Hong Kong Özel İdari Bölgesi Baş Yöneticisi John Lee Ka-chiu, 1 Temmuz’da yaptığı konuşmayla hükümetinin 29. devir teslim yıldönümü kapsamındaki başarılarını anlatmayı hedeflerken, bir uyuşturucu karşıtı video nedeniyle patlak veren tartışmaların gölgesinde kaldı. “Correctio” adlı bir yapay zeka tarafından hazırlanan videoda, uyuşturucu kullanan bir kişinin fiziksel deformasyonu abartılı ve gerçekçi olmayan bir şekilde gösterilince, izleyicilerden büyük tepki geldi. Sosyal medyada hızla yayılan videonun sağlık ve eğitim açısından yanıltıcı olduğu belirtildi. Olay, Hong Kong’un yapay zeka teknolojisini teşvik etme hedeflerine yönelik güveni sarstı ve yönetimin bu alandaki yaklaşımını sorgulattı.
Gelişmenin arka planı: Yapay zeka kullanımındaki tartışmalı adım
Hong Kong yönetimi, son yıllarda yapay zeka teknolojilerini kamu hizmetlerinde daha etkin kullanmayı hedefliyor. 2023 yılında yayımlanan “Hong Kong Yapay Zeka Stratejisi”, kenti küresel bir teknoloji merkezi haline getirme vizyonunu içeriyor. Ancak “Correctio” adlı yapay zeka tarafından hazırlanan uyuşturucu karşıtı video, bu vizyonla çelişen bir tablo ortaya koydu. Videoda, uyuşturucu kullanan bir kişinin yüzünün aşırı derecede eridiği, dişlerinin döküldüğü ve teninin renginin değiştiği görülüyor. Uzmanlar, bu tür abartılı temsillerin gençler arasında uyuşturucu kullanımını önlemek yerine merak uyandırabileceğini ve gerçek riskleri gölgeleyebileceğini belirtiyor.
Hong Kong Eğitim Bakanlığı, videonun okullarda kullanılmasını durdururken, Baş Yönetici John Lee, konuyu “ders alınması gereken bir hata” olarak nitelendirdi. Ancak muhalefet partileri, bu olayın yapay zeka kullanımındaki yönetim zafiyetini gösterdiğini savunarak, daha sıkı denetim mekanizmaları talep ediyor. Kentteki teknoloji şirketleri ise bu durumun yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebileceğinden endişe ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yapay zeka propagandasının riskleri
Hong Kong’daki bu olay, yapay zekanın kamu politikalarında kullanımının taşıdığı riskleri küresel ölçekte gündeme taşıdı. Özellikle Çin’in teknoloji alanındaki iddialı hedefleri, Hong Kong’un bu alandaki rolünü daha da önemli kılıyor. Uzmanlar, yapay zeka tarafından üretilen içeriklerin doğruluğunun denetlenmemesi halinde, toplumda yanlış bilgilendirme ve güven kaybına yol açabileceği konusunda uyarıyor. ABD ve Avrupa Birliği’nde de benzer tartışmalar yaşanırken, Hong Kong’daki bu fiyasko, yapay zeka etiği konusundaki küresel hassasiyeti artırdı. Dünya Sağlık Örgütü, sağlık alanında kullanılan yapay zeka ürünlerinin etik standartlara uygun olması gerektiğini vurgularken, Hong Kong hükümeti konuyla ilgili bir soruşturma başlattı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong’daki bu olay, Türkiye’nin yapay zeka teknolojilerini kamu hizmetlerinde kullanma hedefleri açısından önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye, son yıllarda yapay zeka alanında çeşitli projeler başlatmış olsa da, etik denetim mekanizmalarının yetersizliği benzer risklere yol açabilir. Uyuşturucuyla mücadele gibi hassas konularda kullanılacak yapay zeka araçlarının, öncelikle bilimsel gerçeklere dayanması ve toplumda güven yaratması gerekiyor. Aksi takdirde, Hong Kong’da olduğu gibi, iyi niyetli girişimler beklenenin aksine güven erozyonuna neden olabilir. Türk yetkililerin bu deneyimden faydalanarak, yapay zeka stratejilerinde etik ve şeffaflık ilkelerini ön plana çıkarması, hem ulusal hem de uluslararası alanda itibar açısından kritik önem taşıyor.