Lahey merkezli Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (ICC) ev sahibi Hollanda'nın Başbakanı Rob Jetten, ABD'nin açıkladığı yaptırımlar karşısında mahkemeyi savunmak için "gereken her şeyi yapacaklarını" bildirdi. Jetten, ICC'nin uluslararası hukuk düzeninin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, yaptırımların kabul edilemez olduğunu ifade etti.
ABD Yaptırım Kararının Arka Planı
ABD yönetimi, ICC'nin İsrail ve Hamas yetkilileri hakkında savaş suçu soruşturması başlatmasının ardından mahkemeye yönelik yaptırım hazırlıklarını duyurdu. Washington, ICC'nin kendi vatandaşları ve müttefikleri üzerinde yargı yetkisi kullanmasını "egemenliğe tecavüz" olarak nitelendiriyor. Daha önce benzer yaptırımlar 2020'de de gündeme gelmiş, ancak o dönemde uygulanmamıştı.
Hollanda Başbakanı Jetten, yaptırımların sadece mahkemeyi değil, aynı zamanda uluslararası hukuk sistemini de zayıflatacağını vurguladı. "ICC, uluslararası düzenin çok önemli bir parçasıdır. Bu mahkemeyi korumak için ne gerekiyorsa yapacağız" dedi. Jetten'in açıklamaları, Hollanda'nın ICC'ye ev sahipliği yapması nedeniyle ayrı bir önem taşıyor.
ICC, 2002'de Roma Statüsü ile kuruldu ve soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçları yargılamakla görevli. ABD, İsrail, Rusya ve Çin gibi ülkeler mahkemeye taraf değil. Ancak ICC, taraf olmayan ülkelerin vatandaşlarının işlediği suçları, eğer suç taraf bir ülkenin topraklarında işlenmişse yargılayabiliyor.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Avrupa Birliği ve birçok ülke, ABD'nin yaptırım kararına karşı çıktı. Almanya Dışişleri Bakanı, yaptırımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti. Fransa da benzer bir açıklama yaparak ICC'nin bağımsızlığının korunması gerektiğini vurguladı. İnsan hakları örgütleri, yaptırımların dünya genelinde adaletsizliğe karşı mücadeleyi baltalayacağı uyarısında bulunuyor.
Hollanda hükümeti, ICC ile ev sahibi ülke anlaşması çerçevesinde mahkemeye lojistik ve güvenlik desteği sağlıyor. Yaptırımların uygulanması halinde, ICC personelinin seyahat özgürlüğü ve mal varlıkları kısıtlanabilir. Bu durum, mahkemenin soruşturmalarını yürütmesini zorlaştırabilir.
ABD'nin yaptırım kararı, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yönelik ilk değil. 2020'de dönemin ABD Başkanı Donald Trump, ICC savcısı ve üst düzey yetkililere yaptırım uygulamıştı. Ancak bu yaptırımlar, Joe Biden yönetimi tarafından 2021'de kaldırılmıştı. Şimdi ise benzer bir adımın yeniden atılması, uluslararası toplumda endişe yaratıyor.
ICC'nin Rolü ve Geleceği
Uluslararası Ceza Mahkemesi, son yıllarda artan sayıda soruşturma yürütüyor. Ukrayna'daki savaş suçları, Sudan'daki Darfur katliamı ve Filistin topraklarındaki ihlaller bunlar arasında. Mahkeme, 123 üye ülke tarafından tanınıyor. Ancak büyük güçlerin yokluğu, ICC'nin etkinliğini tartışmalı hale getiriyor.
Hollanda Başbakanı Jetten'in açıklamaları, Avrupa'nın ICC'ye verdiği desteğin bir göstergesi. Jetten, "Uluslararası hukuk düzeni olmadan güvenli bir dünya olamaz" diyerek, yaptırımların sadece mahkemeye değil, aynı zamanda küresel istikrara da zarar vereceğini söyledi. Hollanda, önümüzdeki günlerde AB ve diğer müttefikleriyle ortak bir strateji belirlemeyi planlıyor.
Uzmanlar, yaptırımların ICC üzerindeki etkisinin sınırlı olabileceğini, çünkü mahkemenin ABD'de mal varlığı bulunmadığını belirtiyor. Ancak yaptırımlar, mahkemenin uluslararası meşruiyetini zedeleyebilir ve bazı ülkelerin işbirliğini azaltabilir. Özellikle İsrail ve ABD'nin baskısıyla bazı ülkelerin ICC'den çekilme ihtimali endişe verici.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taraf değil. Ancak ICC'nin Filistin soruşturması ve İsrail'e yönelik olası yargı süreçleri, Türkiye'nin Filistin politikasıyla yakından ilgili. ABD'nin ICC'ye yönelik yaptırımları, Türkiye'nin çok taraflılık ve uluslararası hukuk vurgusuyla çelişiyor. Yaptırımlar, uluslararası hukukun siyasallaşmasına ve zayıflamasına yol açarsa, bu Türkiye gibi orta büyüklükteki güçlerin aleyhine olur. Ayrıca, ICC'nin etkinliğinin azalması, bölgesel çatışmalarda hesap verebilirliği düşürebilir.