Hong Kong'da bağımsız bir kitabevi olan Hunter Bookstore'ın iki sahibi, ulusal güvenlik polisi tarafından isyana teşvik (sedition) ve kara para aklama şüphesiyle gözaltına alındıktan iki gün sonra kefaletle serbest bırakıldı. Güney Çin Sabah Postası'nın (SCMP) edindiği bilgiye göre, kitapçının sahipleri hakkındaki soruşturma devam ediyor. Olay, Hong Kong'da 2020'de yürürlüğe giren ulusal güvenlik yasasının ardından sivil özgürlüklerin giderek daraldığı bir dönemde yaşandı.
Kitapçı sahiplerinin kimliği ve suçlamalar
Yetkililer, tutukluların isimlerini ve suçlamaların ayrıntılarını kamuoyuyla paylaşmazken, SCMP'ye konuşan kaynağa göre, iki kişi 18 ve 25 Şubat tarihlerinde gözaltına alındı. Kaynak, suçlamaların 'isyana teşvik' ve 'kara para aklama' olduğunu belirtti. Hunter Bookstore, Hong Kong'un merkezinde Tsim Sha Tsui bölgesinde faaliyet gösteriyor ve özellikle Çin yönetimini eleştiren kitapları satmasıyla biliniyor. Tutuklamalar, kitapçının geçen yıl polis baskınına uğramasının ardından geldi. O dönemde polis, kitapçıdan çok sayıda yayına el koymuştu.
Ulusal güvenlik polisi, Hong Kong'un yarı özerk yapısı içinde, merkezi hükümetin doğrudan denetimine tabi bir birim. 2020'de çıkarılan ulusal güvenlik yasası, Pekin'e Hong Kong'da geniş yetkiler tanıyor ve 'ayrılıkçılık', 'terörizm', 'yabancı müdahale' ve 'isyana teşvik' suçlarını kapsıyor. Yasaya göre, isyana teşvik suçu üç yıla kadar hapis cezası gerektiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hong Kong, 1997'de İngiltere'den Çin'e devredildiğinden bu yana 'tek ülke, iki sistem' prensibiyle yönetiliyor. Ancak son yıllarda Pekin'in bu prensibi aşındırdığı yönünde endişeler var. 2019'daki protestoların ardından çıkarılan ulusal güvenlik yasası, Batılı ülkeler tarafından eleştiriliyor. ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği, yasanın Hong Kong'un özerkliğine zarar verdiğini savunuyor. Çin ise yasanın ulusal güvenliği korumak için gerekli olduğunu ve Hong Kong'da istikrarı sağladığını belirtiyor.
Hunter Bookstore vakası, Hong Kong'da ifade özgürlüğünün sınırlarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. Bağımsız kitapçılar, özellikle siyasi içerikli yayınlar konusunda artan bir baskı altında. Geçtiğimiz yıllarda birçok kitapçı, polis baskınları ve yasal tehditler nedeniyle kapanmak zorunda kaldı. Uluslararası Af Örgütü ve Sınır Tanımayan Gazeteciler gibi sivil toplum kuruluşları, Hong Kong'da basın özgürlüğünün ciddi şekilde kısıtlandığı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel ölçekte ifade özgürlüğü ve ulusal güvenlik arasındaki dengenin önemini hatırlatıyor. Türkiye de benzer şekilde ulusal güvenlik gerekçesiyle bazı yayınlara ve ifadelere sınırlamalar getiriyor. Bu bağlamda, Hong Kong'daki uygulamalar, uluslararası toplumun ulusal güvenlik yasalarına yönelik eleştirilerine bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok ülke, terörle mücadele ve ulusal güvenlik adına aldığı önlemlerin ifade özgürlüğünü ne ölçüde kısıtladığı konusunda benzer tartışmalar yaşıyor. Bu nedenle, Hong Kong'daki gelişmeler, Türkiye'nin de dikkatle izlemesi gereken bir süreç olarak değerlendirilebilir.