Hong Kong'da bir hafta içinde yaşanan üç ölümcül köpek saldırısının ardından, veteriner cerrahlar ve bir milletvekili, saldırgan ırk özelliklerini taşıyan köpekleri tespit etmek için DNA testi ve fiziksel değerlendirmelerin yapıldığı kademeli bir risk çerçevesi oluşturulması çağrısında bulundu. Uzmanlar, mevcut yasaların yetersiz kaldığını ve köpek sahiplerinin sorumluluklarını artıracak önlemlerin şart olduğunu vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Pazartesi günü yapılan bu çağrılar, son ölümcül saldırının ardından geldi. Yetkililer, saldırıya karışan köpeklerin çoğunun sahipsiz olduğunu ya da sahiplerinin kontrolünden çıktığını belirtti. Veteriner cerrah Dr. Maria Chan, 'Mevcut sistem yalnızca belirli ırkları yasaklamaya odaklanıyor; oysa her köpeğin bireysel olarak değerlendirilmesi gerekiyor. DNA testleri, agresif genetik yatkınlıkları ortaya çıkarabilir ve kısırlaştırma, eğitim gibi önleyici tedbirler için temel oluşturabilir' dedi.
Milletvekili Andrew Lam ise, 'Köpek sahiplerinin lisanslama sürecinde zorunlu eğitim ve davranış değerlendirmesinden geçmesi lazım. Ayrıca, tehlikeli köpeklerin kayıt altına alınması ve halka açık alanlarda ağızlık takılması zorunlu hale getirilmeli' ifadelerini kullandı. Önerilen sistem, köpekleri düşük, orta ve yüksek riskli olarak sınıflandıracak; yüksek riskli köpekler için ek kısıtlamalar getirilecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hong Kong'da son hafta içinde meydana gelen üç saldırıda iki çocuk ve bir yetişkin hayatını kaybetti. Bu olaylar, şehirdeki başıboş köpek popülasyonunun kontrol altına alınması ve hayvan refahı politikalarının gözden geçirilmesi yönündeki tartışmaları alevlendirdi. Benzer vakalar dünya genelinde de yaşanıyor; Japonya, Güney Kore ve Singapur gibi Asya ülkeleri, köpek saldırılarını önlemek için DNA testi ve davranış değerlendirmesi uygulamalarını araştırıyor. Uzmanlar, genetik ve davranışsal verilerin birleştirilmesinin, hem halk güvenliğini artıracağını hem de hayvan haklarını koruyacağını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de son yıllarda köpek saldırıları ve başıboş hayvan sorunu kamuoyunun gündeminde. Hong Kong'daki bu gelişme, Türkiye için önemli bir örnek teşkil edebilir. Özellikle büyük şehirlerde sokak hayvanlarının kontrolü ve saldırgan köpeklerin yönetimi konusunda benzer risk değerlendirme sistemleri uygulanabilir. DNA testi ve fiziksel değerlendirme yöntemleri, hem halk sağlığını koruma hem de hayvan refahını dengeleme açısından Türkiye'deki yerel yönetimlere ilham verebilir. Ayrıca, bu tür önlemler, Türkiye'nin AB uyum sürecinde hayvan hakları mevzuatını güçlendirme çabalarıyla da örtüşmektedir.