Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği, ABD ile İran arasında varılan ön anlaşmaya rağmen savaş öncesi seviyelerin oldukça altında seyretmeye devam ediyor. Kritik su yolunda geçişler düzensiz ve öngörülemez bir hal alırken, küresel enerji tedarik zincirleri üzerindeki baskı sürüyor. Bölgedeki istikrarsızlık, hem petrol fiyatlarını hem de uluslararası deniz ticaretini doğrudan etkiliyor.
Görüşmeler yetersiz kaldı
ABD ile İran arasında yürütülen dolaylı müzakereler sonucunda boğazın yeniden güvenli hale getirilmesi için bazı adımlar atılmıştı. Ancak bu adımlar, ticari gemilerin normale dönmesi için yeterli olmadı. Petrol tankerleri ve konteyner gemileri, askeri gerilimler ve sigorta primlerindeki artış nedeniyle alternatif rotaları tercih ediyor.
Uzmanlar, mevcut anlaşmanın kapsamının sınırlı olduğunu ve taraflar arasındaki güven eksikliğinin giderilemediğini vurguluyor. İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri konusundaki endişeler devam ederken, ABD'nin yaptırımları da tam olarak kaldırılmış değil. Bu belirsizlik ortamı, deniz ticaretinin canlanmasını engelliyor.
Küresel enerji piyasalarına etkisi
Dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı, enerji güvenliği açısından hayati öneme sahip. Boğazdaki aksaklıklar, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açarken, Asya ve Avrupa’daki rafinerileri alternatif kaynak arayışına itiyor. Suudi Arabistan ve BAE gibi Körfez ülkeleri, boru hatlarıyla ihracat kapasitelerini artırmaya çalışsa da boğazın alternatifi bulunmuyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) verilerine göre, bölgedeki gemi geçişleri 2019 seviyesine kıyasla yüzde 30-40 oranında azalmış durumda. Sigorta şirketlerinin bölge için uyguladığı savaş riski primleri, navlun maliyetlerini artırarak ticareti daha da pahalı hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal eden bir ülke olarak Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenmektedir. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki oynaklık, Türkiye'nin cari açığı ve enerji maliyetleri üzerinde baskı yaratmaktadır. Ayrıca Türkiye, Körfez ülkeleriyle artan ticari ilişkileri ve stratejik ortaklıkları nedeniyle bölgede istikrarın sağlanmasını yakından takip etmektedir. Boğazın güvenliği, yalnızca enerji arzı açısından değil, aynı zamanda Türkiye üzerinden geçen enerji koridorlarının rekabetçiliği açısından da kritik öneme sahiptir.