Bir zamanlar dünyanın en zenginlerinin para kazanmak ve harcamak için akın ettiği Hong Kong, Pandemi sonrası eski ihtişamına dönüş yolunda önemli bir mesafe kat etti. Ancak şehir hâlâ zirve noktasından oldukça uzak. Avrupa ve ABD'den gelen turist sayısı henüz eski seviyelere ulaşamazken, bölgesel jeopolitik gerilimlerin ortasında finans piyasaları da oynaklığını koruyor.
Eski günlere özlem
Hong Kong, 2022 yılına kadar uygulanan katı COVID-19 kısıtlamaları ve 2019 protestolarının ardından gelen güvenlik yasaları nedeniyle ciddi bir itibar kaybı yaşadı. Ancak 2023'ün başında sınırların tamamen açılmasıyla birlikte şehre geri dönüş başladı. Yılın ilk çeyreğinde GSYİH büyümesi %2,7 olarak gerçekleşirken, turizm sektörü canlanma sinyalleri verdi. Buna rağmen, uluslararası iş dünyası temsilcileri, Hong Kong'un artık sadece Çin anakarasının bir uzantısı olmadığını, aynı zamanda hukuk ve finansal özerkliğini koruduğunu kanıtlaması gerektiğini söylüyor.
Anakara bağımlılığı
Hong Kong'un Çin ile artan entegrasyonu kimi zaman yararlı olsa da, özellikle 2023 yılında Çin ekonomisindeki yavaşlama Hong Kong'u da olumsuz etkiledi. Konut piyasasındaki düşüş ve borsadaki dalgalanmalar, yatırımcı güvenini zedeledi. Öte yandan, Hong Kong'un ‘common law’ sistemi ve dolar endeksi, uluslararası yatırımcılar için hâlâ cazibe oluşturuyor. Ancak Singapur gibi rakipler, özellikle varlık yönetimi ve offshore finans hizmetlerinde Hong Kong'u geride bırakmaya başladı.
Jeopolitik denklem
ABD-Çin arasındaki yarı-ayrışma politikaları, Çin merkezli şirketlerin global operasyonları için Hong Kong'un önemini artırabilir. Ancak ABD'nin yaptırımları ve teknoloji savaşı, Hong Kong'un aracı rolünü tehlikeye atıyor. Şehir, bu sıkışık jeopolitik ortamda kendine avantajlı bir konum bulmaya çalışıyor.
Gelecek perspektifi
Uzmanlar, Hong Kong'un eski cazibesine tam olarak dönmesi için en az iki ila üç yıl daha gerektiğini belirtiyor. Pandemi kaynaklı kayıpların telafisi, siyasi reformlar ve küresel ekonomik toparlanma, bu süreci etkileyecek ana faktörler.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'un toparlanması, Türkiye'nin Asya ile ticaret ve yatırım ilişkileri açısından iki şekilde önem taşıyor. Birincisi, Hong Kong üzerinden Çin pazarına erişim için bir köprü konumunda olan Türk şirketler, şehrin istikrara kavuşmasından olumlu etkilenecek. İkincisi, Hong Kong'un finansal merkez olarak zayıflaması, İstanbul'un uluslararası finans piyasalarında pay kapma fırsatı doğurabilir. Ancak genel jeopolitik ortam, Türkiye'nin hem Çin hem de Batı ile dengeli ilişkiler yürütme becerisini test ediyor.