Hong Kong Ulaştırma ve Lojistik Bakanı Mable Chan, 7 Nisan 2025'te yaptığı açıklamada, araç çağırma hizmetlerine ilişkin yeni düzenlemelerin ağustos ayında yürürlüğe girmesinden önce, bu platformlardan elde edilen verilerin güvenli bir şekilde depolanması konusunu "aktif olarak araştıracaklarını" bildirdi. Chan, bu adımın ulusal güvenlik gerekliliklerine uyumun sağlanması açısından kritik olduğunu vurguladı. Hong Kong'da faaliyet gösteren Uber, DiDi ve HK Taxi gibi araç çağırma platformlarının kullanıcı verileri, ulusal güvenlik riski oluşturabileceği gerekçesiyle yetkililerin radarına girmiş durumda.
Yeni düzenlemelerin detayları
Hong Kong hükümeti, araç çağırma hizmetlerine yönelik kapsamlı bir düzenleme paketi hazırlıyor. Bu paket kapsamında, platformların topladığı verilerin (seyahat geçmişi, ödeme bilgileri, kullanıcı konumları) yalnızca Hong Kong'da depolanması ve yurt dışına çıkarılmaması planlanıyor. Ayrıca, verilere erişim yetkisinin yalnızca Hong Kong polisi ve istihbarat birimlerine verilmesi, üçüncü taraflarla paylaşımın sınırlandırılması öngörülüyor. Chan, hükümetin sektör temsilcileriyle bir dizi toplantı yaptığını ve veri güvenliği konusunda net kurallar belirleneceğini söyledi.
Uzmanlar, bu düzenlemenin Hong Kong'un 2020'de yürürlüğe giren ulusal güvenlik yasasıyla uyumlu olduğunu belirtiyor. Yasa, Hong Kong'da faaliyet gösteren şirketlerin ulusal güvenliği tehdit edebilecek faaliyetlerde bulunmasını yasaklıyor. Araç çağırma verilerinin büyük veri analizi yoluyla kullanıcıların hareketlerini haritalamak için kullanılabileceği endişesi, bu düzenlemenin temelini oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hong Kong'un bu hamlesi, küresel çapta veri egemenliği ve ulusal güvenlik tartışmalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Çin anakarasında halihazırda araç çağırma verilerinin yerel sunucularda saklanması zorunluluğu bulunuyor. Hong Kong'un da benzer bir uygulamaya geçmesi, bölgedeki diğer ülkeler için emsal teşkil edebilir. Özellikle Güneydoğu Asya'da artan veri koruma yasaları ve ulusal güvenlik kaygıları, teknoloji şirketlerinin veri depolama stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden oluyor.
Öte yandan, bu tür düzenlemeler uluslararası teknoloji şirketleri için operasyonel maliyetleri artırabilir ve inovasyonu engelleyebilir. Uber gibi küresel oyuncular, yerel veri depolama zorunluluklarının rekabet avantajlarını azaltabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak Hong Kong yönetimi, güvenlik endişelerinin ticari kaygıların önünde geldiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hong Kong'daki bu gelişme, Türkiye'nin de benzer veri güvenliği ve ulusal güvenlik tartışmaları yaşadığı bir döneme denk geliyor. Türkiye'de de araç çağırma platformları (Uber, BiTaksi, Martı Tag gibi) yaygın şekilde kullanılıyor. Kişisel verilerin korunması kanunu (KVKK) kapsamında bu platformların veri depolama ve paylaşım uygulamalarına yönelik düzenlemeler mevcut ancak ulusal güvenlik boyutuyla ilgili spesifik bir kural bulunmuyor. Hong Kong'un adımları, Türkiye'de de araç çağırma verilerine güvenlik gerekçesiyle sınırlama getirilmesi ihtimalini gündeme getirebilir. Özellikle Türkiye'nin kritik altyapı ve ulaşım ağlarına yönelik siber tehditler arttığında, benzer bir veri egemenliği yaklaşımı benimsenebilir. Küresel bağlamda ise, veri egemenliği uygulamalarının yaygınlaşması, Türkiye'nin de içinde yer aldığı gelişmekte olan ülkelerde dijital milliyetçilik akımını güçlendirebilir.