Hırvatistan, Karadağ'ın Avrupa Birliği üyelik sürecini fiilen durdurdu. Zagreb yönetimi, Podgorica'dan İkinci Dünya Savaşı sırasında işlenen savaş suçları, tazminat ödemeleri ve iki ülke arasındaki sınır belirleme sorunları gibi uzun süredir devam eden anlaşmazlıkları çözmeden AB katılım müzakerelerini tamamlamamasını talep ediyor. Hırvatistan Başbakanı Andrej Plenković, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "Karadağ'ın üyelik sürecinde ilerlemesi için önce komşusuyla olan sorunlarını çözmesi gerektiğini" belirtti. Bu açıklama, AB içinde bir üye ülkenin diğer bir aday ülkenin katılım sürecini tek başına bloke edebilme gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Anlaşmazlıkların Arka Planı
Hırvatistan ile Karadağ arasındaki gerginlik yeni değil. İki ülke arasındaki en önemli sorunlardan biri, 1991-1995 yılları arasındaki Hırvatistan Bağımsızlık Savaşı sırasında işlenen savaş suçları. Zagreb, Karadağ'ın bu suçlarla ilgili yeterince soruşturma yürütmediğini ve sorumluları adalet önüne çıkarmadığını savunuyor. Ayrıca, savaş sırasında Hırvatistan'da tahrip edilen mallar için Karadağ'dan tazminat talep ediyor. Karadağ ise bu talepleri reddediyor ve konunun iki ülke arasında ikili düzeyde çözülmesi gerektiğini, AB sürecine malzeme edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Bir diğer önemli anlaşmazlık konusu ise sınır belirleme. Özellikle Prevlaka yarımadası ve Kotor Körfezi çevresindeki deniz sınırı, iki ülke arasında tartışmalı. Hırvatistan, Karadağ'ın tek taraflı olarak belirlediği deniz sınırını tanımıyor ve konunun uluslararası hukuka uygun şekilde çözülmesi gerektiğini savunuyor. Karadağ ise 2002 yılında imzalanan ve sınırın geçici olarak belirlendiği anlaşmaya atıfta bulunarak, Hırvatistan'ın bu anlaşmayı ihlal ettiğini iddia ediyor.
AB Sürecinde Vetо Tehdidi
Hırvatistan'ın bu tutumu, AB'nin genişleme politikasında sıkça karşılaşılan bir durumu yansıtıyor: Bir üye ülke, aday ülkeyle ikili sorunlarını çözmek için üyelik sürecini bir koz olarak kullanabiliyor. Hırvatistan, 2013 yılında AB'ye üye oldu ve o zamandan beri Karadağ'ın üyelik müzakerelerinde son derece hassas davranıyor. Zagreb, Karadağ'ın AB'nin 23. fasıl (Yargı ve Temel Haklar) ve 24. fasıl (Adalet, Özgürlük ve Güvenlik) başlıkları altında yeterli ilerleme kaydetmediğini, savaş suçlarıyla ilgili dosyaların kapandığını görmek istiyor.
Karadağ, 2012 yılından bu yana AB üyelik müzakerelerini yürütüyor ve şu anda 33 fasıldan 32'sini açmış durumda. Ancak Hırvatistan'ın vetosu nedeniyle bazı fasılların kapatılması engelleniyor. Podgorica yönetimi, AB yolunda ilerlemek için Hırvatistan ile diyalog kanallarını açık tutmaya çalışsa da, Zagreb'in talepleri karşısında zorlanıyor. Karadağ Başbakanı Dritan Abazović, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Hırvatistan ile sorunlarımızı çözmeye hazırız, ancak bu süreçte AB perspektifimizin rehin alınmaması gerekiyor" dedi.
AB Komisyonu ise genişleme sürecinde ikili sorunların çözümünde taraf olmaktan kaçınıyor ve üye ülkeleri ikili meseleleri AB platformuna taşımamaları konusunda uyarıyor. Ancak Hırvatistan'ın tutumu, AB'nin genişleme politikasında oybirliği kuralı nedeniyle etkili olabiliyor. Bu durum, AB'nin Batı Balkanlar stratejisini de zora sokuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hırvatistan'ın Karadağ'ın AB üyelik sürecini bloke etmesi, Türkiye'nin AB üyelik müzakerelerinde yaşadığı benzer engelleri akıllara getiriyor. Türkiye, 2005'ten bu yana yürüttüğü üyelik müzakerelerinde Kıbrıs sorunu gibi ikili anlaşmazlıklar nedeniyle çeşitli fasıllarda ilerleme kaydedememişti. Bu olay, AB içinde bir üye ülkenin veto yetkisini kullanarak aday ülkeyi nasıl yavaşlatabildiğini gösteriyor. Türkiye için bu durum, AB'nin genişleme politikasında ikili sorunların nasıl bir koz olarak kullanılabildiğini teyit ediyor. Ayrıca, Batı Balkanlar'daki istikrar, Türkiye'nin bölgesel çıkarları açısından önemli; Karadağ'ın AB sürecinin tıkanması, bölgede Rusya ve Çin'in etkisini artırabilir. Türkiye, Balkanlar'da barış ve istikrarın korunmasına önem veriyor ve AB'nin bölgedeki genişleme sürecinin aksamaması gerektiğini savunuyor.