Lübnan merkezli Hizbullah hareketi, 8 Ekim 2024 tarihinde yaptığı açıklamada, ülkenin güneyinde İsrail güçlerinin bir sızma girişimini tespit ederek püskürttüğünü bildirdi. Açıklamada, İsrail askerlerinin sınıra yakın bir noktadan Lübnan topraklarına girmeye çalıştığı, ancak Hizbullah savaşçılarının müdahalesiyle geri püskürtüldüğü belirtildi. Olayda can kaybı yaşanıp yaşanmadığına dair henüz resmi bir bilgi paylaşılmazken, bölgedeki gerilimin yeni bir boyut kazandığı ifade ediliyor.
Gelişmenin arka planı
Hizbullah'ın bu açıklaması, İsrail'in Gazze'deki Hamas'a yönelik askeri operasyonlarının ardından Lübnan sınırında artan gerginliğin bir parçası olarak değerlendiriliyor. 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmalar, Lübnan sınırında da Hizbullah ile İsrail arasında zaman zaman silahlı çatışmalara yol açtı. Hizbullah, Gazze'deki direnişe destek amacıyla İsrail hedeflerine yönelik sınırlı saldırılar düzenlerken, İsrail de hava saldırıları ve topçu ateşiyle karşılık veriyor. Son haftalarda iki taraf arasında karşılıklı saldırıların yoğunluğu artmış, İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik kara operasyonu ihtimali gündeme gelmişti. Hizbullah'ın bugünkü açıklaması, İsrail'in kara harekâtı hazırlığında olduğu yönündeki iddiaları güçlendiriyor.
Lübnan hükümeti ve Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), tarafları itidale davet ederken, bölgede barışı koruma çabaları devam ediyor. Ancak son gelişmeler, 2006 yılındaki İsrail-Hizbullah savaşından bu yana en ciddi gerilimin yaşandığına işaret ediyor. Uzmanlar, özellikle İran'ın bölgesel nüfuzu ve Hizbullah'ın askeri kapasitesinin, olası bir geniş çaplı çatışmayı daha da tehlikeli hale getirebileceğini belirtiyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Yaşananlar sadece İsrail-Lübnan sınırını değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyebilecek bir dinamiğe sahip. İran'ın en önemli vekil gücü olan Hizbullah, İsrail'e karşı cephede kritik bir aktör konumunda. İsrail'in Lübnan'a yönelik olası bir kara harekâtı, İran'ın Hizbullah'a daha doğrudan destek vermesine yol açabilir. Ayrıca, ABD ve diğer Batılı ülkeler, bölgedeki istikrarın bozulmasından endişe duyuyor. ABD, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklerken, aynı zamanda çatışmanın yayılmasını önlemek için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Rusya ve Çin ise tarafları sükunete çağırıyor. Öte yandan, Arap dünyasında kamuoyu genel olarak Filistin davasına destek verirken, bazı Arap ülkeleri İsrail'le normalleşme sürecini sorgulamaya başladı. Bu durum, Abraham Anlaşmaları ve benzeri girişimlerin geleceğini etkileyebilir.
Bölgede enerji piyasaları da gelişmelerden etkileniyor. Lübnan-İsrail deniz sınırındaki doğal gaz rezervleri, çatışmanın jeoekonomik boyutunu oluşturuyor. İsrail, Kariş sahasından gaz çıkarmaya başlarken, Lübnan da kendi kıyılarındaki kaynakları kullanmayı planlıyor. Olası bir savaş, bu enerji projelerini sekteye uğratabilir ve küresel enerji fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bölgesel güç olarak Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ankara, İsrail-Hamas çatışmalarının Lübnan'a sıçramasını istemiyor ve tarafları itidale çağırıyor. Türkiye, Libya ve Suriye'de olduğu gibi, Lübnan'da da dengeli bir politika izleyerek, hem Hizbullah'ın İran eksenindeki rolünü hem de İsrail'in güvenlik endişelerini dikkate alıyor. Ekonomik olarak, Lübnan'daki kriz Türk firmalarının bölgedeki yatırımlarını ve ticaret hacmini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, olası bir mülteci dalgası, Türkiye'nin zaten büyük olan Suriyeli mülteci yükünü daha da artırabilir. Güvenlik boyutunda, terörle mücadele ve sınır güvenliği açısından, çatışmanın Türkiye'nin güney sınırlarına yansıması riski bulunuyor. Ankara, NATO müttefiki olarak ittifakın bölgedeki istikrar çabalarına katkı sunmaya devam ediyor.