Hong Kong’da 15 Ocak 2024 tarihinde yürürlüğe giren zorunlu çocuk istismarı bildirim rejimi kapsamında, ilk beş ayda 176 şüpheli vaka rapor edildi. Bu vakalarda toplam 188 çocuğun mağdur olduğu belirlenirken, en büyük mağdur grubunu cinsel istismara uğrayan çocuklar oluşturdu. Çalışma ve Refah Bakanı Chris Sun Yuk-han, 24 Haziran 2024’te Yasama Konseyi’ne yaptığı açıklamada, raporların 188 mağdurdan 140’ının cinsel istismara maruz kaldığını, 24’ünün fiziksel istismara, 23’ünün ihmale ve 1’inin ise psikolojik istismara uğradığını bildirdi.
Yeni rejimin kapsamı ve işleyişi
Yeni yasa, öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları, doktorlar ve hemşireler gibi çocuklarla çalışan profesyonelleri, şüpheli istismar vakalarını bildirmekle yükümlü kılıyor. Bildirim yapmayanlara üç yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Rejim, çocuk istismarının erken tespiti ve önlenmesi amacıyla tasarlandı. Bakan Sun, rapor edilen vakaların 84’ünün aile içi şiddet bağlamında gerçekleştiğini ve mağdurların çoğunun 12 yaş altı çocuklar olduğunu belirtti. Ayrıca, vakaların 112’sinde faillerin ebeveyn veya bakıcı olduğu tespit edildi.
Bölgesel ve küresel boyut
Hong Kong’un bu adımı, Asya-Pasifik bölgesinde çocuk koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi yönünde atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Çin anakarası da dahil olmak üzere bölge ülkeleri, çocuk istismarını bildirim yükümlülüğü konusunda farklı seviyelerde düzenlemelere sahip. Hong Kong’un zorunlu bildirim rejimi, özellikle cinsel istismar vakalarının raporlanmasında önemli bir artış sağlayarak, diğer ülkelere örnek teşkil edebilir. UNICEF ve diğer uluslararası kuruluşlar, çocuk istismarının önlenmesinde zorunlu bildirimin kritik olduğunu vurgulamaktadır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de çocuk istismarı vakalarının bildirimi konusunda benzer bir zorunlu rejim bulunmamakla birlikte, 2020’de yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanunu kapsamında bazı bildirim yükümlülükleri mevcuttur. Hong Kong örneği, Türkiye’deki çocuk koruma sisteminin güçlendirilmesi için önemli bir referans olabilir. Özellikle cinsel istismar vakalarının yoğunluğu, Türkiye’de de benzer bir zorunlu bildirim sisteminin tartışılmasını gerektirebilir. Uluslararası toplumda çocuk haklarının korunmasına yönelik artan hassasiyet, Türkiye’nin bu alandaki politikalarını gözden geçirmesi için bir fırsat sunmaktadır.