Hong Kong merkezli sivil toplum kuruluşu Çocuk İstismarına Karşı (Against Child Abuse - ACA), çocuk istismarının mağdurların gelişimini bozarak obezite ve yüksek inflamatuar yanıt gibi uzun vadeli sağlık sorunları riskini artırdığını duyurdu. Kuruluş, çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, koruma sisteminin güçlendirilmesi için katmanlı bir önleme stratejisi çağrısında bulundu. ACA'nın paylaştığı veriler, istismarın yalnızca psikolojik değil, fizyolojik sonuçlarına da işaret ediyor.
İstismarın Gölgesinde Büyüyen Çocuklar: Kısa Vadeli Travma, Uzun Vadeli Hasar
ACA yetkilileri, çocukluk döneminde maruz kalınan fiziksel, duygusal veya cinsel istismarın beyin gelişimini olumsuz etkilediğini, stres hormonu düzenini bozduğunu ve bağışıklık sisteminde kalıcı değişikliklere yol açtığını belirtti. Bu değişikliklerin ilerleyen yaşlarda metabolik sendrom, tip 2 diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar için zemin hazırladığı vurgulandı. Kuruluş, istismar mağduru çocukların yetişkinlik döneminde obeziteye yakalanma olasılığının akranlarına göre anlamlı ölçüde yüksek olduğunu gösteren araştırmalara atıfta bulundu. Ayrıca, sürekli düşük seviyeli inflamasyonun (kronik inflamasyon) bu bireylerde daha sık görüldüğü, bunun da otoimmün hastalıklar ve depresyonla bağlantılı olduğu ifade edildi.
ACA'nın çarşamba günü paylaştığı rapor, Hong Kong'da çocuk istismarı vakalarının son yıllarda arttığını ortaya koyuyor. Kurum, 2019-2023 yılları arasında kaydedilen vakaların sayısında yüzde 20'lik bir artış olduğunu, ancak resmi rakamların gerçek durumu yansıtmadığını, çünkü birçok vakanın bildirilmediğini belirtti. Özellikle düşük gelirli ailelerde ve göçmen topluluklarında istismarın daha yaygın olduğu, bu grupların destek hizmetlerine erişimde engellerle karşılaştığı kaydedildi.
Kuruluşun önerdiği katmanlı önleme stratejisi üç aşamadan oluşuyor: birincil önleme (riskli ailelere erken müdahale ve ebeveynlik eğitimleri), ikincil önleme (istismar şüphesi olan durumlarda hızlı tespit ve müdahale) ve üçüncül önleme (istismara uğramış çocuklara yönelik rehabilitasyon ve sağlık takibi). ACA, hükümete bu stratejiyi ulusal çocuk koruma politikasına entegre etme çağrısı yaptı.
Asya'da Çocuk Koruma: Yasal Boşluklar ve Kültürel Engeller
Hong Kong'da çocuk istismarıyla mücadele, 2019'daki sosyal hareketler ve ardından gelen COVID-19 pandemisi sırasında sekteye uğradı. Okulların kapanması ve sosyal hizmetlere erişimin kısıtlanması, istismar vakalarının tespitini zorlaştırdı. Uzmanlar, pandemi döneminde ev içi şiddet ve çocuk istismarında küresel bir artış yaşandığını, ancak Hong Kong'da resmi verilerin bu artışı yeterince yansıtmadığını belirtiyor.
Asya genelinde çocuk koruma sistemleri büyük farklılıklar gösteriyor. Japonya ve Güney Kore'de nispeten güçlü yasal çerçeveler ve raporlama mekanizmaları bulunurken, Güneydoğu Asya'nın bazı ülkelerinde kaynak yetersizliği ve kültürel faktörler (aile içi meselelerin gizli tutulması) nedeniyle istismar vakaları yeterince ele alınamıyor. Çin anakarasında ise 2021'de yürürlüğe giren yeni Çocuk Koruma Yasası, istismarı bildirme yükümlülüğü getirse de uygulamada zorluklar yaşanıyor.
ACA'nın çağrısı, Hong Kong'un yanı sıra bölgedeki diğer ülkeler için de önemli bir uyarı niteliğinde. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünya genelinde her 4 yetişkinden 1'i çocukluk döneminde fiziksel istismara, her 5 çocuktan 1'i cinsel istismara maruz kalıyor. Bu vakaların büyük kısmı düşük ve orta gelirli ülkelerde görülüyor. Çocuk istismarının önlenmesi, yalnızca bireysel sağlık değil, aynı zamanda toplumsal kalkınma meselesi olarak ele alınmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de çocuk istismarı, son yıllarda artan vakalarla ve kamuoyunda infial yaratan davalarla gündeme geliyor. TÜİK verilerine göre 2022'de çocuk istismarı vakaları bir önceki yıla göre yüzde 15 artmış durumda. Hong Kong'daki bu gelişme, Türkiye'deki çocuk koruma sistemine dair eksiklikleri hatırlatıyor: erken uyarı mekanizmalarının zayıflığı, koruyucu aile hizmetlerinin yetersizliği ve istismar mağduru çocuklara yönelik psikososyal destek programlarının sınırlılığı. Türkiye'nin, ACA'nın önerdiği katmanlı önleme modelini uyarlaması, hem çocuk sağlığı hem de toplumsal refah açısından kritik olabilir. Ayrıca, Asya'daki bu tür çalışmalar, uluslararası işbirliği ve veri paylaşımı için fırsat sunuyor.