayınları döşemesi, ABD ve koalisyon güçlerinin konvoy eskortlarına rağmen ticari gemilerin bölgeye girmekte isteksiz davranmasına yol açtı. Sigorta primleri fırlarken, birçok nakliye şirketi rotalarını Ümit Burnu’na veya Süveyş Kanalı’na kaydırdı. Bu durum, küresel navlun maliyetlerini iki katına çıkardı ve enerji fiyatlarında yeni bir şok dalgası yarattı.
Bölgedeki çatışmalar yalnızca deniz trafiğini değil, aynı zamanda enerji altyapısını da hedef aldı. İran’ın liman kenti Bandar Abbas’a düzenlenen hava saldırıları, petrol ve gaz terminallerine zarar verdi. ABD Donanması’nın füzeleri, Hürmüz Boğazı’nın İran tarafındaki sahil bataryalarını imha etti. Buna karşılık İran, insansız hava araçları ve gemisavar füzelerle Koalisyon savaş gemilerini vurmaya çalıştı. Çatışmaların sivil denizciliğe yansıması, gemilerin haftalarca limanlarda bekletilmesi veya alternatif rotaların tıkanması şeklinde oldu. Özellikle Fujairah ve Cidde gibi yakın limanlar, aşırı yüklenme nedeniyle kapasite sınırına ulaştı.
Küresel Enerji ve Ticaret Dengesi Altüst
Hürmüz Boğazı’ndaki daralma, yalnızca bölgesel değil, küresel bir ekonomik krizi tetikledi. Petrol fiyatları varil başına 150 doların üzerine çıkarken, doğal gaz fiyatları Avrupa’da megavat-saat başına 300 avroyu aştı. Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi Asya’nın enerji ithalatçıları, alternatif kaynak bulmakta zorlanıyor. ABD, Stratejik Petrol Rezervi’ni kullanarak piyasaya müdahale etse de, arz korkusu küresel enflasyonu yeniden körükledi. Uluslararası Para Fonu (IMF), dünya ekonomisinin bu krizden 1 trilyon dolardan fazla kaybedeceğini tahmin ediyor. Öte yandan, Suudi Arabistan ve BAE’nin karasal boru hatları üzerinden Kızıldeniz’e ulaşma projeleri, mevcut çatışma ortamında güvenlik riskiyle karşı karşıya. Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’e mayın döşemesi, bu alternatif koridoru da tehdit ediyor. Kriz, deniz ticaretinin yanı sıra sigorta sektörü ve deniz hukuku alanında da yeni düzenlemeleri gündeme getirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı’ndaki kapanmanın doğrudan etkisi altında. İran ve Irak’tan gelen ham petrol sevkiyatları neredeyse durma noktasına geldi. Bu durum, Türkiye’nin rafineri kapasitesini ve enerji fiyatlarını olumsuz etkiliyor. Ayrıca, Türk ticaret filosunun Basra Körfezi’ne yaptığı ihracat rotaları kesintiye uğradı. Ankara, bir yandan Azerbaycan ve Rusya üzerinden alternatif enerji koridorları geliştirmeye çalışırken, diğer yandan bölgede askeri gerilimin tırmanmasından endişe duyuyor. Türkiye’nin diplomatik girişimleri, ateşkes ve deniz güvenliğinin sağlanmasına odaklanmış durumda. Ancak bu kriz, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın Türkiye ekonomisi ve güvenliği üzerindeki yansımalarını bir kez daha göstermiştir.