Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılması, bölgede savaş öncesi normale dönüş olarak algılansa da, uzmanlara göre bu sürecin tam anlamıyla işlemesi aylar hatta yıllar alabilir. Coface’ın Asya-Pasifik Başekonomisti Bernard Aw’un analizine göre, petrol ve doğalgaz taşımacılığında kritik öneme sahip olan bu dar su yolunun yeniden faaliyete geçmesi, Asya ekonomileri için belirsizliklerle dolu bir dönemi işaret ediyor. Savaşın ardından bölgede artan jeopolitik riskler ve sigorta primlerindeki yükseliş, ticaret akışlarını hâlâ olumsuz etkiliyor.
Hürmüz’ün önemi ve yeniden açılışın gölgesindeki riskler
Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sine ev sahipliği yapan Hürmüz Boğazı, küresel enerji güvenliği için stratejik bir geçiş noktasıdır. Savaş sırasında birçok tanker rotasını değiştirmek zorunda kalırken, sigorta şirketleri bölgeye yönelik primleri katlayarak artırdı. Bernard Aw’a göre, boğazın resmî olarak yeniden açılmış olması, taşımacılık maliyetlerinin hemen eski seviyelerine düşeceği anlamına gelmiyor. Birçok gemi sahibi, bölgede mayın temizleme operasyonlarının tamamlanmadığını ve askeri varlığın hâlâ yoğun olduğunu belirterek ihtiyatlı bir yaklaşım sergiliyor. Bu durum, özellikle ham petrol ithalatında Hürmüz’e bağımlı olan Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya devlerini doğrudan etkiliyor.
Aw, analizinde şu noktaya dikkat çekiyor: “Savaş öncesi normale dönüş, yalnızca fiziksel altyapının onarımıyla sınırlı değil; aynı zamanda tedarik zincirlerinin yeniden kurulması, sigorta piyasasının istikrara kavuşması ve jeopolitik güvenin tesis edilmesi gerekiyor. Tüm bunların tamamlanması muhtemelen 2025 yılının ortalarını bulacaktır.”
Asya ekonomileri için yeni denklem
Hürmüz’deki kırılganlık, Asya’nın enerji maliyetlerini artırırken, alternatif tedarik yolları arayışını da hızlandırıyor. Örneğin, Hindistan’ın stratejik petrol rezervlerini genişletme kararı ve Çin’in Rusya’dan daha fazla boru hattı gazı ithalatına yönelmesi, bu arayışın somut yansımaları olarak görülebilir. Öte yandan, Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, Asya’ya yaptıkları sevkiyatlarda fiyat avantajı sağlamak için ek indirimler uygulasa da, nakliye maliyetlerindeki yüksek seyir bu avantajı sınırlıyor.
Bölgedeki istikrarsızlık, aynı zamanda Singapur gibi ticaret merkezlerinin lojistik planlamalarını da etkiliyor. Singapur Limanı’na gelen konteyner trafiğinde geçici bir yavaşlama gözlenirken, Hong Kong ve Busan limanlarında da benzer eğilimler rapor ediliyor. Asya Kalkınma Bankası’nın son tahminlerine göre, eğer Hürmüz’deki normalleşme yıl sonuna kadar tamamlanmazsa, bölgenin büyüme oranı 0,3 ila 0,5 puan arasında aşağı yönlü revize edilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, doğrudan Hürmüz’e kıyısı olmasa da, enerji arz güvenliği açısından bu gelişmelerden etkileniyor. Türkiye’nin ham petrol ithalatının büyük bölümü Irak ve Rusya’dan gelirken, Hürmüz’deki aksama dolaylı olarak küresel petrol fiyatlarını yükseltiyor ve Türkiye’nin cari açığı üzerinde baskı oluşturuyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz’deki enerji keşifleri ve Ceyhan Terminali’nin alternatif bir rota olarak öne çıkması, Türkiye’yi bölgesel enerji merkezi olma yolunda daha da kritik bir konuma getirebilir. Ancak Hürmüz’deki normalleşmenin gecikmesi, Türkiye’nin enerji maliyetlerini kısa vadede olumsuz etkilemeye devam edecektir.