Hong Kong, on yıllardır mücadele ettiği kronik fare istilası sorununa karşı yapay zeka (YZ) teknolojilerini devreye sokuyor. Şehir yönetimi, kamusal alanlardaki kemirgen popülasyonunu daha etkin izlemek amacıyla görüntü tanıma ve makine öğrenimi algoritmalarıyla donatılmış kamera sistemlerini test ediyor. Ancak uzmanlar, YZ’nin sorunu yalnızca izleyebileceğini, asıl çözümün çevresel yönetim ve halk sağlığı önlemlerinde olduğunu vurguluyor.
Yapay zeka ile fare takibi: Nasıl çalışıyor?
Hong Kong Çevre Koruma Departmanı tarafından yürütülen pilot projede, şehrin yoğun nüfuslu bölgelerine yerleştirilen kameralar, yapay zeka algoritmaları sayesinde fareleri otomatik olarak tespit ediyor. Sistem, farelerin hareketlerini, yuva bölgelerini ve popülasyon yoğunluğunu analiz ederek yetkililere gerçek zamanlı veri sağlıyor. Daha önce bu tespitler, saha ekiplerinin manuel gözlemlerine dayanıyordu; bu da hem zaman alıcı hem de hata payı yüksek bir yöntemdi.
Proje kapsamında kullanılan kameralar, gece görüş özelliği sayesinde 24 saat kesintisiz izleme yapabiliyor. Toplanan veriler, farelerin en aktif olduğu saatleri ve bölgeleri belirlemek için kullanılıyor. Bu sayede ilaçlama ve temizlik çalışmaları daha hedefli hale getiriliyor. Şehir yönetimi, benzer bir sistemin Singapur ve New York gibi diğer büyükşehirlerde de test edildiğini belirtiyor.
Teknoloji yeterli mi? Uzmanlar uyarıyor
Hong Kong Üniversitesi'nden çevre bilimci Profesör Lam Kin-keung, yapay zekanın fare sorununu izlemede devrim yaratabileceğini ancak kök nedenleri ortadan kaldıramayacağını söylüyor. “YZ bize farelerin nerede olduğunu söyleyebilir, ancak neden orada olduklarını söyleyemez” diyen Lam, asıl sorunun çöp yönetimi, kanalizasyon altyapısı ve gıda atıkları gibi çevresel faktörler olduğunu vurguluyor. Hong Kong’da her yıl binlerce fare kaynaklı hastalık vakası bildiriliyor; 2023’te sadece leptospiroz vakalarında %15 artış yaşandı.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, fareler veba, tifo ve hantavirüs gibi 35’ten fazla hastalığı taşıyabiliyor. Hong Kong ise tropikal iklimi ve yoğun nüfusu nedeniyle kemirgen popülasyonu için ideal bir üreme alanı oluşturuyor. Uzmanlar, YZ destekli sistemlerin entegre haşere yönetimi stratejilerinin bir parçası olması gerektiğini, aksi takdirde sadece semptomları tedavi edeceğini belirtiyor.
Küresel boyut: Akıllı şehirler ve haşere yönetimi
Hong Kong’un bu girişimi, küresel ölçekte akıllı şehir teknolojilerinin haşere yönetimine entegre edilmesi trendinin bir parçası. Barcelona, Londra ve Seul gibi şehirler de benzer sensör ağları ve veri analitiği projeleri yürütüyor. Teknoloji şirketleri, kemirgenlerin yanı sıra sivrisinek ve hamamböceği gibi diğer zararlıları da izleyebilen platformlar geliştiriyor. Pazar araştırma firması MarketsandMarkets’e göre, küresel akıllı haşere yönetimi pazarının 2028’e kadar yıllık %12 büyüyerek 1,2 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Ancak bu teknolojilerin yaygınlaşması, veri gizliliği ve yüksek maliyet gibi engellerle karşı karşıya. Hong Kong’daki pilot projenin bütçesi henüz açıklanmadı, ancak benzer sistemlerin bir kamera ağı için ortalama 500 bin ila 1 milyon dolar arasında değiştiği biliniyor. Ayrıca, sistemin etkinliği için düzenli bakım ve yazılım güncellemeleri gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong’un fare sorununa YZ çözümü, Türkiye’de özellikle büyükşehirlerdeki haşere yönetimi politikaları açısından dikkat çekici bir örnek. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerde benzer kemirgen sorunları yaşanıyor; ancak Türkiye’de bu alanda teknoloji kullanımı henüz emekleme aşamasında. Ankara’nın, Hong Kong modelini inceleyerek belediyelerin entegre haşere yönetimine YZ tabanlı izleme sistemlerini dahil etmesi, hem halk sağlığını koruyabilir hem de maliyetleri düşürebilir. Ayrıca, Türk teknoloji firmalarının akıllı şehir çözümleri kapsamında bu alana yatırım yapması, ihracat potansiyeli de taşıyor. Küresel ısınmanın haşere popülasyonunu artırdığı bir dönemde, bu tür yenilikçi yaklaşımlar Türkiye için stratejik öneme sahip.