ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ardından Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, küresel enerji piyasalarında tarihin en büyük arz kesintisine neden oldu. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre bu kesinti, dünya petrol piyasasında şimdiye kadar yaşanan en şiddetli tedarik şoku olarak kayıtlara geçti. Boğaz’ın kapanması sadece enerji fiyatlarını fırlatmakla kalmadı, aynı zamanda küresel ticaret yollarını yeniden şekillendiren jeopolitik bir dönüşümün fitilini ateşledi.
Hürmüz Boğazı’nın Stratejik Önemi ve Krizin Boyutu
Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sine ev sahipliği yapıyor. Günde 17 milyon varil ham petrolün geçtiği dar su yolu, Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkelerinin enerji ihracatı için hayati önem taşıyor. ABD-İsrail koalisyonunun İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırılarına karşılık Tahran yönetiminin boğazı mayınlayarak kapatması, küresel petrol arzının aniden buharlaşmasına yol açtı. IEA, kesintinin 2019’daki Suudi Aramco saldırısından ve hatta 1973 petrol krizinden daha büyük olduğunu belirtiyor. Brent petrol fiyatları bir haftada 150 doların üzerine çıkarken, ABD stratejik petrol rezervlerini kullanma kararı aldı; Avrupa ve Asya’da ise enerji karnesi uygulamaları gündeme geldi.
Orta Koridor: Türkiye’nin Alternatif Ticaret ve Enerji Rotası
Hürmüz Boğazı’nın kapanması, Çin ve Avrupa arasındaki geleneksel deniz ticaret yollarını fiilen kesintiye uğratırken, Orta Koridor (Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Rotası) stratejik bir alternatif olarak öne çıktı. Türkiye’nin aktif olarak desteklediği bu rota, Çin’den Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanıyor. Enerji arzında ise Hazar Denizi’ndeki petrol ve doğalgaz kaynaklarının Batı’ya taşınması için Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı kritik bir rol üstleniyor. Türkiye, hem enerji geçiş ülkesi hem de lojistik merkez olarak Orta Koridor’un güçlenmesini istiyor. Son yıllarda yapılan demiryolu ve liman yatırımları, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının kapasitesinin artırılması, Türkiye’yi bu rotanın kilit aktörü konumuna getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı’nın kapanması, Türkiye’nin enerji güvenliği ve dış ticaret politikası açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor. Kriz, Türkiye’nin Hazar enerji kaynaklarına erişimini ve Orta Koridor girişimlerini daha da önemli hale getirdi. Türkiye, Orta Koridor’un geliştirilmesiyle hem enerji tedarikini çeşitlendirebilir hem de küresel ticarette bir geçiş ülkesi olarak elini güçlendirebilir. Ancak boğazın kapanması, kısa vadede Türkiye’nin ithal ettiği petrol fiyatlarını da yükselttiği için cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluşturuyor. Türkiye, bu süreçte Rusya ve İran ile olan dengeli ilişkisini koruyarak, Batılı müttefikleriyle iş birliğini derinleştirmek zorunda. Ankara’nın Orta Koridor’u bir dış politika aracı olarak kullanması, bölgesel rekabette elini güçlendirebilir, ancak bu stratejinin başarısı altyapı yatırımları ve diplomatik adımların koordinasyonuna bağlı.