ABD ve İran arasında varılan anlaşma kapsamında stratejik Hürmüz Boğazı’nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasına yönelik açıklamalara rağmen, küresel gemicilik sektörü temkinli bir bekleyişe geçmiş durumda. Pazartesi günü yapılan açıklamalarda, nakliye grupları boğazdan güvenli geçiş için henüz çok erken olduğunu vurguladı. ABD ve İran yetkilileri, Ortadoğu’daki savaşı sona erdirme hedefiyle yürütülen müzakereler sonucunda bu hayati ticaret yolunun yeniden kullanıma açılacağını duyurmuştu. Ancak sektör temsilcileri, bölgedeki mayın tehdidinin devam ettiğini ve sigorta primlerinin hâlâ yüksek seyrettiğini belirterek, resmî garantiler olmadan yolculuk yapmayacaklarını ifade ediyor.
Anlaşmanın ardındaki jeopolitik gerilim
Pazar günü açıklanan mutabakat, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda haftalardır süren gerginliğin ardından geldi. İran’ın boğazı mayınlama ve ticari gemilere el koyma tehditleri, küresel enerji piyasalarında büyük dalgalanmalara neden olmuştu. ABD Beşinci Filosu’nun refakat gemileri eşliğinde gerçekleştirdiği seyirlerin bile yetersiz kaldığı bir ortamda, diplomatik çözüm arayışları hız kazandı. Anlaşma metninde, her iki tarafın da boğazın güvenli geçişine saygı göstereceği ve deniz ticaretini engelleyici eylemlerden kaçınacağı belirtiliyor. Ancak uzmanlar, yazılı güvencelerin sahada uygulanabilirliği konusunda şüphelerini koruyor.
Özellikle İran Devrim Muhafızları’nın (IRGC) kontrolündeki deniz unsurlarının bağımsız hareket kabiliyeti, anlaşmanın uygulanmasını zora sokabilecek bir faktör olarak öne çıkıyor. Son haftalarda yaşanan mayın temizleme operasyonlarının yetersizliği ve uluslararası deniz güçlerinin bölgedeki varlığının artması, sektörün endişelerini derinleştiriyor.
Küresel ticaret ve enerji güvenliği
Hürmüz Boğazı, sadece bölgesel değil, küresel ticaret için de kritik bir arter konumunda. Her gün yaklaşık 21 milyon varil ham petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz bu dar su yolundan geçiyor. Boğazın geçici olarak kapalı kalması durumunda, Asya’dan Avrupa’ya kadar geniş bir coğrafyada enerji fiyatlarının yeniden tırmanması bekleniyor. Şirketler, sigorta primlerinin normalin beş katına çıktığı bir ortamda, alternatif rotalar (Ümit Burnu dolayımı gibi) değerlendiriyor. Ancak bu rotaların hem maliyeti hem de süreyi önemli ölçüde artırması, küresel tedarik zincirlerinde yeni kırılmalara yol açabilir.
Denizcilik analistleri, anlaşmanın ilk adımda psikolojik bir rahatlama sağlasa da, somut bir güvenlik mimarisi oluşturulana kadar ticari gemilerin boğazı kullanmaya yanaşmayacağını öngörüyor. Bölgedeki askerî harekâtların sona ermesi ve kapsamlı bir mayın tarama faaliyeti, normalleşme için ön koşul olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı’nın durumu, Türkiye’nin enerji tedarik güvenliği açısından doğrudan önem taşımaktadır. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, Türkiye gibi net enerji ithalatçısı bir ülkenin cari açığını ve enflasyonunu doğrudan etkilemektedir. Ayrıca Basra Körfezi’nden Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan enerji koridorları (Kerkük-Ceyhan Boru Hattı gibi) alternatif güzergâhlar olarak önem kazanmaktadır. Anlaşmanın sağlıklı bir şekilde uygulanması, Orta Doğu’daki istikrarın tesisine katkı sağlayarak Türkiye’nin bölgesel ticaret hacmini olumlu yönde etkileyebilir. Bununla birlikte, ABD ve İran arasındaki bu mutabakatın, Türkiye’nin kendi enerji ve güvenlik politikalarını yeniden gözden geçirmesini gerektirdiği de açıktır.