Hong Kong, son aylarda küresel finans piyasalarındaki toparlanmanın etkisiyle beyaz yakalı profesyoneller için yeniden cazibe merkezi haline geldi. Özellikle halka arz (IPO) piyasasındaki canlılık ve hükümetin duyurduğu vergi indirimi planları, şehri terk eden on binlerce kişiyi geri dönmeye teşvik ediyor. Bloomberg'in ekonomi muhabiri Diana Li'nin aktardığına göre, Hong Kong'a dönüş yaşayanlar arasında bankacılar, avukatlar ve teknoloji uzmanları başı çekiyor. Bu akım, şehrin finans merkezi statüsünü yeniden güçlendirirken, küresel ölçekte beyaz yakalı işgücü hareketliliği açısından da önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Dönüşün nedenleri: Vergi avantajları ve IPO patlaması
Hong Kong hükümetinin geçtiğimiz aylarda açıkladığı vergi reformu paketi, yüksek gelirli profesyoneller için önemli avantajlar sunuyor. Özellikle finans sektöründe çalışanlar için geçerli olacak indirimler, şehrin Singapur ile rekabetini artırmayı hedefliyor. Aynı zamanda, Çin anakarasındaki teknoloji şirketlerinin Hong Kong Borsası'nda (HKEX) halka arz olma isteği, şehirdeki bankacılık ve hukuk firmalarının iş yükünü artırmış durumda. 2025 yılının ilk çeyreğinde Hong Kong'da gerçekleşen halka arzların toplam değeri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40 artış gösterdi. Bu durum, özellikle denizaşırı ülkelerde çalışan Hong Konglu profesyoneller için geri dönüş kararını hızlandıran bir faktör oldu.
Öte yandan, 2020-2023 yılları arasında sıkı COVID-19 önlemleri ve ulusal güvenlik yasası nedeniyle şehri terk eden yüz binlerce kişinin bir kısmı, artan iş fırsatları ve yaşam kalitesi avantajları sayesinde geri dönüş yapıyor. Gayrimenkul piyasasında da bu dönüşün etkisi hissediliyor; lüks konut kiraları son altı ayda yüzde 12 yükseldi. Uzmanlar, bu eğilimin Hong Kong’un küresel finans merkezi kimliğini pekiştireceğini ve bölgesel rekabette Singapur’a karşı elini güçlendireceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Asya'nın yeni rekabeti
Hong Kong'un bu yeni dönüş dalgası, yalnızca şehrin kendi ekonomisi için değil, tüm Asya-Pasifik bölgesi için de anlamlı. Özellikle Singapur, son beş yılda Hong Kong'dan göç eden finans profesyonellerinin önemli bir kısmını çekmişti. Singapur'un güçlü düzenleyici ortamı, siyasi istikrarı ve düşük vergi avantajları, Hong Kong'un kaybettiği yetenekleri kazanmasında etkili olmuştu. Ancak Hong Kong'un son dönemdeki halka arz patlaması ve Çin'in ekonomik teşvik politikaları, yatırımcıların yeniden Hong Kong'a yönelmesine neden oluyor. Özellikle ABD ve Avrupa merkezli fonların Asya ofislerini Hong Kong'a taşıma kararı alması, bu dönüşün kurumsal boyutunu gösteriyor.
Küresel ölçekte bakıldığında, beyaz yakalı profesyonellerin şehir değiştirme eğilimi, hibrit çalışma modellerinin yaygınlaşması ve artan yaşam maliyetleri gibi faktörlerle şekilleniyor. Hong Kong'un yüksek maaşlı iş imkanları ve düşük gelir vergisi (%15'e varan) oranı, şehri özellikle finans sektöründe çalışanlar için çekici kılıyor. Bununla birlikte, jeopolitik riskler ve Çin'in artan etkisi, bazı uluslararası şirketlerin Asya merkezlerini alternatif bölgelere taşıma planlarını gündemde tutuyor. Ancak şimdilik veriler, Hong Kong'un yeniden yükselişte olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel sermaye hareketleri ve finans merkezleri arasındaki rekabet açısından Türkiye için dolaylı ancak önemli bir gösterge. Hong Kong'un yeniden cazibe kazanması, İstanbul'un bir finans merkezi olma hedefi doğrultusunda, şehirlerin yetenekli işgücünü çekmek için vergi avantajları ve güçlü hukuki altyapı sunması gerektiğini hatırlatıyor. Türkiye'nin özellikle genç ve dinamik nüfusu, bölgesel finans merkezi olma potansiyelini güçlendirirken, bu tür global gelişmelerden ders çıkarması ve yatırımcılar için öngörülebilir bir ortam sağlaması kritik. Ayrıca, Türk profesyonellerinin yurt dışına göçü (beyin göçü) göz önüne alındığında, bu tarz ekonomik teşvikler ve istikrarın, yetenekli işgücünün Türkiye'de tutulması için de önemli olduğu değerlendiriliyor.