Bu yıl küresel ticarette nadir bir sakinlik penceresi açıldı. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), 8 Ekim'de küresel mal ticaret büyüme tahminini yüzde 1,9'dan yüzde 3,9'a çıkararak ikiye katladı. ABD-Çin ve Avrupa-Çin arasındaki gerilimin hafiflemesi, açık ekonomilere nefes alma alanı sağladı. Hong Kong, bu konjonktürde pasif bir ticaret merkezi olmaktan çıkıp bölgesel bir kontrol kulesine dönüşme potansiyelini masaya yatırıyor.
Ticaret Savaşlarının Gölgesinde Bir Fırsat Penceresi
DTÖ'nün revize tahmini, 2024 için küresel mal ticaretinde beklenenden güçlü bir toparlanmaya işaret ediyor. Kurum, özellikle Asya ekonomilerinin ihracatında görülen canlanmanın etkisiyle bu revizyonu yaptı. ABD ile Çin arasında yaşanan ticaret savaşları ve Avrupa Birliği'nin Çin'e yönelik elektrikli araç vergileri gibi gerilim hatlarında geçici bir yumuşama gözlemleniyor. Ancak bu sakinlik, yapısal rekabetin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor; daha çok tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde ortaya çıkan bir fırsat penceresi olarak değerlendiriliyor.
Hong Kong, tarihsel olarak Çin anakarası ile dünya arasında bir köprü işlevi gördü. Son yıllarda artan siyasi baskılar, ulusal güvenlik yasası ve pandemi sonrası ekonomik zorluklar, şehrin uluslararası ticaret merkezi kimliğini sarstı. Ancak şimdi, Asya'nın tedarik zincirleri yeniden düzenlenirken Hong Kong'un sunduğu altyapı, hukuk sistemi ve finansal derinlik, onu yeniden cazip kılabilir. Uzmanlar, şehrin pasif bir aktör olmaktan çıkıp aktif bir koordinasyon merkezi haline gelmesi gerektiğini vurguluyor. Bu, yalnızca mal akışını değil, aynı zamanda veri, finans ve lojistik akışlarını da yönetmek anlamına geliyor.
Hong Kong'un geleneksel rolü, Çin'in ihracatının büyük bir kısmının transit geçiş noktası olmaktı. Ancak ticaret savaşları ve jeopolitik belirsizlikler, şirketleri daha esnek ve çok merkezli tedarik zincirleri kurmaya yöneltti. Bu ortamda Hong Kong, bölgesel bir 'kontrol kulesi' olarak, farklı ülkelerdeki üretim ve dağıtım ağlarını koordine eden bir merkez haline gelebilir. Bunun için şehrin dijital altyapısını güçlendirmesi, yeşil finans ve akıllı lojistik gibi alanlara yatırım yapması gerekiyor.
Bölgesel Kontrol Kulesi Olma Yolunda Zorluklar ve Fırsatlar
Hong Kong'un bölgesel bir kontrol kulesi olma hedefi, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve stratejik bir dönüşümü gerektiriyor. Şehir, Çin'in 'Bir Ülke, İki Sistem' çerçevesi altında özel bir statüye sahip. Ancak son yıllarda bu statünün erozyona uğradığı yönünde eleştiriler var. Uluslararası iş dünyası, Hong Kong'un hukuk devleti ve ifade özgürlüğü konusundaki endişelerini dile getiriyor. Yine de ticaret verileri, Hong Kong'un hala önemli bir finans ve lojistik merkezi olduğunu gösteriyor. 2023'te Hong Kong limanı, konteyner elleçlemede dünyada dokuzuncu sırada yer aldı; ancak bu, Singapur ve Şanghay gibi rakiplerin gerisinde kalındığını gösteriyor.
Öte yandan, Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi ve Büyük Körfez Bölgesi (Greater Bay Area) projesi, Hong Kong'a yeni bağlantılar sunuyor. Büyük Körfez Bölgesi, Hong Kong, Makao ve Guangdong eyaletinin dokuz şehrini kapsayan bir ekonomik entegrasyon projesi. Bu proje, Hong Kong'un bölgesel bir merkez olarak rolünü güçlendirebilir. Ancak şehrin, Çin anakarası ile entegrasyon ile uluslararası kimliğini koruma arasında bir denge kurması gerekiyor. Uzmanlar, Hong Kong'un 'süper bağlantı' rolünü vurgulayarak, hem Çin hem de dünya için değer yaratabileceğini belirtiyor.
DTÖ'nün tahminlerine göre, Asya bölgesi küresel ticaretin motoru olmaya devam edecek. Hong Kong, bu büyümeden pay almak için ticaret anlaşmaları ağını genişletmeli ve yeni nesil ticaret konularında (dijital ticaret, yeşil ticaret) öncü olmalı. Şehir ayrıca, ASEAN ülkeleriyle ilişkilerini derinleştirerek, Çin ile ASEAN arasında bir köprü işlevi görebilir. Bu, Hong Kong'un pasif bir transit noktası olmaktan çıkıp aktif bir koordinatör olmasını sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un bölgesel ticaret merkezi rolünü güçlendirmesi, Türkiye'nin Asya-Pasifik ile ticaretinde dolaylı etkiler yaratabilir. Türkiye, son yıllarda Asya'ya yönelik açılım politikası kapsamında Çin ve ASEAN ülkeleriyle ticaretini artırma çabasında. Hong Kong'un lojistik ve finansal altyapısı, Türk ihracatçıları için bölgesel bir dağıtım merkezi olarak kullanılabilir. Ayrıca, Çin'in Kuşak ve Yol projesi kapsamında Türkiye ile Hong Kong arasında işbirliği imkanları doğabilir. Ancak, Hong Kong'un artan Çin etkisi altında olması, şehrin Batı ile ticaretinde yaşanan gerilimlerin Türk firmalarını da etkileyebileceği anlamına geliyor. Türkiye, bu fırsatları değerlendirirken, Hong Kong'un hukuk sistemi ve yaptırım risklerini dikkatle izlemeli.