Hong Kong yetkilileri, Tiananmen Meydanı anma nöbeti düzenleyen ve artık feshedilmiş olan kuruluşun liderlerinin 'iktidarı altüst etmeye teşvik' suçundan mahkum edilmesine Batılı ülkelerden gelen tepkilere sert karşılık verdi. Yetkililer, karara ilişkin eleştirileri 'temelsiz iftira ve karalama' olarak nitelendirirken, mahkeme kararının 'gerekçeli ve sağlam' olduğunu vurguladı. Hong Kong Özel İdari Bölgesi Hükümeti'nden yapılan açıklamada, yargı bağımsızlığının altı çizilerek, yargı kararlarına saygı gösterilmesi gerektiği belirtildi.
Mahkumiyet Kararı ve Tepkiler
Hong Kong'un kuzey bölgesindeki bir mahkeme, Tiananmen Anma Nöbeti'ni organize eden ve 2021'de feshedilen Hong Kong Çin Kobayları adlı grubun kurucularından Zhou Yaqin ve diğer iki aktivisti 'ulusal güvenliği bozma' suçundan suçlu bularak iki buçuk yıldan beş yıla kadar değişen hapis cezalarına çarptırdı. Bu dava, 2020'de yürürlüğe giren ulusal güvenlik yasası kapsamında görülen en yüksek profilli davalardan biri olarak kayıtlara geçti. Batılı hükümetler ve insan hakları örgütleri kararı kınayarak, Hong Kong'daki sivil toplum alanının daraltıldığını öne sürdü.
ABD Dışişleri Bakanlığı, kararın 'adaleti baltaladığını' ve Hong Kong halkının temel özgürlüklerini ihlal ettiğini açıkladı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı ise kararı 'hayal kırıklığı yaratan' olarak nitelendirdi ve Hong Kong'un özerkliğinin zayıflatıldığı uyarısında bulundu. Avrupa Birliği de benzer bir bildiri yayımlayarak, yargı sürecinin uluslararası standartlara uygun olmadığını savundu.
Hong Kong'un Savunması ve Küresel Boyut
Hong Kong Hükümeti, yabancı ülkelerin iç işlerine karışma çabalarına izin vermeyeceklerini vurguladı. Sözcü yaptığı açıklamada, 'Hong Kong'un yargı sistemi bağımsızdır ve mahkeme kararları hukuka saygı çerçevesinde verilir. Bu karar, ulusal güvenliği koruma sorumluluğumuzun bir parçasıdır' ifadelerini kullandı. Pekin yönetimi de Hong Kong'un tutumunu destekleyerek, ulusal güvenlikle ilgili konuların iç işleri olduğunu ve dış müdahalelere kapalı olduğunu yineledi.
Bu dava, Çin ile Batı arasında giderek derinleşen jeopolitik gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle Hong Kong'un 1997'deki devri sonrası vaat edilen 'tek ülke, iki sistem' ilkesinin uygulanışı konusundaki taraflar arasındaki görüş ayrılığını keskinleştiriyor. Batılı ülkeler, ulusal güvenlik yasasının Hong Kong'un özerkliğini aşındırdığını savunurken; Çin, yasanın bölgedeki istikrar ve güvenliği sağlamak için gerekli olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Hong Kong'daki gelişmeleri yakından izlemekle birlikte, bu dava doğrudan Türk dış politikasını etkileyen bir nitelik taşımıyor. Ancak, Türkiye'nin küresel güçlerle dengeli ilişkiler kurma stratejisi çerçevesinde, bu tür gerilimler Orta Doğu ve Asya'daki güç mücadelelerinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Türkiye, benzer ulusal güvenlik kaygılarıyla kendi yargı süreçlerinde yabancı eleştirilere maruz kaldığından, bu tür durumlarda hukuki egemenliğin korunması yönündeki tutumunu genellikle desteklemektedir. Bu bağlamda, Türkiye’nin kararı açıkça desteklemesi veya kınaması beklenmemekle birlikte, uluslararası hukuk ve iç işlerine karışmama ilkesi hassasiyetini koruduğu söylenebilir.