HSBC'nin baş çoklu varlık stratejisti Max Kettner, hisse senetlerinin son dönemdeki dalgalanmalara rağmen belirli bir katalizöre ihtiyaç duymadan yükselmeye devam edebileceğini belirtti. Kettner, yapısal faktörlerin değerlemeleri desteklediğini ve piyasaların mevcut ivmesini koruyabileceğini ifade ederek yatırımcıları şaşırttı. Küresel piyasalar, teknoloji hisselerindeki sert düşüşler ve jeopolitik belirsizliklerle sarsılırken, HSBC'nin bu iyimser tahmini dikkat çekti.
Gelişmenin Arka Planı
Kettner, Bloomberge verdiği röportajda, "Bir katalizör olması gerektiğini düşünmüyorum" dedi ve ekledi: "Yapısal olarak daha yüksek değerlemelerin olduğu bir dünyadayız. Bu, hisse senetlerinin daha da yükseleceği anlamına gelmiyor - ancak mevcut seviyeleri korumak ve hatta yükselişe geçmek için belirli bir olaya ihtiyaç duymuyoruz." Stratejist, merkez bankalarının gevşek para politikaları, şirket karlarındaki direnç ve teknoloji odaklı verimlilik artışlarının piyasaları ayakta tuttuğunu vurguladı. Özellikle ABD'de enflasyonun yavaşlaması ve faiz indirimi beklentilerinin, risk iştahını canlı tuttuğunu söyledi. Ancak Kettner, kısa vadede oynaklığın sürebileceği uyarısında da bulundu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu iyimserlik küresel ölçekte yankı bulurken, Avrupa ve Asya piyasaları da benzer bir seyir izledi. Avrupa'da Stoxx 600 endeksi yılbaşından bu yana yaklaşık %8 yükselirken, Japonya'nın Nikkei endeksi 34 yılın zirvesine ulaştı. Gelişmekte olan piyasalar ise daha temkinli; Çin'de emlak krizi ve deflasyon endişeleri sürüyor. Kettner'in analizi, özellikle ABD'de S&P 500'ün tarihi zirvelere yaklaştığı bir dönemde geldi. Bazı analistler, piyasaların aşırı değerlendiğini ve bir düzeltmenin kaçınılmaz olduğunu savunsa da HSBC, yapısal faktörlerin daha ağır bastığı görüşünde. Kettner, "Piyasaların yükselişi için bir 'neden' aramak yerine, mevcut koşulların neden düşüşü engellediğine bakmalıyız" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar için dolaylı da olsa önem taşıyor. Küresel risk iştahının yüksek kalması, gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını kolaylaştırabilir. Ancak Türkiye, yüksek enflasyon ve faiz oranları nedeniyle yabancı yatırımcılar için cazibesini korumakta zorlanıyor. HSBC'nin iyimserliğine rağmen, Türkiye varlıklarında benzer bir yükseliş için ülkeye özgü yapısal reformların ve makroekonomik istikrarın sağlanması gerekiyor. Ayrıca, küresel piyasalardaki oynaklığın azalması, Türkiye'nin dış finansman koşullarını olumlu etkileyebilir.