Hindistan’ın 600 milyonluk genç nüfusu, ülkenin geleceği için hem bir umut hem de bir tehdit oluşturuyor. Ancak son yıllarda artan işsizlik ve yetersiz eğitim sistemi, Z kuşağını sokağa dökmüş durumda. "Hiçbir şey öğrenmiyoruz" sloganıyla yükselen gençlik hareketi, Başbakan Narendra Modi liderliğindeki hükümetin en büyük sınavlarından biri haline geldi. Gençler, üniversiteye girişte bile hazırlıksız olduklarını, iş hayatına ise hiç hazır olmadıklarını dile getiriyor. Bu durum, Hindistan’ın demografik fırsat penceresinin kapanma riskini de beraberinde getiriyor.
Eğitim Sisteminin Derin Sorunları
Hindistan’da eğitim sistemi, 1.4 milyarlık nüfusun ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak. Özellikle devlet okullarındaki altyapı eksikleri, öğretmen yetersizliği ve müfredatın güncellenmemesi, öğrencilerin temel becerilerden yoksun kalmasına yol açıyor. Dünya Bankası verilerine göre, ülkedeki 10 yaşındaki çocukların yarısından fazlası basit bir metni okuyup anlayamıyor. Bu durum, lise ve üniversite eğitimini de olumsuz etkiliyor; mezunlar, işverenlerin aradığı niteliklere sahip olamıyor.
Öte yandan, özel eğitim kurumlarına erişim, gelir eşitsizliği nedeniyle herkese açık değil. Kırsal kesimdeki gençler, şehirlerdeki akranlarına kıyasla çok daha dezavantajlı durumda. Bu eşitsizlik, toplumsal huzursuzluğu da beraberinde getiriyor. Gençler, sadece eğitimde değil, istihdamda da ayrımcılıkla karşı karşıya. Hindistan İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, genç işsizlik oranı yüzde 23’ü aşmış durumda; bu oran, son on yılın en yüksek seviyesi.
Gençlik Hareketinin Siyasi Etkisi
Artan işsizlik ve eğitim krizi, gençleri siyasi olarak da harekete geçirdi. Son aylarda birçok kentte düzenlenen gösterilerde, öğrenciler müfredat reformu ve iş olanaklarının artırılması taleplerini dile getiriyor. Özellikle sosyal medya, gençlerin örgütlenmesinde önemli bir rol oynuyor; hashtag’ler ve çevrimiçi kampanyalar, sokak protestolarına dönüşüyor.
Bu hareket, Modi hükümeti için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Zira Bay Modi, 2014’te iktidara geldiğinde "Eğitim ve iş olanakları yaratacağım" vaadinde bulunmuştu. Ancak aradan geçen on yılda, bu vaatlerin çoğu gerçekleşmedi. Muhalefet partileri, bu durumu Modi’ye karşı kullanmaya çalışıyor; ancak gençlerin siyasi tepkisi, geleneksel parti sadakatlerinin dışında şekilleniyor. Uzmanlar, bu hareketin 2024 genel seçimlerinde belirleyici olabileceğini öngörüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan’ın eğitim ve işsizlik krizi, sadece iç siyaseti değil, bölgesel ve küresel dengesizlikleri de etkiliyor. Hindistan, Asya’nın yükselen ekonomilerinden biri olarak kabul ediliyor; ancak genç nüfusun yeterince üretken olamaması, ülkenin küresel rekabet gücünü zayıflatıyor. Öte yandan, bu durum, Pakistan, Bangladeş gibi komşu ülkelerle ilişkileri de dolaylı olarak etkiliyor; zira ekonomik istikrarsızlık, göç hareketlerine yol açabiliyor.
Küresel ölçekte ise Hindistan’ın bu krizi, diğer gelişmekte olan ülkeler için de bir uyarı niteliği taşıyor. Demografik fırsat penceresi, eğitim ve istihdam yatırımları yapılmazsa, bir tehdide dönüşebilir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) raporlarına göre, Güney Asya’da genç işsizliğin artması, bölgesel güvenliği de tehdit eden bir faktör haline geldi. Bu nedenle, Hindistan’ın bu sorunu çözmesi, sadece kendi geleceği için değil, küresel istikrar için de kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye de genç bir nüfusa sahip ve benzer eğitim-istihdam uyumu sorunlarıyla karşı karşıya. Hindistan’daki gençlik hareketi, eğitim sistemindeki aksaklıkların toplumsal huzursuzluğu nasıl tetikleyebileceğini gösteriyor. Türk dış politikası açısından, Hindistan ile ekonomik ve stratejik ilişkiler giderek güçleniyor; ancak bu ilişkilerin sürdürülebilirliği, Hindistan’ın iç istikrarına bağlı. Öte yandan, Hindistan’daki gelişmeler, gelişmekte olan ülkelerdeki genç nüfusun yönetimine dair Türkiye’ye de önemli bir perspektif sunuyor; zira benzer dinamikler, bölgesel iş birliğini de etkileyebilir. Türkiye’nin kendi genç istihdamını artırma politikaları, bu bağlamda daha da önem kazanıyor.