Lübnan merkezli Hizbullah hareketi, İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın yayımladığı bir haritada güney Lübnan'ın büyük bir bölümünü İsrail toprağı olarak göstermesine sert tepki gösterdi. Hareket, Lübnan hükümetine, bu haritanın uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğunu vurgulayarak, İsrail'le doğrudan sınır müzakerelerini durdurma çağrısında bulundu. Hizbullah ayrıca, Lübnan hükümetinin BM Güvenlik Konseyi'ne acil bir şikayette bulunmasını istedi. Bu gelişme, iki ülke arasında deniz sınırı anlaşmazlığı ve kara sınırlarının çizimi konusundaki gerginliği daha da artırdı.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail Dışişleri Bakanlığı'nın sosyal medya hesaplarından paylaştığı bir grafikte, Litani Nehri'ne kadar olan güney Lübnan topraklarının büyük bir bölümü İsrail sınırları içinde gösteriliyor. Bu paylaşım, iki ülke arasındaki sınır anlaşmazlığını yeniden alevlendirdi. Birleşmiş Milletler'in 1949'da belirlediği Ateşkes Hattı (Mavi Hat) üzerinde yıllardır süren gerginlik, özellikle son dönemde deniz sınırı müzakereleriyle birlikte daha karmaşık bir hale gelmişti. Hizbullah, bu haritanın İsrail'in bölgeye yönelik yayılmacı niyetlerini açıkça ortaya koyduğunu belirterek, Lübnan hükümetinin bu konuda sessiz kalmaması gerektiğini ifade etti.
Lübnan Başbakanı Necip Mikati, daha önce İsrail ile doğrudan müzakerelere hazır olduğunu açıklamış, ancak bu açıklama Hizbullah'ın sert tepkisiyle karşılaşmıştı. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, yaptığı konuşmada, 'Bu harita, düşmanın gerçek yüzünü göstermektedir. Lübnan hükümeti, bu tür eylemler karşısında uluslararası toplumu harekete geçirmeli ve BM Güvenlik Konseyi'ne derhal başvurmalıdır' dedi. Nasrallah, ayrıca İsrail ile yapılacak her türlü müzakerede Lübnan'ın egemenlik haklarının korunması gerektiğini vurguladı.
Öte yandan, İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, söz konusu haritanın resmi bir belge niteliği taşımadığını, sadece bir grafik olduğunu savundu. Ancak bu açıklama, Lübnan'da öfkeyi dindirmeye yetmedi. Lübnan Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak, 'Bu tür provokatif paylaşımlar, bölgede istikrarı tehdit etmektedir. İsrail, uluslararası hukuku ihlal etmektedir' ifadesini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı tartışmalarını da etkileme potansiyeli taşıyor. Lübnan ile İsrail arasında deniz sınırı anlaşmazlığı nedeniyle doğal gaz arama faaliyetleri uzun süredir durmuş durumda. ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde, iki ülkenin karşılıklı olarak bazı tavizler vermesi bekleniyordu. Ancak bu harita krizi, müzakerelerin askıya alınmasına neden olabilir.
İsrail'in bu hamlesi, uluslararası toplumda da eleştirilere yol açtı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, yaptığı açıklamada, 'Tarafları, mevcut gerginliği artıracak eylemlerden kaçınmaya çağırıyorum. Mavi Hat'a saygı duyulmalı ve BM kararları çerçevesinde diyalog sürdürülmelidir' dedi. ABD Dışişleri Bakanlığı ise henüz resmi bir yorum yapmadı.
Hizbullah'ın bu çıkışı, bölgedeki diğer aktörler tarafından da yakından izleniyor. İran'ın desteklediği Hizbullah'ın, müzakereleri durdurma çağrısı, Lübnan hükümeti üzerinde baskı oluştururken, İsrail'i de uluslararası arenada zor durumda bırakabilir. Uzmanlara göre, bu olay, iki ülke arasındaki güven ortamını daha da zedeleyecek ve mevcut krizin çözümünü geciktirecektir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdiği desteği daha önce defalarca dile getirmiştir. Bu kriz, Doğu Akdeniz'deki enerji denklemini de etkileyebilir; zira Türkiye, bölgedeki haklarının korunması konusunda hassastır. Hizbullah'ın müzakereleri durdurma çağrısı ve İsrail'in harita hamlesi, Türkiye'nin bölgesel politikalarında dikkate alması gereken yeni bir gerilim unsuru oluşturmaktadır. Ankara'nın, Lübnan'ın yanında durup BM mekanizmalarını harekete geçirmesi, bölgedeki istikrarı korumaya yönelik adımlar olarak öne çıkabilir.