İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) Lübnan'da görev yapan Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü'nün (UNIFIL) yetkisini sona erdirmeme çağrısında bulundu. Örgüt, İsrail ordusunun Lübnan'a yönelik saldırılarının ardından barış gücünün varlığının bölgedeki istikrar için kritik önemde olduğunu vurguladı. BMGK'nın UNIFIL'in görev süresini 31 Ağustos 2025'e kadar uzatması beklenirken, İsrail'in barış gücünün Lübnan'dan çekilmesi yönündeki talepleri tartışma yaratıyor.
UNIFIL'in görevi ve önemi
1978 yılında kurulan UNIFIL, İsrail ile Lübnan arasındaki Mavi Hat hattında ateşkesin izlenmesi ve bölgede insani yardımların ulaştırılması gibi görevler üstleniyor. Barış gücü, 2006 İkinci Lübnan Savaşı'nın ardından 1701 sayılı BMGK kararıyla güçlendirildi. Şu anda yaklaşık 10.500 askeri personel ve 800'den fazla sivil personelden oluşan UNIFIL, Lübnan Silahlı Kuvvetleri ile koordineli çalışarak güney Lübnan'da istikrarı sağlamaya çalışıyor.
Ancak son dönemde İsrail'in Lübnan'a yönelik kara operasyonları ve hava saldırıları, barış gücünün güvenliğini ciddi şekilde tehdit etti. Kasım 2024'te İsrail askerleri, UNIFIL mevzilerine ateş açtı; birçok barış gücü askeri yaralandı. Bu saldırılar uluslararası toplumdan büyük tepki çekti. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise UNIFIL'i "hedef tahtası" olarak nitelendiren açıklamalar yaptı ve barış gücünün Hizbullah'ın silahlanmasına göz yumduğunu öne sürdü.
BMGK'da kritik karar
BMGK'nın UNIFIL'in yetkisini yenilemek için toplanmasına saatler kala, HRW'nin çağrısı dikkat çekti. Örgütün kıdemli kriz ve çatışma araştırmacısı Ramzi Kaiss, "Barış güçlerini çekmek, bölgeyi daha da istikrarsızlaştırır. Lübnan'da sivillerin korunması için BM varlığı hayati önemde" ifadelerini kullandı. HRW'nin açıklamasında, barış gücünün yetkisinin sadece uzatılması değil, aynı zamanda görev tanımının genişletilmesi ve İsrail'in saldırılarının kınanması da istendi.
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby ise İsrail'in Lübnan'daki BM barış gücüne yönelik saldırılarına ilişkin "endişe verici" olduğunu belirtti ancak İsrail'e yaptırım uygulanacağına dair bir sinyal vermedi. Fransa, İtalya ve İspanya gibi UNIFIL'e en fazla asker gönderen ülkeler, İsrail'in bu saldırılarını kınarken, barış gücünün geri çekilmesine kesinlikle karşı çıktılar.
Bölgesel ve küresel boyut
UNIFIL'in geleceği sadece Lübnan'ı değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileyecek bir konu. Barış gücünün çekilmesi, İsrail ile Hizbullah arasındaki gerilimi daha da artırabilir ve bölgesel bir savaşa zemin hazırlayabilir. Özellikle İsrail'in Gazze'deki saldırıları nedeniyle zaten kırılgan olan bölgesel istikrar, Lübnan'da yeni bir cephenin açılması riskiyle karşı karşıya.
Uzmanlara göre, BMGK'nın UNIFIL'i çekme kararı alması, 1701 sayılı kararın da fiilen sona ermesi anlamına gelecek. Bu durum, Hizbullah'ın güney Lübnan'daki konumunu güçlendirebilir ve İsrail'in gelecekteki operasyonlarını meşrulaştırmak için kullanabileceği bir zemin yaratabilir. Ayrıca, Lübnan'ın derinleşen ekonomik krizi ve siyasi çöküşü göz önüne alındığında, BM barış gücünün varlığı, ülkenin tamamen çökmesini engelleyen bir sigorta işlevi görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
UNIFIL'in geleceği, Türkiye'nin bölge politikaları açısından da belirleyici olabilir. Türkiye, Lübnan'daki istikrarın korunmasını, özellikle Suriye'den gelen göç dalgası ve sınır güvenliği açısından önemli görüyor. Ayrıca, Türkiye'nin BM barış gücü operasyonlarına geçmişte sağladığı askeri katkılar göz önüne alındığında, UNIFIL'in zayıflaması, BM'nin bölgedeki etkinliğinin azalması anlamına gelecektir. Bu durum, Ankara'nın uluslararası arenada daha fazla sorumluluk üstlenmesini gerektirebilir. Türkiye'nin, Lübnan ile tarihi ve kültürel bağları ve bölgedeki insani yardım misyonları, gelişmeleri yakından takip etmesini gerektiriyor.