Hong Kong'da bu yılın ilk aylarında meydana gelen 15 ölümlü iş kazasının ardından sektör temsilcileri, güvenlik tasarımının tüm bina geliştirme planlarının ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi ve şantiyelerdeki aceleci çalışma kültürünün ele alınması gerektiğini vurguluyor. Uzmanlar, ölümlerin birçoğunun önlenebilir olduğunu, güvenlik önlemlerinin tasarım aşamasından itibaren projelere entegre edilmesi gerektiğini belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hong Kong İnşaat Endüstrisi Konseyi (Construction Industry Council) ve diğer sektör liderleri, 2023 yılı başlarındaki kazaların ardından kapsamlı bir güvenlik değerlendirmesi yapılması çağrısında bulundu. 2023'ün ilk aylarında kaydedilen 15 ölümlü kaza, son yılların en yüksek rakamı olarak dikkat çekiyor. Bu kazalar arasında yüksekten düşme, ağır makine kazaları ve yapısal çökmeler yer alıyor.
Sektör temsilcileri, güvenlik tasarımının (Design for Safety - DfS) inşaat projelerinin erken aşamalarına dahil edilmesinin kritik önem taşıdığını ifade ediyor. DfS yaklaşımı, bina ve altyapı projelerinin tasarım aşamasında potansiyel riskleri belirleyerek, şantiye aşamasında bu riskleri en aza indirecek önlemlerin alınmasını hedefliyor. Hong Kong'da halihazırda bazı projelerde uygulanan bu yöntemin yaygınlaştırılması gerektiği belirtiliyor.
Uzmanlar, şantiyelerde 'acelecilik' kültürünün de kazalarda önemli bir etken olduğuna dikkat çekiyor. İşverenlerin baskısıyla işçilerin hızlı çalışmaya zorlandığını, bunun güvenlik protokollerinin ihlal edilmesine yol açtığını ifade ediyorlar. Hong Kong'da inşaat sektöründe yaşanan yoğun rekabet ve sıkı teslim süreleri, bu aceleci yaklaşımı körüklüyor. Sektör liderleri, güvenlik konusunda sıfır tolerans politikasının benimsenmesi ve işverenlerin yasal yaptırımlarla karşı karşıya kalacağı düzenlemelerin gerekliliğine de vurgu yapıyor.
Hong Kong İşçi Sendikaları Federasyonu (HKCTU) yetkilileri, işçi sağlığı ve güvenliği konusunda daha sıkı denetimler yapılmasını ve kazalarla ilgili soruşturmaların hızlandırılmasını talep ediyor. Sendika temsilcileri, yetkililerin aldığı önlemlerin yetersiz kaldığını, kaza raporlarının kamuoyuyla paylaşılmadığını ve sorumluların çoğu zaman cezasız kaldığını iddia ediyor. Bu durum, sektördeki güvenlik kültürünün gelişmesini engelliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hong Kong'daki iş güvenliği sorunları, Asya-Pasifik bölgesindeki hızlı kentleşme ve altyapı projelerinin arttığı bir dönemde gündeme geliyor. Çin anakarası, Singapur, Güney Kore ve Japonya'da da benzer kazaların yaşandığı biliniyor. Bu durum, bölge genelinde inşaat sektöründe güvenlik standartlarının iyileştirilmesi için ortak bir çaba gerektiğini gösteriyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, inşaat sektörü dünya genelinde en tehlikeli sektörlerden biri olmaya devam ediyor. Her yıl milyonlarca işçi iş kazalarında hayatını kaybediyor veya yaralanıyor.
Hong Kong hükümeti, uluslararası standartlara uyumu artırmak amacıyla yeni düzenlemeler üzerinde çalıştığını açıkladı. Yetkililer, güvenlik tasarımının (DfS) zorunlu hale getirilmesi ve şantiye denetimlerinin sayısının artırılması konusunda adımlar atacaklarını dile getirdi. Ancak sektör temsilcileri, bu tür düzenlemelerin kağıt üzerinde kalmaması için uygulamanın süreklilik gerektirdiğini belirtiyor.
Güvenlik tasarımı, sadece işçi sağlığını korumakla kalmayıp, projelerin sürdürülebilirliğine de katkı sağlıyor. İş kazaları, projelerin durmasına, maliyet artışına ve itibar kaybına yol açıyor. Bu nedenle, özellikle büyük ölçekli altyapı projelerinde güvenlik önlemlerine yapılan yatırım, uzun vadede tasarruf sağlıyor. Küresel inşaat devleri, güvenlik performanslarını marka değerlerinin bir parçası olarak görüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki iş güvenliği tartışmaları, Türkiye'deki inşaat sektörü için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye, özellikle depremlerin ardından hızla yeniden yapılaşma sürecine girmişken, inşaat sektöründeki iş kazaları sık sık gündeme geliyor. TÜİK verilerine göre, 2023 yılında Türkiye'de inşaat sektöründe binlerce iş kazası yaşanmış ve çok sayıda işçi hayatını kaybetmiştir. Bu durum, Türkiye'de de güvenlik tasarımı kavramının yaygınlaştırılması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, Türkiye'nin ihracat pazarlarında rekabet edebilmesi için uluslararası iş güvenliği standartlarına uyum sağlaması kritik önem taşıyor. Hong Kong'da alınacak önlemler, dünya genelinde inşaat sektörünün güvenlik kültürüne katkı sağlayacak ve Türk müteahhitlik firmalarının yurtdışı projelerinde daha güvenli ve sürdürülebilir uygulamalar benimsemesine örnek oluşturabilir.