Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiği, 7 Ekim 2023'te başlayan İsrail-Hamas çatışmalarının ardından %20'den fazla azalarak savaş öncesi seviyelerin altında seyretmeye devam ediyor. Denizcilik veri analiz şirketi Windward'in raporuna göre, boğazdan günlük geçen tanker ve yük gemisi sayısı ortalama 70'in altına düşerken, bu rakam savaş öncesinde 90'ın üzerindeydi. Dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği bu stratejik su yolundaki düşüş, küresel enerji piyasalarında tedirginliğe yol açıyor.
Gelişmenin arka planı
İran ve Umman arasındaki Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ndeki petrol ve doğalgaz üreticilerinin dünya pazarlarına açılan en kritik kapısı konumunda. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkelerin enerji ihracatının büyük kısmı bu boğazdan geçiyor. İsrail-Hamas savaşının bölgeye sıçrama riski ve Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırıları, Hürmüz'deki trafiği de etkiledi. Gemiler daha uzun rotaları tercih ediyor veya seferlerini iptal ediyor. Ayrıca, İran ile ABD arasındaki gerilim de boğazın güvenliğine ilişkin endişeleri artırıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'ndaki trafiğin düşmesi, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmaya neden oluyor. Brent petrolün varil fiyatı son haftalarda 90 doların üzerinde seyrederken, analistler boğazın tamamen kapanması halinde fiyatların 120 doları aşabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, enerji ithalatçısı ülkeler için cari açığı artırırken, enflasyonist baskıları da tetikleyebilir. Çin, Hindistan ve Japonya gibi Asya ülkeleri, petrol ihtiyaçlarının büyük kısmını bu boğazdan karşılıyor. ABD ise stratejik rezervlerini kullanarak arz güvenliğini sağlamaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, petrol ihtiyacının büyük kısmını Irak başta olmak üzere Orta Doğu ülkelerinden karşılıyor ve bu tedarikte Hürmüz Boğazı kritik bir geçiş noktası. Boğazdaki trafik azalması, petrol fiyatlarının yükselmesine ve Türkiye'nin enerji maliyetlerinin artmasına yol açabilir. Ayrıca, İran ile yürütülen doğalgaz ticareti de bu gerilimden etkilenebilir. Türkiye, enerji arz güvenliğini sağlamak için alternatif tedarik yolları geliştirmeli ve yerli kaynakları daha etkin kullanmalı. Bölgedeki jeopolitik riskler, Türkiye'nin enerji bağımlılığını azaltma stratejisini daha da önemli hale getiriyor.