20 Ağustos 2026 tarihli Horizons Orta Doğu ve Afrika programı, bölgesel ekonomik görünümü, enerji ticaretindeki kaymaları ve yatırım dinamiklerindeki değişimi masaya yatırıyor. Programda, Orta Doğu ve Afrika'daki yeni ticaret anlaşmaları, altyapı projeleri ve finansal piyasalardaki dalgalanmaların küresel ekonomiye etkileri ele alınıyor. Özellikle, Körfez ülkelerinin Afrika'daki yatırımlarının artması ve Çin'in bölgedeki ticari etkinliğinin genişlemesi dikkat çekiyor.
Bölgesel Ekonomik Görünüm ve Yatırım Trendleri
Programın ilk bölümünde, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinin karşı karşıya olduğu ekonomik zorluklar ve fırsatlar değerlendirildi. Yüksek enflasyon oranları, azalan kamu gelirleri ve artan borç yükü, birçok ülkenin ekonomik reformlar yapmasını zorunlu kılıyor. Öte yandan, dijitalleşme ve yeşil enerji yatırımları, özellikle genç nüfusuyla Afrika'da yeni bir büyüme dalgasını tetikliyor. Uzmanlar, bölgedeki ekonomik büyümenin sürdürülebilir olması için altyapı yatırımlarının ve özel sektörün rolünün artması gerektiğine vurgu yapıyor.
Körfez ülkeleri, vizyon belgeleri çerçevesinde Afrika'ya yönelik yatırımlarını hızlandırmış durumda. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan, lojistik, tarım ve yenilenebilir enerji alanlarında önemli projelere imza atıyor. Bununla birlikte, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Afrika'da artan yatırımları, rekabeti kızıştırıyor. Program, bu yatırımların bölge ülkeleri üzerindeki kalkınma etkilerini ve yaratabileceği bağımlılık risklerini tartışıyor.
Enerji fiyatlarındaki oynaklık, hem Orta Doğu hem de Afrika ekonomileri için kritik önem taşıyor. Petrol ve doğalgaz ihracatçısı ülkeler, yüksek fiyatlardan olumlu etkilenirken, enerji ithalatçısı ülkeler cari açıklarla mücadele ediyor. Yenilenebilir enerji potansiyelinin yüksek olduğu Afrika'da, güneş ve rüzgar enerjisi yatırımlarının önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor. Bu durum, enerji geçişi sürecinde bölgenin küresel arenadaki önemini artıracak.
Küresel Bağlamda Orta Doğu ve Afrika
Horizons programı, bölgenin küresel ekonomiyle entegrasyonunu da ele alıyor. AB ile yapılan ticaret anlaşmaları, Asya ülkeleriyle gelişen ilişkiler ve ABD'nin yeni ekonomik stratejileri, bölge ülkelerinin ihracat olanaklarını şekillendiriyor. Özellikle, Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi'nin (AfCFTA) tam olarak uygulanması durumunda kıta içi ticaretin önemli ölçüde artacağı öngörülüyor. Bu, hem bölgesel iş birliğini hem de küresel tedarik zincirlerindeki konumu güçlendirebilir.
Jeopolitik gerilimler, ekonomik ilişkileri olumsuz etkileme potansiyeli nedeniyle yakından takip ediliyor. Kızıldeniz'deki güvenlik riskleri, enerji ve ticaret yolları üzerinde tehdit oluştururken, ülkeler arasındaki siyasi anlaşmazlıklar da ticaret hacimlerini düşürebiliyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin etkilerinin artması nedeniyle gıda güvenliğinin ve su kaynaklarının yönetiminin bölgesel iş birliği için öncelikli alanlardan biri olması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu ve Afrika ile olan ekonomik ilişkileri açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Türkiye, inşaat, enerji, savunma sanayii ve tekstil gibi sektörlerdeki deneyimini bu pazarlarla buluşturarak hem ticari hacmini artırabilir hem de bölgesel nüfuzunu güçlendirebilir. Özellikle Afrika'daki altyapı projelerine Türk müteahhitlik firmalarının katılımı, iki taraf için de kazan-kazan durumu yaratabilir. Enerji alanında, Doğu Akdeniz'deki kaynakların işletilmesi ve hidrokarbon sevkiyatı konusunda Türkiye'nin kritik bir konuma sahip olması, bölgesel ekonomik entegrasyonda öncü bir rol üstlenmesini sağlayabilir. Ancak, jeopolitik gerilimlerin ve rekabetin yoğun olduğu bu coğrafyada Türkiye'nin çok yönlü ve dengeli bir dış politika izlemesi gerekmektedir.