Hong Kong'un Genel İstihdam Politikası (GEP) kapsamında geçen yıl çalışma vizesi alan yabancı uyrukluların yaklaşık yüzde 80'i kısa süreli sözleşmelerle işe yerleştirilirken, başarılı başvuru sahiplerinin neredeyse yarısı aylık 20.000 HK$'ın (yaklaşık 2.564 ABD Doları) altında maaş aldı. Göçmenlik Departmanı'nın en son verilerine göre, bu durum politikanın işgücü piyasasındaki esnekliği artırma amacıyla mı yoksa işverenlerin düşük maliyetli işgücü talebiyle mi şekillendiği konusunda soru işaretleri uyandırıyor. Uzmanlar, bu eğilimin Hong Kong'un ekonomik yapısındaki değişimi ve yerel işgücüne yönelik tehdidi gözler önüne serdiğini belirtiyor.
Genel İstihdam Politikası'nın İşleyişi ve Son Veriler
Hong Kong Göçmenlik Departmanı tarafından yayımlanan istatistiklere göre, 2023 yılında GEP kapsamında vize başvurusunda bulunan yabancı profesyonellerin sayısında önemli bir artış yaşandı. Toplamda yaklaşık 28.000 başvurunun onaylandığı bu süreçte, onaylanan vizelerin büyük çoğunluğu 12 ay veya daha kısa süreli sözleşmelere dayanıyor. Bu durum, politikanın özellikle teknoloji, finans ve danışmanlık gibi sektörlerdeki geçici projeler için hızlı işgücü sağlama amacıyla kullanıldığını gösteriyor.
Verilere göre, başvuru sahiplerinin yüzde 47'si aylık 20.000 HK$'ın altında bir gelirle çalışmayı kabul etti. Bu maaş seviyesi, Hong Kong'un ortalama geliri olan 30.000 HK$'ın oldukça altında. Göçmenlik Departmanı yetkilileri, bu durumun özellikle yeni mezunlar ve genç profesyoneller için bir fırsat olduğunu savunurken, işçi sendikaları ve sivil toplum kuruluşları bu vizelerin yerel halkın iş olanaklarını daralttığı ve ücret baskısını artırdığı yönünde eleştirilerini dile getiriyor.
GEP, 1960'lı yıllardan bu yana Hong Kong'un vasıflı işgücü ihtiyacını karşılamak üzere uygulanan bir sistem. Başvuru sahiplerinin en az iki yıllık iş tecrübesine sahip olmaları ve sponsor şirketlerin iş pozisyonunun yerli halk tarafından doldurulamayacağını kanıtlaması gerekiyor. Ancak son dönemde yapılan değişikliklerle birlikte, birçok başvuru sahibinin asgari deneyim şartını taşımadığı ve sözleşmelerin giderek daha kısa süreli olduğu gözlemleniyor. Özellikle teknoloji şirketlerinin yapay zeka ve fintech alanlarındaki proje bazlı işler için bu tür kısa süreli istihdamı tercih ettiği belirtiliyor.
Hong Kong Ekonomisi ve Bölgesel Rekabet Bağlamında Vizeler
Hong Kong, 2019 yılındaki protestoların ardından yaşanan göç dalgası ve ardından pandeminin etkisiyle ciddi bir işgücü açığıyla karşı karşıya. Özellikle nitelikli işgücünün Singapur ve anakara Çin şehirlerine kayması, şehrin uluslararası finans merkezi konumunu tehdit ediyor. Hükümet, bu nedenle yabancı yetenekleri çekmek için GEP'i ve diğer vize programlarını daha esnek hale getirmeye çalışıyor. Ancak eleştirmenler, bu politikanın çalışma koşullarını iyileştirmek yerine işverenlere düşük maliyetli işgücü sağladığını ve bunun da yerel işsizliği artırabileceğini savunuyor.
Bölgesel boyutta, Hong Kong'un bu yaklaşımı, kendisiyle rekabet halinde olan Singapur'un yetenek çekme politikalarıyla da tezat oluşturuyor. Singapur, yüksek vasıflı yabancı işçilere yönelik çok daha seçici bir sistem uygularken, Hong Kong'un daha geniş bir yelpazede vize vermesi, bazı gözlemciler tarafından 'kısa vadeli çözümlere bağımlılık' olarak yorumlanıyor. Aynı zamanda, anakara Çin'deki şehirlerin kendi yetenek çekme programları, Hong Kong'un işgücü piyasasındaki dönüşümünü hızlandırıyor.
Uzmanlara göre, kısa süreli sözleşmelere dayalı vizeler, şirketlerin küresel ekonomik belirsizlik ortamında daha esnek bir işgücü bulundurmasına olanak tanıyor. Ancak bu durum, çalışanların kariyer güvenliğini ve sosyal haklarını riske atıyor. Hong Kong'da kısa süreli sözleşmeli yabancı işçiler, sağlık sigortası ve emeklilik hakları gibi konularda sınırlı güvenceye sahip. Bu da özellikle genç profesyonellerden oluşan göçmen nüfusun şehirde uzun vadeli kalmamasına ve şehirde yaşam standardının düşmesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, küresel işgücü hareketliliğinin arttığı bir dönemde Türkiye'nin yetenek çekme politikaları açısından dersler barındırıyor. Türkiye, son yıllarda özellikle teknoloji ve finans alanında beyin göçünü tersine çevirmek ve yabancı yatırımcıları ülkeye çekmek için çalışıyor. Ancak, Hong Kong'un uyguladığı gibi esnek vize politikalarının tamamlayıcılığı ve işgücü hakları dengesi göz önünde bulundurulmalıdır. Türkiye'nin bu konudaki yaklaşımı, benzer dinamikleri dikkate alarak sürdürülebilir bir göç ve istihdam stratejisi geliştirmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca, Asya'daki bu tür politikaların Türk şirketlerinin o bölgedeki operasyonlarını etkileyebileceği unutulmamalıdır.