Taylandlı denizciler, Hürmüz Boğazı’nda seyir halindeyken vurulan bir kargo gemisinin sahipleri aleyhine dava açtı. Olayda hayatını kaybeden ve yaralanan mürettebatın aileleri, gemideki güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu ve tehlikeli bir rotada seyredilmesi nedeniyle armatörlerin kusurlu olduğunu öne sürüyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapan stratejik bir su yolu olarak biliniyor. Son aylarda İran ile ABD arasında artan gerilim, bu bölgede ticari gemilere yönelik saldırı riskini artırdı. Davanın, bölgede faaliyet gösteren armatörler ve sigorta şirketleri açısından emsal teşkil edebileceği belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
Olay, 2025 yılının başlarında, Hürmüz Boğazı’nın Umman Körfezi’ne açılan kesiminde meydana geldi. Singapur bandıralı kargo gemisi, bilinmeyen bir nedenle hedef alınarak vuruldu. Gemi Taylandlı personelin yanı sıra Myanmar ve Filipinler uyruklu denizcileri de taşıyordu. Saldırıda 2 mürettebat hayatını kaybetti, 6 kişi yaralandı. Gemi, daha önce de bölgedeki güvenlik uyarılarına rağmen rotasını değiştirmemişti.
Tayland’ın Bangkok kentinde açılan dava, geminin işletmecisi ve sahibi olan şirketlere karşı toplu tazminat talebini içeriyor. Denizcilerin avukatları, gemide yeterli güvenlik personeli bulunmadığını ve acil durum tatbikatlarının ihmal edildiğini iddia ediyor. Ayrıca, armatörlerin Hürmüz’deki riskleri bildiği halde gemiyi korumasız göndermekle suçlanıyor. Armatör şirket ise henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, İran’ın kontrolü altındaki bir geçiş noktası olarak jeopolitik gerilimlerin odağında yer alıyor. 2019’da ABD ve İran arasında yaşanan gerginlikler sırasında birkaç tanker ve ticari gemi hedef alınmıştı. Benzer saldırılar, deniz ticaretinin sigorta primlerini artırırken, alternatif güzergâhların aranmasına yol açıyor. Bu dava, denizcilerin haklarını koruma mücadelesinde önemli bir adım olarak görülüyor. Uluslararası Deniz Ticareti Odası, bölgedeki güvenlik açığının acilen giderilmesi çağrısında bulundu. Öte yandan, İran herhangi bir saldırıyı reddederken, ABD donanması bölgede devriyelerini artırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri, Türkiye’nin enerji ithalatı ve deniz ticareti açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Basra Körfezi ülkelerinden temin ediyor. Boğazdaki olası bir kapatma veya saldırı, Türkiye’nin enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca, Türk bandıralı gemiler de aynı risklere maruz kalabilir. Bu dava, uluslararası hukukta denizcilerin korunmasına yönelik bir emsal oluşturabilir ve Türk armatörleri de benzer hukuki süreçlere hazırlıklı olmaya teşvik edebilir. Türkiye’nin bölgede deniz güvenliğini artırmaya yönelik diplomatik girişimleri daha da önem kazanıyor.