Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi sayısı, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerindeki tıkanmaya rağmen pazartesi günü hafta sonuna kıyasla hafif bir artış gösterdi. Ön verilere göre, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolunda geçişler hâlâ tek haneli rakamlarda (altı adet).
Gelişmenin arka planı
Singapur merkezli uluslararası denizcilik veri şirketlerinin derlediği ön verilere göre, pazartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan altı ticari gemi geçti. Bu sayı, hafta sonundaki beşlik geçişe kıyasla küçük bir artışa işaret etse de, bölgedeki gerginliğin sürdüğü dönemde normalin oldukça altında seyrediyor.
Geçişlerdeki düşüş, ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik görüşmelerin çıkmaza girmesinin ardından geldi. Tahran yönetimi, uluslararası yaptırımların kaldırılması ve nükleer programının tanınması konusunda ısrar ederken, Washington yeni anlaşma için ön koşullar öne sürüyor. Bu durum, bölgedeki ticari gemiler için güvenlik risklerini artırıyor.
Denizcilik sigortacıları, Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için savaş riski primlerini yükseltmiş durumda. Bazı nakliye şirketleri, riski azaltmak için rotalarını değiştirmeyi veya geçişleri ertelemeyi tercih ediyor. Bu da küresel enerji arzı üzerinde ek baskı oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ihracatının yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yapıyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi büyük petrol üreticileri, ihracatlarının büyük bir bölümünü bu boğaz üzerinden gerçekleştiriyor. Boğazın kapatılması veya geçişlerin ciddi şekilde kısıtlanması, küresel petrol fiyatlarında sert dalgalanmalara yol açabilir.
Son haftalarda bölgede yaşanan gerginlikler, uluslararası deniz ticareti üzerindeki risk algısını artırdı. ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ve İran'ın da buna karşılık olarak gemilere el koyma tehditleri, navlun maliyetlerini yükseltiyor. Analistlere göre, geçiş sayılarındaki düşüş, armatörlerin riskten kaçınma davranışının bir yansıması.
Uzmanlar, müzakerelerdeki kilitlenme devam ettiği sürece Hürmüz'deki düşük trafiğin sürebileceğini belirtiyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programıyla ilgili son raporlar, uluslararası toplumun endişelerini artırıyor. BM Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) son raporları, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini artırdığına işaret ediyor.
Öte yandan, boğazdaki geçişlerin azalması, dünya genelinde enerji arz güvenliğine ilişkin endişeleri de beraberinde getiriyor. Özellikle Asya-Pasifik ülkeleri, enerji ihtiyaçlarının büyük kısmını bu bölgeden karşıladığı için durumdan doğrudan etkileniyor. Çin ve Hindistan gibi büyük ithalatçılar, alternatif tedarik yolları arayışına girmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, petrol ve doğal gaz ihtiyacının önemli bir bölümünü ithal ediyor. İran'dan yapılan doğal gaz ithalatı ve Körfez ülkelerinden gelen petrol sevkiyatları, Hürmüz Boğazı üzerinden geçiyor. Boğazdaki trafiğin azalması, enerji maliyetlerini ve arz güvenliğini olumsuz etkileyerek Türkiye'nin cari açığına baskı yapabilir. Ayrıca, bölgedeki gerginlik, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik girişimlerini ve enerji merkezi olma hedefini de yakından ilgilendiriyor. Türkiye'nin, enerji hatlarını çeşitlendirme ve yerli kaynakları artırma politikaları bu bağlamda daha da önem kazanıyor. Kriz derinleşirse, Türkiye'nin arabuluculuk rolü öne çıkabilir.