Singapur, 1 Eylül (Reuters) – Hürmüz Boğazı'ndan geçen emtia taşıyan gemi sayısı, pazartesi günü hafta sonuna kıyasla neredeyse hiç değişmeyerek yaklaşık beş seviyesinde kaldı. Ön gemi takip verileri, salı günü yapılan açıklamada, bu sayının son on günlük ortalama olan yaklaşık 14'ün altında kaldığını gösterdi. Bölgedeki artan jeopolitik riskler, dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan bu su yolundaki hareketliliği önemli ölçüde azalttı. Özellikle İran'ın son dönemde gerçekleştirdiği askeri tatbikatlar ve uluslararası gemilere yönelik tehditler, sigorta primlerinin yükselmesine ve bazı şirketlerin alternatif rotaları değerlendirmesine neden oldu.
Geçişlerdeki düşüşün arka planı
Söz konusu dört geminin, boğazdan geçen gemilerin tamamını oluşturduğu belirtilirken, bu sayının genellikle 15-20 arasında değiştiği düşünüldüğünde, yaşanan azalma dikkat çekici bir düzeye ulaşmış durumda. Uzmanlar, bu düşüşün arkasında yalnızca jeopolitik gerilimlerin değil, aynı zamanda küresel ekonomik yavaşlamanın da etkili olduğunu ifade ediyor. Emtia talebindeki zayıflama, özellikle petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığında belirgin bir azalmaya yol açtı. Uluslararası Enerji Ajansı'nın verilerine göre, dünya genelinde ham petrol talebi büyüme hızı yavaşlarken, Asya'daki büyük alıcı ülkelerin stoklarını doldurma politikaları da bu düşüşte etkili oldu.
Bununla birlikte, İran'ın geçtiğimiz haftalarda Hürmüz Boğazı çevresinde gerçekleştirdiği askeri tatbikatlar ve bazı ticari gemilere el koyma girişimleri, nakliye şirketlerini tedirgin etti. Sigorta şirketleri, savaş riski primlerini ciddi oranda artırdı; hatta bazıları bu bölgeyi tamamen kapsam dışı bıraktı. Bu durum, özellikle Orta Doğu'dan Asya ve Avrupa'ya uzanan enerji hatlarında maliyetlerin yükselmesine neden oldu. Öte yandan, ABD öncülüğündeki deniz gücü misyonları ve uluslararası konvoy çabaları, ticari gemilere güvenlik sağlamayı hedefliyor; ancak bu çabaların etkinliği konusunda hâlâ soru işaretleri bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapıyor; bu nedenle bölgedeki herhangi bir aksama, küresel enerji fiyatlarını doğrudan etkileyebiliyor. Geçtiğimiz yıl boyunca İran'ın nükleer programı ve ABD yaptırımları nedeniyle gerginleşen ilişkiler, boğazın güvenliğini tehdit eden en önemli faktörler arasında yer aldı. ABD'nin İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikası, Tahran'ı ekonomik anlamda köşeye sıkıştırırken, İran da zaman zaman boğazı kapatma tehdidinde bulunarak karşı atağa geçti.
Bu gelişmeler, yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda küresel tedarik zincirlerini de tehdit ediyor. Özellikle Asya'nın gelişmekte olan ekonomileri, enerji ihtiyaçlarının büyük bir kısmını bu boğaz üzerinden karşılıyor. Çin, Hindistan ve Japonya gibi ülkeler, Hürmüz Boğazı'ndaki istikrarsızlıktan en fazla etkilenenler arasında. Bu ülkeler, alternatif enerji kaynakları arayışına girerken, Rusya ve diğer üreticilerin yeni hatları devreye almasıyla enerji arz güvenliği yeniden şekilleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki bu gelişmeler, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilecek bir dizi faktörü barındırıyor. Öncelikle, Türkiye enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü ithalatla karşılıyor ve bu ithalatın büyük kısmı Orta Doğu ülkelerinden geliyor. Boğazdaki güvenlik riskleri, petrol fiyatlarının yükselmesine yol açarak Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin enerji koridoru olma hedefi doğrultusunda, Hazar ve Orta Doğu kaynaklarını Avrupa'ya taşıma projeleri, bölgedeki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri ve enerji güvenliği politikaları, bu tür krizlerde kritik önem taşıyor. Türkiye, hem uluslararası toplumla koordinasyon içinde hem de kendi enerji arz güvenliğini sağlamak adına bu gelişmeleri yakından izlemektedir.