Hong Kong ulusal güvenlik polisi, çevrimiçi haber platformu Boom News'in kurucusu Tang Ho-wing'i "dezenformasyon yayarak kışkırtma" şüphesiyle gözaltına aldı. 37 yaşındaki gazeteci Tang'ın, konuya yakın bir kaynağa göre, havaalanında tutuklandığı bildirildi. Kaynak, tutuklamanın cumartesi günü gerçekleştiğini ve Tang'ın sorgusunun sürdüğünü belirtti.
Tutuklamanın arka planı ve basın özgürlüğü endişeleri
Tang Ho-wing, 2020 yılında kurduğu Boom News ile Hong Kong'da bağımsız gazetecilik yapıyordu. Platform, özellikle 2019 protestoları ve Kovid-19 salgını döneminde hükümet karşıtı haberleriyle dikkat çekmişti. Hong Kong'da 2020'de yürürlüğe giren Ulusal Güvenlik Yasası, "yıkıcı faaliyet", "ayrılıkçılık" ve "terörizm" gibi geniş tanımlarla muhalif sesleri susturmak için kullanılıyor. Bu yasa kapsamında şimdiye kadar onlarca gazeteci ve aktivist tutuklandı, birçok bağımsız medya kuruluşu kapatıldı.
Tang'ın tutuklanması, Apple Daily ve Stand News gibi önde gelen muhalif yayın organlarının kapatılmasının ardından, Hong Kong'da bağımsız medyanın tamamen ortadan kaldırılması yönünde atılan son adım olarak değerlendiriliyor. Uluslararası basın özgürlüğü örgütleri, Hong Kong'daki gazetecilik ortamının hızla kötüleştiği uyarısında bulunuyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), 2024 Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Hong Kong'u 180 ülke arasında 140. sıraya yerleştirdi; bu, 2002'de 18. sırada olduğu düşünülürse dramatik bir düşüş.
Çin hükümeti, Ulusal Güvenlik Yasası'nın Hong Kong'da istikrarı sağladığını ve yasal çerçevede herkesin haklarının korunduğunu savunuyor. Ancak eleştirmenler, yasanın keyfi uygulandığını ve "dezenformasyon" gibi muğlak suçlamaların gazetecileri hedef almak için kullanıldığını belirtiyor. Tang'ın avukatı, müvekkilinin suçlamayı reddettiğini ve serbest bırakılması için başvuruda bulunacaklarını açıkladı. Boom News'in internet sitesi, tutuklamanın ardından erişilemez durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
Hong Kong'daki bu son tutuklama, ABD-Çin ilişkilerinde zaten gergin olan atmosferi daha da alevlendirebilir. Washington, daha önce Hong Kong'daki baskılar nedeniyle çok sayıda Çinli yetkiliye yaptırım uygulamıştı. AB de benzer şekilde endişelerini dile getirmiş ve Hong Kong'a yönelik ihracat kontrollerini sıkılaştırmıştı. Tang'ın tutuklanması, Batı'nın Çin'e yönelik insan hakları eleştirilerini artırabilir ve yeni yaptırım paketlerini gündeme getirebilir.
Öte yandan, Çin yönetimi altındaki Hong Kong'un uluslararası finans merkezi statüsü de bu tür gelişmelerden olumsuz etkileniyor. Yabancı yatırımcılar, hukuk devleti ve ifade özgürlüğündeki erozyonu gerekçe göstererek Hong Kong'dan çekilmeye devam ediyor. Son yıllarda birçok uluslararası şirket bölge ofislerini Singapur'a taşıdı. Bu durum, Hong Kong'un küresel finans merkezi olma özelliğini zayıflatıyor.
Asya-Pasifik bölgesinde ise Tayvan, Hong Kong'daki gelişmeleri yakından izliyor. Tayvan hükümeti, Hong Konglulara yönelik baskıları kınayarak, adaya sığınma taleplerini değerlendiriyor. Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler de basın özgürlüğü konusundaki endişelerini diplomatik kanallardan dile getiriyor. Ancak bölge ülkeleri, Çin ile ekonomik ilişkilerini korumak için açık eleştiriden kaçınıyor. Bu denge politikası, Hong Kong'daki otoriterleşmenin uluslararası alanda yeterince ses bulamamasına yol açıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki tutuklama, Türkiye'nin doğrudan bir çıkarını etkilemese de, küresel basın özgürlüğü ve otoriterleşme eğilimleri açısından önemli bir gösterge. Türkiye, son yıllarda Çin ile ekonomik ilişkilerini derinleştirirken (Kuşak ve Yol Girişimi, ticaret anlaşmaları), insan hakları ve demokrasi konularında sessiz kalmayı tercih ediyor. Ancak Hong Kong örneği, uluslararası hukuk ve insan hakları normlarının aşınmasının Türkiye gibi ülkeler için de uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. Zira benzer baskı yöntemleri, farklı coğrafyalarda meşruiyet kazanabilir. Türkiye'nin, çok kutuplu dünyada hem ekonomik çıkarlarını koruyup hem de demokratik değerleri savunma dengesini gözetmesi gerekiyor. Aksi halde, uluslararası alanda yalnızlaşma riski artar.