ABD ve Çin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in Washington'a resmi ziyaret gerçekleştirmesinden saatler önce, 2025 Busan ticaret anlaşmasının uzatılması konusunda anlaşmazlıklarını sürdürüyor. Taraflar, dar kapsamlı gümrük indirimli ticaret mekanizmasının uygulanmasında ilerleme kaydedildiğini açıklarken, nadir toprak elementleri konusundaki anlaşmazlık ticaret ateşkesinin geleceğini tehdit ediyor. ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, müzakerelerin kritik bir aşamada olduğunu belirtti.
Nadir Toprak Elementleri: Yeni Jeopolitik Cephe
Nadir toprak elementleri, yüksek teknoloji ürünlerinden savunma sanayine, elektrikli araçlardan rüzgar türbinlerine kadar geniş bir yelpazede kullanılan kritik hammaddeler arasında yer alıyor. Çin, küresel nadir toprak üretiminin yaklaşık %70'ini ve işlenmiş nadir toprak ürünlerinin %90'ını kontrol ediyor. Bu durum, Çin'e stratejik bir avantaj sağlarken, ABD ve müttefikleri için ciddi bir tedarik güvenliği riski oluşturuyor.
2025 Busan ticaret anlaşması, ABD ve Çin arasında gümrük tarifelerinin bir kısmının kaldırılmasını ve karşılıklı ticaretin belirli sektörlerde artırılmasını öngörüyordu. Ancak anlaşmanın süresi dolmak üzereyken, nadir toprak elementleri ihracatına yönelik kısıtlamalar konusunda taraflar arasında ciddi bir anlaşmazlık patlak verdi. ABD, Çin'in nadir toprak elementleri ihracatına yönelik gizli kısıtlamalar getirdiğini ve bunun küresel tedarik zincirlerini bozduğunu savunuyor. Çin ise bu iddiaları reddederek, kısıtlamaların çevresel ve güvenlik gerekçeleriyle alındığını öne sürüyor.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Nadir toprak elementleri konusunda Çin ile ciddi görüş ayrılıklarımız var. Bu konu, ticaret anlaşmasının uzatılması için kritik bir eşik oluşturuyor" ifadelerini kullandı. Greer, ayrıca dar kapsamlı gümrük indirimli ticaret mekanizmasının uygulanmasında bazı ilerlemeler kaydedildiğini, ancak nadir toprak sorununun çözülmeden kapsamlı bir anlaşmanın mümkün olmadığını vurguladı.
Zirve Öncesi Diplomatik Satranç
Xi Jinping'in Washington ziyareti, ABD-Çin ilişkilerinde son yılların en önemli diplomatik temaslarından biri olarak görülüyor. Ziyaretin ana gündem maddeleri arasında ticaret anlaşmasının uzatılması, nadir toprak elementleri tedariki, Tayvan meselesi ve Kuzey Kore nükleer programı yer alıyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Çin'e karşı sert bir ticaret politikası izlerken, Xi yönetimi de ekonomik bağımsızlık ve teknolojik egemenlik vurgusu yapıyor.
Uzmanlara göre, nadir toprak elementleri konusundaki anlaşmazlık, sadece ticari bir mesele değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki teknolojik rekabetin bir yansıması. ABD, Çin'e olan nadir toprak bağımlılığını azaltmak için Avustralya, Kanada ve Japonya gibi müttefikleriyle alternatif tedarik zincirleri kurmaya çalışıyor. Ancak bu çabaların meyve vermesi zaman alacak gibi görünüyor.
Çin ise nadir toprak elementlerini bir koz olarak kullanarak, ABD'nin teknoloji şirketlerine yönelik yaptırımlarını hafifletmesini talep ediyor. Bu durum, ticaret müzakerelerini çıkmaza sokuyor. Öte yandan, her iki taraf da tam bir ticaret savaşından kaçınmak istiyor; zira bu, küresel ekonomiyi olumsuz etkileyecek.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD-Çin ticaret gerilimi, başta Asya-Pasifik ülkeleri olmak üzere küresel ekonomiyi yakından ilgilendiriyor. Güney Kore, Japonya ve Tayvan gibi ülkeler, nadir toprak elementleri tedarikinde Çin'e bağımlı oldukları için, olası bir ticaret savaşında ciddi zarar görebilir. Ayrıca, Avrupa Birliği de yeşil enerji dönüşümü için nadir toprak elementlerine ihtiyaç duyuyor ve bu konuda Çin'e olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), taraflara itidal çağrısı yaparak, ticaret kısıtlamalarının küresel büyümeyi yavaşlatabileceği uyarısında bulundu. DTÖ Genel Direktörü Ngozi Okonjo-Iweala, "Küresel tedarik zincirlerinin parçalanması, hepimiz için maliyetli olur. Diyalog ve işbirliği tek çıkış yolu" dedi.
ABD-Çin ilişkileri, sadece iki ülke için değil, tüm dünya için kritik önem taşıyor. Ticaret anlaşmasının uzatılması, küresel piyasalara istikrar getirebilir; ancak nadir toprak krizi çözülmezse, yeni bir ticaret savaşı kapıda olabilir. Xi-Trump zirvesi, bu açıdan kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki nadir toprak elementleri gerilimi, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de dolaylı yansımaları olabilir. Türkiye, nadir toprak elementleri konusunda büyük ölçüde ithalata bağımlı. Çin'in ihracat kısıtlamaları, küresel fiyatları yükselterek Türk sanayisinin maliyetlerini artırabilir. Öte yandan, Türkiye son yıllarda kendi nadir toprak rezervlerini keşfetmeye başladı; Eskişehir'deki Beylikova sahasında önemli rezervler bulundu. Bu kriz, Türkiye'nin madencilik ve işleme kapasitesini geliştirmesi için bir fırsat olabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Batı ile Asya arasında denge politikası izlemesi, ticaret savaşlarında arabuluculuk rolü üstlenmesine imkan tanıyabilir. Ancak kısa vadede, Türk ekonomisi için riskler daha baskın görünüyor.