ABD ile İran arasında varılan geçici barış anlaşmasının birinci haftasında, stratejik Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinde belirgin bir toparlanma yaşanıyor. Petrol tankerleri ve ticari gemiler, bölgedeki silahlı saldırı riskinin azalmasıyla rotalarını yeniden bu hayati su yoluna çevirmiş durumda. Ancak sektör temsilcileri, güvenin henüz tam anlamıyla tesis edilmediğini ve olası bir kriz durumunda toparlanmanın hızla tersine dönebileceği uyarısında yapıyor.
Gelişmenin arka planı
Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20-25'inin geçtiği Hürmüz Boğazı, son yıllarda ABD-İran gerginliğinin en kritik noktalarından biriydi. İran, yaptırımlar ve askeri baskılar karşısında boğazı kapatma tehdidi savururken, ABD ve müttefikleri de bölgede deniz güvenliğini sağlamak için devriyelerini artırmıştı.
Geçen hafta imzalanan anlaşma, tarafların askeri faaliyetlerini kısıtlamasını ve boğaz geçişlerini güvence altına almasını öngörüyor. Bunun üzerine sigorta primleri düştü, nakliye şirketleri de daha önce yönlendirdikleri gemilerini eski güzergahlarına döndürmeye başladı.
Ancak IMF ve Dünya Bankası uzmanları, anlaşmanın kalıcı olup olmayacağı konusunda temkinli. Bölgedeki jeopolitik kırılganlık, İran iç siyasetindeki belirsizlikler ve ABD’deki başkanlık seçimleri, anlaşmanın sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. Bu belirsizlik, nakliye şirketlerini ve sigortacıları hala tedbirli olmaya itiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı’ndaki bu toparlanma, yalnızca petrol fiyatlarını değil, küresel tedarik zincirlerini de doğrudan etkiliyor. Asya’ya yönelik petrol sevkiyatındaki artış, Çin ve Hindistan başta olmak üzere büyük ithalatçı ülkelerin enerji maliyetlerini düşürebilir. Aynı şekilde Avrupa’nın Orta Doğu’dan yaptığı doğalgaz ve LNG alımlarında da rahatlama bekleniyor.
Öte yandan, Suudi Arabistan ve BAE gibi bölge ülkeleri, anlaşma sonrası artan deniz ticaretinden faydalanmak için liman ve lojistik yatırımlarını hızlandırmış durumda. Ancak Yemen’deki çatışmalar ve İran’ın vekil güçleri üzerindeki etkisi, bölgesel istikrarı tehdit eden faktörler olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Körfez ülkelerinden karşılıyor. Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, doğrudan Türkiye’nin enerji arz güvenliğini etkiliyor. Anlaşma sayesinde petrol ve doğalgaz fiyatlarında beklenen düşüş, Türkiye’nin cari açığına olumlu yansıyabilir. Ayrıca, Türk nakliye şirketleri de boğazdaki geçiş maliyetlerinin azalmasından fayda sağlayacak. Ancak anlaşmanın kalıcı olmaması halinde, Türkiye’nin enerji maliyetleri yeniden yükselebilir. Bu nedenle Ankara, hem diplomatik temaslarını sürdürmeli hem de alternatif enerji kaynaklarına yönelmelidir.