Milyarder yatırımcı Raamdeo Agrawal, Hint hisse senedi piyasasının önümüzdeki beş yıl içinde ikiye katlanacağını öngördü. Agrawal, yabancı yatırımcıların piyasadaki düzeltme sürecinde aşırı satış yaptığını belirterek, bu durumun uzun vadeli yatırımcılar için önemli bir fırsat yarattığını vurguladı. Agrawal'ın değerlendirmeleri, son dönemde dalgalı bir seyir izleyen Hint borsasına ilişkin iyimser bir tablo çiziyor.
Agrawal'ın Öngörüsünün Arka Planı
Raamdeo Agrawal, Hindistan'ın önde gelen finans kuruluşlarından Motilal Oswal Financial Services'ın kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanıdır. Uzun yıllara dayanan deneyimi ve isabetli piyasa tahminleriyle tanınan Agrawal, son açıklamasında Hint borsasının mevcut değerlemelerinin cazip seviyelere geldiğini ifade etti. Yabancı portföy yatırımcılarının (FPI) son aylarda Hint hisse senetlerinde net satıcı konumunda olduğunu hatırlatan Agrawal, bu satış dalgasının piyasa temellerinden ziyade küresel risk iştahındaki geçici bozulmadan kaynaklandığını savundu. Agrawal'a göre, Hindistan ekonomisinin güçlü büyüme potansiyeli, genç nüfusu ve artan dijitalleşme hızı, şirket kârlılıklarını orta vadede destekleyecek temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Bu nedenle, mevcut düzeltme dönemi, uzun vadeli yatırımcılar için kaçırılmaması gereken bir alım fırsatı olarak değerlendirilmeli.
Hint borsası, 2023 ve 2024 yıllarında güçlü bir ralli yaşadıktan sonra 2025 başında kâr satışları ve küresel belirsizliklerin etkisiyle geriledi. Özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsüne ilişkin beklentilerin değişmesi, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırdı. Yabancı yatırımcılar, Hindistan'da kısa vadeli kazançları realize etme yolunu seçerken, iç yatırımcılar ve yerel kurumsal yatırımcılar (DII) piyasayı desteklemeye devam etti. Agrawal, bu dinamiklerin Hint piyasasının dayanıklılığını gösterdiğini belirterek, yabancı çıkışlarının piyasa üzerindeki baskısının sınırlı kalacağını ifade etti.
Küresel ve Bölgesel Boyut
Hindistan, son yıllarda küresel ekonominin en hızlı büyüyen büyük ekonomilerinden biri olarak öne çıkıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, Hindistan'ın 2025 ve 2026 yıllarında %6'nın üzerinde büyüme kaydedeceğini tahmin ediyor. Bu büyüme performansı, Hint hisse senedi piyasasını gelişmekte olan ülkeler arasında cazip kılıyor. Ancak, yüksek değerlemeler ve küresel ticaret gerilimleri, zaman zaman volatiliteyi artırabiliyor. Agrawal'ın öngörüsü, Hindistan'ın iç tüketim harcamalarının güçlü seyri, altyapı yatırımları ve imalat sektöründeki teşviklere dayanıyor. Ayrıca, Hindistan'ın dijital ekonomiye geçiş hızı ve genç nüfusun getirdiği demografik avantaj, uzun vadeli büyüme beklentilerini destekleyen yapısal faktörler arasında. Öte yandan, Çin ekonomisindeki yavaşlama ve jeopolitik riskler, Hindistan'ı alternatif bir yatırım destinasyonu haline getiriyor. Son dönemde birçok küresel fon, Çin'deki ağırlığını azaltıp Hindistan'a yöneliyor. Bu eğilim, Hint piyasalarına olan ilgiyi artırıyor. Ancak, yabancı yatırımcıların kısa vadeli çıkışları, piyasada dalgalanmalara neden olabiliyor. Agrawal, bu tür dalgalanmaların uzun vadeli yatırımcılar için fırsat olduğunu savunuyor.
Hint borsasının önümüzdeki beş yılda ikiye katlanması, yıllık bileşik %15 civarında bir getiriye işaret ediyor. Bu, tarihsel ortalamalara yakın bir performans. Agrawal, bu tahmini yaparken, Hindistan'ın nominal GSYİH büyümesinin %10-12 bandında olacağını ve kurumsal kârların GSYİH büyümesini bir miktar aşacağını varsayıyor. Dolayısıyla, piyasa değerlemesinin de bu büyümeye paralel olarak artması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan borsasına ilişkin bu iyimser öngörü, doğrudan Türkiye ile ilgili olmasa da, gelişmekte olan piyasalar arasındaki sermaye akımları açısından dolaylı etkiler taşıyor. Türkiye gibi yüksek büyüme potansiyeli sunan ancak yüksek enflasyon ve jeopolitik risklerle mücadele eden ülkeler, küresel yatırımcıların risk iştahından pay almak için rekabet ediyor. Hindistan'a yönelen yabancı sermaye, benzer risk profiline sahip diğer gelişmekte olan piyasalardan çıkış anlamına gelebilir. Bu durum, Türkiye'nin de içinde bulunduğu kategorideki ülkelerin finansman maliyetlerini etkileyebilir. Ayrıca, Hindistan'ın istikrarlı büyüme performansı, küresel yatırımcıların portföylerinde Asya'ya daha fazla ağırlık vermesine yol açabilir; bu da Türkiye'nin cazip yatırım ortamını daha da güçlendirmesini gerektirebilir.