Hong Kong, bir zamanlar Çin'in sofralarında sıklıkla rastlanan ve halk arasında 'kanalizasyon yağı' olarak bilinen atık yağları, şimdi sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) üretmek için kullanmayı hedefliyor. Çin'de son yıllarda mutfak ve kanalizasyon atıklarından geri dönüştürülen bu madde, 'sıvı altın' olarak anılmaya başlandı ve temiz enerji sektörünün gözdesi haline geldi. Hong Kong yönetimi, bu potansiyeli değerlendirerek hava yolu şirketlerinin karbon ayak izini azaltmayı amaçlıyor.
Atık yağın dönüşümü ve SAF üretimi
Çin'de bir dönem gıda güvenliği endişelerine yol açan 'kanalizasyon yağı', restoranların kızartma yağlarının ve kanalizasyon sistemlerinden toplanan atıkların işlenmesiyle elde ediliyor. Bu yağ, son yıllarda sofralardan neredeyse tamamen kayboldu ve bunun yerine biyoyakıt üretiminde ham madde olarak kullanılmaya başlandı. Özellikle sürdürülebilir havacılık yakıtı, geleneksel jet yakıtına kıyasla karbon emisyonlarını %80'e varan oranda azaltabiliyor. Hong Kong, bu dönüşümü teşvik etmek için çeşitli politikalar geliştiriyor ve özel sektör yatırımlarını çekmeyi planlıyor.
Hong Kong'un hedefi, 2030 yılına kadar havaalanı operasyonlarında kullanılan yakıtın önemli bir kısmını SAF'tan sağlamak. Şehir, uluslararası bir finans ve lojistik merkezi olarak, bu alandaki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ancak SAF üretimi için gereken atık yağ miktarı ve maliyetler, projenin önündeki en büyük engeller arasında. Uzmanlar, atık yağ toplama altyapısının güçlendirilmesi ve rafineri kapasitesinin artırılması gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, Çin anakarasında da benzer projeler yürütülüyor. Ülke, 2025 yılına kadar 50.000 ton SAF üretim kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Hong Kong'un bu zincirin önemli bir halkası olması bekleniyor. Ancak, atık yağın toplanması ve işlenmesi sürecinde çevresel ve lojistik zorluklar bulunuyor. Özellikle pandemi sonrası artan maliyetler, SAF'ı geleneksel yakıtlara kıyasla daha pahalı hale getiriyor.
Küresel havacılıkta yeşil dönüşüm ve bölgesel etkiler
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), 2050'ye kadar net sıfır karbon hedefi doğrultusunda SAF kullanımını teşvik ediyor. Avrupa Birliği, 2025'ten itibaren havalimanlarında SAF karışım oranını zorunlu kılmayı planlıyor. Bu gelişmeler, Asya-Pasifik bölgesindeki havayolları için de baskı oluşturuyor. Hong Kong, bölgesel bir havacılık merkezi olarak bu dönüşüme öncülük etmek istiyor.
Ancak, SAF üretimi için gereken atık yağ miktarı sınırlı. Küresel atık yağ arzının 2030'a kadar yılda 10 milyon tonu aşması beklenmiyor, oysa havacılık sektörünün ihtiyacı çok daha fazla. Bu nedenle, alternatif ham maddeler ve sentetik yakıtlar üzerinde de çalışmalar sürüyor. Hong Kong'un bu alandaki başarısı, bölgedeki diğer ülkeler için model oluşturabilir.
Türkiye gibi ülkeler de SAF üretimine ilgi gösteriyor. Türk Hava Yolları, 2022'de ilk SAF kullanımını gerçekleştirdi ve 2030'a kadar karbon emisyonlarını %50 azaltmayı hedefliyor. Ancak, atık yağ toplama ve işleme altyapısı konusunda Türkiye'nin daha fazla yatırıma ihtiyacı var. Hong Kong'un deneyimi, Türkiye için de yol gösterici olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un mutfak atıklarından sürdürülebilir havacılık yakıtı üretme girişimi, küresel havacılık sektöründe yeşil dönüşümün hızlandığını gösteriyor. Türkiye, artan hava trafiği ve enerji ithalatı bağımlılığı nedeniyle bu gelişmelerden doğrudan etkilenebilir. Türk Hava Yolları'nın SAF kullanımına yönelik adımları, uluslararası rekabet açısından kritik. Ayrıca, Türkiye'de atık yağ toplama sisteminin güçlendirilmesi, hem çevresel hem de ekonomik kazanç sağlayabilir. Hong Kong modeli, Türkiye'nin yeşil enerji hedeflerine ulaşmasında ilham kaynağı olabilir.