Yabancı yatırımcılar, yükselen petrol fiyatları ve artan küresel tahvil getirilerinin talep toparlanmasını tehdit etmesiyle Hindistan varlıklarını yeniden satmaya başladı. Bu durum, Hindistan Merkez Bankası'nın (RBI) kısa süre önce sağladığı politika kazanımlarını gölgeliyor. Ülkeye giren yabancı sermaye, son haftalarda hisse senedi ve tahvil piyasalarından çıkış yönünde hareket ediyor; rupi ise dolar karşısında değer kaybediyor.
Politika Kazanımları ve Petrol Şoku
Hindistan, 2023 yılı boyunca enflasyonu kontrol altına almak ve cari açığı daraltmak için bir dizi önlem almıştı. RBI, politika faizini yüzde 6,5'te sabit tutarak fiyat istikrarını korumaya çalışırken, hükümet de altyapı harcamalarını artırarak ekonomik büyümeyi destekledi. Bu çabalar meyvesini vermiş, yabancı yatırımcılar 2023'ün son çeyreğinde Hindistan piyasalarına geri dönmüştü. Ancak 2024'ün ilk aylarında Brent petrolün varil fiyatının 90 doların üzerine çıkması, bu kırılgan toparlanmayı tehdit ediyor. Petrol fiyatlarındaki artış, Hindistan'ın enerji ithalat faturasını şişirerek cari açığı genişletiyor. Aynı zamanda ABD 10 yıllık tahvil getirilerinin yüzde 4,5'e yaklaşması, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırıyor. Yabancı portföy yatırımcıları, Şubat 2024'ten bu yana Hint hisse senetlerinde net satıcı konumunda. Tahvil piyasasında da benzer bir eğilim gözleniyor; yabancı yatırımcıların elindeki Hint tahvilleri azalıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Hindistan, dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, ülkenin cari açığını yaklaşık 15 milyar dolar genişletiyor. Bu da rupi üzerinde baskı yaratıyor. Rupi, 2024 yılı başından bu yana dolar karşısında yüzde 2'den fazla değer kaybetti. Merkez Bankası, rezervlerini kullanarak kuru dengede tutmaya çalışsa da piyasa baskısı artıyor. Öte yandan, küresel tahvil getirilerindeki artış, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını olumsuz etkiliyor. Hindistan gibi yüksek cari açık veren ülkeler, bu durumdan daha fazla etkileniyor. Çin'in ekonomik yavaşlaması ve jeopolitik gerilimler de küresel risk iştahını azaltıyor. Hindistan, hizmet ihracatı ve yazılım sektörüyle bu baskıyı bir ölçüde dengelemeye çalışsa da, imalat sektöründeki zayıflık ve kırsal talepteki durgunluk tabloyu zorlaştırıyor. Hükümet, yabancı yatırımı teşvik etmek için vergi indirimleri ve kolaylaştırılmış düzenlemeler açıklasa da, küresel koşullar bu adımların etkisini sınırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'dan yabancı sermaye çıkışı, Türkiye gibi benzer kırılganlıklara sahip gelişmekte olan ekonomiler için uyarı niteliğinde. Türkiye de yüksek enerji ithalatına bağımlı ve cari açık veriyor. Petrol fiyatlarındaki küresel artış, Türkiye'nin dış ticaret açığını genişletip enflasyonu yukarı çekebilir. Ayrıca, küresel tahvil getirilerinin yükselmesi, Türkiye'ye yönelik portföy yatırımlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) faiz politikası ve rezerv yeterliliği, bu tür dış şoklara karşı direnci belirleyecek. Hindistan örneği, makroekonomik istikrarın korunması ve enerji arz güvenliğinin çeşitlendirilmesinin önemini gösteriyor. Türkiye'nin, benzer bir sermaye çıkışı dalgasıyla karşılaşmaması için yapısal reformları hızlandırması ve dış finansman ihtiyacını azaltması gerekiyor.