Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş, Orta Doğu'da yeni bir jeopolitik krizin kapısını araladı. Çatışmalar, aralıklı ateşkes girişimleri ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla dalgalandı; Temmuz ortasında açık düşmanlıklar yeniden alevlendi. Son olarak Yemen'deki Husilerin de sürece müdahil olması, bölgede gerilimi daha da artırdı. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği kritik bir su yolu olarak küresel enerji güvenliği ve serbest seyrüsefer açısından hayati önem taşıyor. Savaşın seyri, uluslararası deniz ticaretini ve enerji fiyatlarını doğrudan etkiliyor.
Hürmüz Boğazı Neden Bu Kadar Önemli?
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan ve İran ile Umman arasında yer alan dar bir geçittir. Genişliği en dar noktada yaklaşık 21 mil olan boğaz, dünya deniz yoluyla taşınan petrolün neredeyse beşte birinin geçiş güzergâhıdır. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Irak gibi Körfez ülkelerinin ihracatının büyük bölümü buradan yapılır. Ayrıca sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığı için de kritik bir koridordur. Boğazın kapanması veya güvenliğinin tehlikeye girmesi, küresel petrol fiyatlarında ani sıçramalara, tedarik zincirlerinde aksamalara ve enerji ithalatçısı ülkelerde ekonomik istikrarsızlığa yol açabilir. Bu nedenle ABD başta olmak üzere birçok ülke, boğazda serbest seyrüseferin korunmasını ulusal güvenlik meselesi olarak görür.
Savaşın başlangıcından bu yana İran, zaman zaman boğazı kapatmakla tehdit etti ve bölgede gemilere yönelik saldırılar düzenledi. Temmuz ortasında çatışmaların yeniden başlamasıyla birlikte İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nda bir ABD destroyerine ait insansız hava aracını düşürdüğünü açıkladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ise bölgeye ek savaş uçakları ve deniz unsurları konuşlandırdı. Bu karşılıklı hamleler, boğazda seyrüsefer güvenliğini daha da kırılgan hale getirdi.
Yemen'deki Husilerin Rolü ve Bölgesel Yayılma
Yemen'deki Husi milisleri, İran'ın bölgesel müttefiki olarak savaşa dolaylı destek veriyor. Son haftalarda Husiler, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılarını artırdı ve bazı gemileri hedef aldı. Bu saldırılar, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimle birleştiğinde, Orta Doğu'dan Avrupa ve Asya'ya uzanan deniz ticaret hatlarını ciddi şekilde tehdit ediyor. Kızıldeniz ve Hürmüz, küresel ticaretin can damarları olarak birbirine bağlı; birindeki istikrarsızlık diğerini de etkiliyor. Husilerin eylemleri, savaşın vekil aktörler üzerinden genişlediğini ve bölgesel bir yangına dönüşme riskini gösteriyor.
Uluslararası toplum, gerilimi düşürmek için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, taraflara itidal çağrısı yaptı; ancak kalıcı bir ateşkes sağlanamadı. ABD ve İsrail, İran'ın nükleer programını ve bölgesel etkisini sınırlamayı hedeflerken, İran rejimi varlığını korumak için sert bir direniş sergiliyor. Savaşın uzaması, bölgede insani krizi de derinleştiriyor; sivil kayıplar artıyor ve milyonlarca insan yerinden ediliyor.
Küresel Ekonomik ve Stratejik Sonuçlar
Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara neden oluyor. Petrol fiyatları, savaşın başlamasından bu yana %30'un üzerinde arttı; bazı analistler, boğazın tamamen kapanması durumunda varil başına fiyatın 150 doları aşabileceğini öngörüyor. Bu durum, enerji ithalatçısı ülkeler için ciddi bir ekonomik yük oluştururken, küresel enflasyonu da körükleyebilir. Ayrıca deniz taşımacılığı sigorta maliyetleri yükseldi ve birçok gemi şirketi rotalarını değiştirmek zorunda kaldı. Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz güzergâhındaki aksamalar, Asya-Avrupa ticaretini yavaşlatıyor.
NATO ve Avrupa Birliği, enerji güvenliğini sağlamak için alternatif kaynaklar ve güzergâhlar arıyor. ABD, Körfez ülkeleriyle savunma işbirliğini güçlendirirken, Çin ve Rusya da bölgedeki dengeleri kendi lehlerine çevirmeye çalışıyor. Çin, petrol ithalatının büyük kısmını Hürmüz üzerinden yaptığı için savaşın seyrini yakından takip ediyor ve arabuluculuk girişimlerinde bulunuyor. Rusya ise İran'a verdiği destekle Batı'ya karşı bir denge unsuru oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Orta Doğu'dan karşılıyor ve Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlık, doğrudan enerji arz güvenliğini tehdit ediyor. Petrol fiyatlarındaki artış, cari açık ve enflasyon üzerinden Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, bölgede artan gerilimin kendi sınırlarına sıçramasından endişe ediyor; İran ile Irak ve Suriye üzerinden uzanan bağlantılar, güvenlik risklerini artırıyor. Türkiye'nin diplomatik kanalları kullanarak ateşkes çağrıları yapması ve bölgesel istikrar için aktif rol alması kritik önem taşıyor.