Lübnan Hizbullahı, 26 Kasım 2024 tarihinde yaptığı açıklamayla, güney Lübnan'da İsrail ordusuna yönelik toplam 16 ayrı saldırı gerçekleştirdiğini duyurdu. Saldırıların roketatarlar, havan topları ve hassas füzelerle yapıldığı belirtilirken, çok sayıda İsrail askerinin öldürüldüğü veya yaralandığı iddia edildi. Hizbullah'ın askeri kanadından yapılan yazılı açıklamada, operasyonların İsrail'in sınırdaki askeri mevzilerine, araca ve birlik hareketliliğine karşı eş zamanlı olarak düzenlendiği kaydedildi. İsrail tarafı ise saldırıları henüz resmi olarak doğrulamazken, bölgedeki askeri faaliyetlerin sürdüğü bildiriliyor. Bu gelişme, İsrail-Lübnan sınırında son haftalarda artan gerilimin yeni bir zirvesi olarak değerlendiriliyor.
Çatışmaların Arka Planı
Hizbullah'ın bugünkü saldırıları, İsrail'in Gazze Şeridi'nde Hamas'a karşı yürüttüğü askeri operasyonlara misilleme olarak başlatılan sınır ötesi saldırıların bir parçası. 7 Ekim 2023'ten bu yana Hizbullah, İsrail'in kuzey sınırındaki askeri hedefleri hedef alan düzenli saldırılar düzenlemekte. Ancak bugünkü 16 saldırılık dalga, önceki haftalara göre hem sayı hem de yoğunluk açısından dikkat çekici bir artış anlamına geliyor.
Lübnan hükümeti, Hizbullah'ın eylemlerini kontrol edemezken, Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ateşkes çağrıları yapıyor. İsrail ise Lübnan topraklarına yönelik hava saldırıları ve topçu atışlarıyla karşılık veriyor. Son iki haftada her iki taraftan da çok sayıda kayıp verildiği belirtiliyor. Analistler, tarafların topyekûn bir savaştan kaçınmaya çalıştığını ancak küçük çaplı çatışmaların büyüme riski taşıdığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hizbullah-İsrail çatışması, Orta Doğu'daki dengeleri derinden etkiliyor. İran'ın en önemli vekil güçlerinden biri olan Hizbullah, Tahran'ın bölgesel stratejisinin kilit bir parçası. Bu nedenle Hizbullah'ın İsrail'e yönelik saldırıları, İran-İsrail gerginliğinin doğrudan bir yansıması olarak okunuyor.
Aynı zamanda ABD, Avrupa Birliği ve Arap Birliği gibi uluslararası aktörler, taraflara itidal çağrısı yaparak tırmanışı durdurmaya çalışıyor. Ancak bugüne kadar bu çağrıların kalıcı bir etkisi olmadı. Özellikle ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediğini ve Hizbullah'ı saldırılara son vermeye çağırdığını açıkladı. Bölgede savaşın yayılma riski, küresel enerji piyasalarında da tedirginlik yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İsrail hem de Lübnan ile ilişkileri olan bir bölge ülkesi olarak bu çatışmadan doğrudan etkilenme potansiyeline sahip. Hizbullah'ın saldırıları, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Doğu Akdeniz'de istikrar çağrılarını zora sokuyor. Ayrıca Türkiye, 2011'den bu yana Suriye'de faaliyet gösteren İran destekli gruplarla iş birliği yaparken, Hizbullah'ın Suriye'de de varlık göstermesi, Ankara'nın sahada karşılaştığı karmaşık denklemin bir parçası. Türkiye, diplomatik kanallarla tırmanışı durdurmaya çalışsa da, çatışmanın yayılması halinde ülke sınırlarına yakın bölgelerde güvenlik riskleri artabilir.