BEYRUT, 15 Ekim (Reuters) - Hizbullah milletvekili Hüseyin Hacı Hasan, perşembe günü yaptığı açıklamada, geçen hafta Lübnan güvenlik güçlerinin ele geçirdiği yüzlerce kilogram patlayıcının kendi gruplarına ait olduğunu ve İsrail'e yönelik saldırılarda kullanılmayı amaçladığını belirtti. Hacı Hasan, patlayıcıların silahlı direniş kapsamında meşru olduğunu savunarak, hükümetin İran destekli hareketi silahsızlandırma çabalarına karşı çıktı.
Lübnan makamları, 8 Ekim'de Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen bir operasyonda patlayıcıları bulmuş ve olayla ilgili soruşturma başlatmıştı. Patlayıcıların miktarı ve niteliği henüz resmi olarak açıklanmadı.
Olayın Arka Planı ve Hizbullah'ın Savunması
Hizbullah milletvekili Hacı Hasan, düzenlediği basın toplantısında, ele geçirilen patlayıcıların "direnişin malı" olduğunu ve İsrail'e karşı olası bir çatışmada kullanılmak üzere depolandığını ifade etti. Hacı Hasan, "Bu patlayıcılar, işgal altındaki topraklarda İsrail'e yönelik operasyonlar için hazırlanmıştı. Lübnan ordusunun veya hükümetin bunlara el koyması kabul edilemez" dedi. Ayrıca, patlayıcıların bulunduğu bölgenin Hizbullah'ın kontrolünde olmadığını, ancak direniş için stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.
Lübnan hükümeti, geçtiğimiz aylarda Hizbullah'ın silah stoklarını devlet denetimine alma yönünde adımlar atmıştı. Başbakan Necib Mikati, tüm silahlı grupların silahlarını devlete teslim etmesi gerektiğini söylemiş, ancak Hizbullah bu çağrıya direnmişti. Hizbullah, silahlarını İsrail'e karşı caydırıcılık unsuru olarak gördüğünü ve Filistin davasını savunmak için gerekli olduğunu öne sürüyor.
Uzmanlar, patlayıcıların ele geçirilmesinin, zaten kırılgan olan Lübnan'daki siyasi dengeyi daha da gerginleştirebileceğini belirtiyor. Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusu, ülkedeki mezhepsel gerilimlerin merkezinde yer alıyor. Son haftalarda Hizbullah yanlısı ve karşıtı gruplar arasında protestolar düzenlenmiş, bazı bölgelerde çatışmalar çıkmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Olay, İran ile ABD arasındaki dolaylı müzakerelerin sürdüğü bir dönemde yaşandı. İran, nükleer anlaşmanın canlandırılması için Batılı ülkelerle görüşürken, Hizbullah üzerindeki etkisini pazarlık kozu olarak kullanabilir. ABD ve İsrail, Hizbullah'ın silah stoklarını yakından takip ediyor ve örgütü terör örgütü olarak tanımlıyor. İsrail, Lübnan'da Hizbullah'ın güçlenmesini kırmızı çizgi olarak görüyor ve olası bir çatışmada patlayıcıların imha edilmesini hedefleyebilir.
Lübnan, ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşurken, Hizbullah'ın silahlı varlığı ülke içinde tartışma konusu. Uluslararası toplum, Lübnan ordusunun güçlendirilmesi ve tüm silahlı grupların silahsızlandırılması çağrısını yineliyor. Ancak Hizbullah, Lübnan siyasetinde ve orduda önemli bir nüfuza sahip olduğundan, silahsızlandırma süreci kolay görünmüyor. BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı, Litani Nehri'nin güneyinde Hizbullah dahil tüm silahlı grupların silahsızlandırılmasını öngörüyor, fakat bu karar tam olarak uygulanamadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki istikrarsızlığın bölgesel güvenliğe etkilerini yakından izliyor. Hizbullah'ın silahlı kapasitesini koruması, Doğu Akdeniz'de gerilimi artırabilir ve Türkiye'nin enerji politikalarını etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye, Lübnan'da siyasi çözüm ve silahsızlandırma sürecinde yapıcı rol oynamak istiyor; ancak Hizbullah'ın direnişi, Türkiye'nin diplomatik çabalarını zorlaştırabilir. Türkiye, İsrail ile ilişkilerini normalleştirme sürecinde de bu tür gelişmeleri dikkate almak durumunda. Bölgesel istikrarın korunması, Türkiye'nin ekonomik ve güvenlik çıkarları açısından kritik.