Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik saldırılar devam ederken, Basra Körfezi'nden Asya'ya uzanan tanker taşımacılığında navlun oranları yüksek seviyesini koruyor. İngiltere Denizcilik ve Sahil Güvenlik Kurumu (UKMTO), bölgede bir tankere füze saldırısı düzenlendiğini ve İran Devrim Muhafızları'nın (IRGC) gemilere yönelik tehditlerini sürdürdüğünü bildirdi. Baltık Borsası verilerine göre, Basra Körfezi–Çin arası tanker taşımacılığında günlük kazanç 1,2 milyon doların üzerinde seyrediyor.
Saldırıların arka planı ve seyri
Son haftalarda Hürmüz Boğazı ve çevresinde ticari gemilere yönelik saldırılar arttı. UKMTO, iki ayrı olayda tankerlerin hedef alındığını, birinde geminin gövdesine isabet eden merminin yangına yol açtığını duyurdu. Saldırıların kim tarafından gerçekleştirildiği kesinleşmezken, İran'a bağlı grupların bölgede artan faaliyetleri dikkat çekiyor. İran Devrim Muhafızları'na bağlı deniz unsurlarının, özellikle İsrail ve Batı bağlantılı gemilere yönelik tehditleri sürüyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir deniz geçidi. Son aylarda İran ile Batı arasındaki gerilim, bölgedeki deniz ticaretini doğrudan etkiliyor. ABD ve müttefikleri, bölgede deniz güvenliğini sağlamak için ek savaş gemileri konuşlandırırken, İran yönetimi askeri varlığın bölgede istikrarsızlığa yol açtığını savunuyor.
Navlun oranlarındaki artış, sigorta şirketlerinin risk primlerini yükseltmesiyle daha da belirginleşiyor. Bölgede seyreden gemiler için savaş riski sigortası primleri son bir yılda katlanarak arttı. Baltık Borsası'nın verilerine göre, çok büyük ham petrol tankerleri (VLCC) için Basra Körfezi–Çin rotasında günlük kazanç 1,2 milyon doları aşmış durumda. Bu rakam, tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde ve saldırıların ticari gemiler üzerindeki maliyetini gözler önüne seriyor.
Küresel ve bölgesel etkiler
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, küresel enerji piyasaları için büyük bir risk oluşturuyor. Dünya petrol arzının önemli bir kısmının bu dar geçitten geçmesi, herhangi bir aksamanın fiyatlarda ani sıçramalara yol açabileceği anlamına geliyor. Son saldırıların ardından Brent petrol fiyatlarında dalgalanmalar görüldü. Uzmanlar, gerilimin daha da tırmanması halinde petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgedeki deniz ticareti, yalnızca petrolü değil, aynı zamanda LNG ve diğer emtia taşımacılığını da etkiliyor. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler, ihracatlarının büyük kısmını bu rotadan gerçekleştiriyor. Saldırıların sürmesi, bu ülkelerin ekonomik çıkarlarını da tehdit ediyor. ABD, İngiltere ve diğer Batılı ülkeler, bölgede deniz güvenliğini sağlamak için ortak devriye görevleri düzenliyor. Ancak İran, bu varlığı kendi güvenliğine tehdit olarak görüyor ve karşı önlemler alacağını açıklamış durumda.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), ticari gemilere bölgede seyrederken azami dikkat göstermeleri çağrısında bulundu. Bazı armatörler, rotalarını değiştirerek Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu'nu kullanmayı tercih ediyor. Ancak bu alternatif rota, seyahat süresini ve maliyetleri önemli ölçüde artırıyor. Uzmanlar, Hürmüz'deki istikrarsızlığın uzun sürmesi halinde küresel tedarik zincirlerinde ciddi aksamalar yaşanabileceği görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ekonomik istikrarı açısından doğrudan risk taşıyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Basra Körfezi üzerinden karşılıyor. Navlun oranlarındaki artış ve sigorta primleri, enerji ithalat maliyetlerini yükselterek cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, bölgede tırmanan gerilim, Türkiye'nin Irak ve Körfez ülkeleriyle olan ticaretini de sekteye uğratabilir. Türkiye, deniz ticaret yollarının güvenliği için diplomatik girişimlerde bulunabilir ve bölgesel diyalog mekanizmalarında aktif rol alabilir. Enerji arz güvenliğini çeşitlendirmek amacıyla alternatif kaynaklara yönelmek stratejik bir öncelik haline gelebilir.