Hint hisse senedi piyasalarının, uluslararası petrol fiyatlarındaki düşüş ve tahvil getirilerindeki gerilemenin etkisiyle haftaya yükselişle başlaması bekleniyor. Asya piyasalarındaki genel olumlu hava ve yabancı kurumsal yatırımcıların alımları, Hindistan'ın başlıca endeksleri Sensex ve Nifty 50'yi destekleyen ana unsurlar arasında yer alıyor. Analistler, petrol fiyatlarındaki yumuşamanın Hindistan'ın enerji ithalat maliyetlerini azaltarak enflasyon baskılarını hafiflettiğine ve şirket kârlılıklarına olumlu yansıyacağına işaret ediyor.
Petrol fiyatları ve tahvil getirilerindeki düşüşün arka planı
Brent ham petrolü, küresel talep endişeleri ve arz artışı beklentileriyle son günlerde önemli ölçüde geriledi. Hindistan, ham petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 85'ini ithal eden bir ülke olarak, petrol fiyatlarındaki her düşüşten doğrudan fayda sağlıyor. Petrol fiyatlarının varil başına 80 doların altına inmesi, cari açık üzerindeki baskıyı azaltırken, ulaştırma ve imalat sektörlerinde maliyetleri düşürüyor. Öte yandan, Hindistan tahvil piyasasında getiriler, Merkez Bankası'nın (RBI) faiz indirimi beklentileri ve enflasyondaki yavaşlama sinyalleriyle geriledi. 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 7'nin altına sarkması, hisse senedi değerlemelerini destekleyen bir faktör olarak öne çıkıyor.
Küresel piyasalarda ise ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz artırım döngüsünü sonlandırdığına dair beklentiler güçlendi. Fed yetkililerinin son açıklamaları, enflasyonda kalıcı bir düşüş eğilimi görülmesi halinde faiz indiriminin gündeme gelebileceğine işaret ediyor. Bu durum, gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akışını artırarak Hindistan gibi ülkelere yarar sağlıyor. Yabancı portföy yatırımcıları, son haftalarda Hint hisse senetlerinde net alıcı konumunda. Bankacılık, enerji ve otomotiv sektörleri öne çıkan alımlar arasında.
Bölgesel ve küresel boyut
Asya piyasaları genelinde risk iştahı, Çin'in ekonomik teşvik beklentileri ve Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) ultra gevşek para politikasını sürdüreceği yönündeki sinyallerle destekleniyor. Çin'den gelen son imalat verileri karışık sinyaller verse de, Pekin yönetiminin altyapı harcamalarını artıracağı ve özel sektöre yönelik destekleri genişleteceği konuşuluyor. Bu durum, bölgesel ticaret ortakları için talep görünümünü iyileştiriyor. Hindistan ise hizmet sektöründeki güçlü büyüme ve dijital ekonomideki genişleme ile Asya'nın en hızlı büyüyen büyük ekonomisi olmayı sürdürüyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası, Hindistan'ın 2024 mali yılında yüzde 6,5 civarında büyümesini bekliyor. Bu, küresel ekonominin yavaşladığı bir dönemde dikkat çeken bir performans. Hint rupee, petrol fiyatlarındaki düşüş ve sermaye girişleriyle dolar karşısında istikrar kazandı. Bu durum, ithalatçı şirketlerin bilançolarını güçlendirirken, ihracatçılar için rekabet gücünü koruyor. Borsa İstanbul ile karşılaştırıldığında, Hindistan piyasaları son bir yılda yabancı yatırımcıya daha cazip bir getiri sunmuş durumda.
Ancak riskler de yok değil. Küresel jeopolitik gerilimler, özellikle Orta Doğu'daki çatışmalar ve Rusya-Ukrayna savaşı, petrol arzında ani kesintilere yol açabilir. Ayrıca, Hindistan'da genel seçimlerin yaklaşması, piyasalarda volatiliteyi artırabilir. Yine de kısa vadede petrol ve tahvil piyasalarındaki olumlu seyir, Hint hisse senetlerine yönelik iyimserliği destekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'daki bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi etkilememekle birlikte, küresel risk iştahı ve petrol fiyatları üzerinden dolaylı yansımaları olabilir. Petrol fiyatlarındaki düşüş, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını azaltarak cari açık ve enflasyon üzerinde olumlu etki yapabilir. Ayrıca, gelişmekte olan piyasalara yönelen sermaye akışı, Türkiye gibi benzer risk profiline sahip ülkelere de yarar sağlayabilir. Ancak Fed'in para politikası ve küresel jeopolitik riskler, bu olumlu havayı tersine çevirebilir. Türkiye, Hindistan ile ticaret hacmini artırma potansiyeline sahip; ancak kısa vadede asıl belirleyici, emtia fiyatları ve küresel likidite koşulları olacak.