Hong Kong'da çevreciler ve akademisyenler, hükümetin ilk beş yıllık planında ve son politika konuşmasında sistemik bir sıcaklık-sağlık eylem planının yer almamasını eleştirdi. Uzmanlar, aşırı sıcaklarla mücadelede "sağduyu"ya güvenmenin, artan sıcaklıklar karşısında savunmasız sakinleri korumakta yetersiz kaldığı uyarısında bulundu. Bu eleştiriler, kentte sıcaklık rekorlarının kırıldığı ve iklim krizinin etkilerinin giderek daha fazla hissedildiği bir dönemde geldi.
Gelişmenin Arka Planı
Hong Kong, son yıllarda rekor düzeyde yüksek sıcaklıklarla karşı karşıya. Kentin yoğun betonlaşması, yeşil alanların azlığı ve yüksek nem oranı, sıcaklık artışlarını daha da ölümcül hale getiriyor. Özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, düşük gelirli haneler ve dışarıda çalışan işçiler gibi savunmasız gruplar, aşırı sıcaklardan orantısız şekilde etkileniyor. Uzmanlar, hükümetin acil durum müdahale planları yerine bireylerin kendi önlemlerini almasını beklediğini, bunun ise yetersiz olduğunu vurguluyor.
Eleştiriler, Hong Kong'un ilk beş yıllık kalkınma planı ve son politika konuşmasında, sıcaklık kaynaklı sağlık risklerini sistematik olarak ele alan bir eylem planının bulunmamasına odaklanıyor. Çevre örgütleri, hükümetin sıcak hava dalgaları sırasında kamu bilgilendirmesi, serin barınma merkezleri, çalışma saatlerinin düzenlenmesi ve sağlık hizmetlerine erişim gibi konularda somut adımlar atmadığını belirtiyor. Akademisyenler ise "sağduyu" yaklaşımının, özellikle yoksul mahallelerde yaşayanlar için ölümcül sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Hong Kong hükümeti henüz konuya ilişkin kapsamlı bir açıklama yapmadı. Ancak yetkililer, mevcut mekanizmaların yeterli olduğunu savunuyor. Uzmanlar ise iklim değişikliğinin etkisiyle sıcak hava dalgalarının sıklığının ve şiddetinin artacağını, bu nedenle proaktif bir eylem planının hayati önem taşıdığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hong Kong'daki bu tartışma, Asya-Pasifik bölgesinde ve dünya genelinde hızla büyüyen bir soruna işaret ediyor. İklim değişikliği nedeniyle aşırı sıcaklık olayları her yıl daha fazla can alıyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, 2000-2019 yılları arasında küresel olarak her yıl yaklaşık 489 bin kişi sıcaklık kaynaklı nedenlerle hayatını kaybetti. Kentlerin ısı adası etkisi, bu ölümleri daha da artırıyor.
Singapur, Tokyo, Seul gibi Asya kentleri, sıcaklık eylem planları geliştirerek örnek oluyor. Örneğin, Singapur "serin şehir" projeleriyle yeşil çatılar, gölgelikli yürüyüş yolları ve kamuya açık serinlik merkezleri oluşturdu. Hong Kong'un bu konuda geri kalması, bölgesel bir sağlık ve iklim adaptasyonu açığına işaret ediyor. Uzmanlar, Hong Kong gibi uluslararası bir finans merkezinin, iklim direnci konusunda da liderlik etmesi gerektiğini söylüyor.
Küresel düzeyde ise birçok ülke, ulusal sıcaklık-sağlık eylem planları oluşturdu. Dünya Sağlık Örgütü, ülkeleri bu tür planları benimsemeye teşvik ediyor. Hong Kong'un bu eksikliği, uluslararası taahhütlerle de çelişiyor. Kent, Paris Anlaşması kapsamında emisyon azaltım hedefleri belirlemiş olsa da, iklim adaptasyonu konusunda somut adımlar atmakta gecikiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki bu gelişme, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alıyor ve son yıllarda sıcak hava dalgaları, orman yangınları ve kuraklıkla mücadele ediyor. Özellikle büyükşehirlerde betonlaşma ve yeşil alan kaybı, ısı adası etkisini artırıyor. Türkiye'nin de kapsamlı bir sıcaklık-sağlık eylem planına ihtiyacı var. Bu tür bir plan, yaşlı nüfus, açık havada çalışanlar ve düşük gelirli bireyler için hayati önem taşıyor. Hong Kong örneği, iklim adaptasyonunun sağlık politikalarıyla bütünleştirilmesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye, yerel yönetimler ve merkezi hükümet iş birliğiyle benzer planları hayata geçirerek gelecekteki sıcaklık krizlerine hazırlanabilir.