Hong Kong'un sembolik mekanlarından Victoria Park, Tiananmen olaylarının yıldönümünde bu yıl tam bir sessizliğe büründü. Bir zamanlar 180 bin kişiyi bir araya getiren anma yürüyüşleri, 2020'de yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası'nın ardından resmen yasaklandı. Kentteki sivil toplum örgütleri ve aktivistler, herhangi bir anma etkinliği düzenlenmemesi konusunda uyarıldı. Polis, park çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alırken, geçmiş yıllarda mum ışıklarıyla aydınlanan parkın sessizliği dikkat çekti. Yetkililer, yasaya aykırı herhangi bir toplanmaya izin verilmeyeceğini açıkladı.
Gelişmenin Arka Planı
1989 yılında Pekin'deki Tiananmen Meydanı'nda başlayan olaylar, Çin yönetiminin müdahalesiyle sonuçlanmış ve olayların yıldönümü, özellikle Hong Kong'da her yıl geniş katılımlı anma etkinliklerine sahne olmuştu. Ancak 2020'de yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası, bu tür anmaları da kapsayan geniş bir yasaklama getirdi. Yasa, 'ulusal güvenliği tehdit eden' eylemleri cezalandırıyor ve anma yürüyüşleri de bu kapsamda değerlendiriliyor. Geçtiğimiz yıllarda yürüyüşlere katılan bazı aktivistler, yasa kapsamında yargılanarak ceza aldı. Hong Kong hükümeti, yasanın uygulanmasında kararlı olduğunu belirtirken, uluslararası insan hakları örgütleri durumu endişeyle takip ediyor.
Victoria Park, Tiananmen anmalarının sembolü haline gelmişti. Her yıl 4 Haziran'da düzenlenen yürüyüşler, özellikle gençler arasında büyük ilgi görüyordu. Ancak Ulusal Güvenlik Yasası'nın ardından bu etkinlikler tamamen durdu. Bazı aktivistler, anmayı çevrimiçi platformlara taşımayı denese de, bu girişimler de engellendi. Sosyal medya hesapları kapatılan veya sansürlenen aktivistler, herhangi bir kamuya açık etkinlik düzenleyemiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hong Kong'un anma yürüyüşlerini yasaklaması, sadece kentte değil, uluslararası alanda da yankı buldu. Batılı ülkeler, özellikle ABD ve İngiltere, Çin yönetimini eleştirerek Hong Kong'un özerk yapısının aşındığını savunuyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nde konuyla ilgili birçok oturum düzenlendi. Ancak Çin, bu eleştirileri içişlerine müdahale olarak nitelendiriyor ve yasanın Hong Kong'un istikrarı için gerekli olduğunu vurguluyor. Bölgedeki diğer ülkeler, özellikle Tayvan ve Singapur, gelişmeleri yakından izliyor. Hong Kong'un finans merkezi olarak konumu, bu tür kısıtlamaların yatırımcı güvenini nasıl etkileyeceği sorusunu gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki bu gelişme, Türkiye'nin Çin ile olan ilişkileri bağlamında değerlendirilebilir. Türkiye, Çin'in 'Tek Çin' politikasını desteklemekle birlikte, Hong Kong'un özerk statüsüne saygı duyulması gerektiğini belirtmiştir. Bu tür kısıtlamalar, Türkiye'nin insan hakları ve ifade özgürlüğü konusundaki duyarlılığıyla çelişebilir. Ancak Ankara, ticari ilişkileri ön planda tutarak bu konuda dengeli bir pozisyon almayı tercih ediyor. Küresel ölçekte ise, Çin'in artan baskıları, demokrasi ve insan hakları savunucularını endişelendiriyor. Türkiye, bu tür konularda uluslararası hukuk ve diyaloğu öne çıkaran bir yaklaşım sergilemektedir.