Hindistan Merkez Bankası (RBI) Başkanı Sanjay Malhotra, ülkeye döviz girişini hızlandırmak için açıklanan çeşitli önlemler kapsamında bankaların 32 milyar dolar topladığını duyurdu. Ancak bu güçlü başlangıca rağmen, Hint rupisi (INR) ABD doları karşısında tarihi düşük seviyelerde işlem görmeye devam ediyor. Yetkililer, sermaye girişlerinin kur üzerindeki baskıyı hafifletmesini beklerken, küresel piyasalardaki belirsizlik ve güçlü dolar talebi bu etkiyi sınırlıyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hindistan hükümeti ve merkez bankası, yılın başından bu yana rupiyi desteklemek için kapsamlı bir strateji yürütüyor. Bu kapsamda yerli ve yabancı bankaların döviz mevduatlarına yönelik teşvikler, devlet tahvillerine yabancı yatırımcı erişiminin kolaylaştırılması ve ihracatçılara dönük döviz kredisi imkânları gibi önlemler devreye alındı. RBI Başkanı Malhotra, son açıklamasında bu adımların beklentilerin üzerinde ilgi gördüğünü ve 32 milyar dolarlık kaynağın ülkeye giriş yaptığını belirtti. Ancak bu girişler, aynı dönemde artan enerji ithalatı faturası ve güçlü ABD dolarının yarattığı baskıyı dengelemeye yetmedi. Uzmanlar, Hindistan ekonomisinin büyüme hızına rağmen dış finansman ihtiyacının devam ettiğini ve rupinin değer kaybının ihracat rekabet gücünü artırabileceği yorumunu yapıyor.
Küresel piyasalarda Fed'in faiz politikası ve jeopolitik riskler, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı kurmaya devam ediyor. Bu ortamda Hindistan Merkez Bankası, rezervlerini kullanarak müdahale etmeyi sürdürse de, rupi dolar karşısında bu yıl yaklaşık %3 değer kaybetti. Malhotra, kur seviyelerini hedeflemediklerini ancak aşırı oynaklığa izin vermeyeceklerini vurguluyor. Bankacılık kaynakları, önümüzdeki aylarda yeni mevduat teşviklerinin açıklanabileceğini ve hükümetin tahvil ihraçlarını artırarak yabancı yatırımcı çekmeye devam edeceğini öne sürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hindistan'ın bu çabası, yalnızca kendi ekonomisi için değil, küresel finansal istikrar açısından da önem taşıyor. Dünyanın beşinci büyük ekonomisi olan Hindistan, gelişmekte olan piyasaların en büyük sermaye çekim merkezlerinden biri. Yabancı portföy yatırımcılarının Hindistan tahvillerine olan ilgisi, bu ülkenin döviz rezervlerinin güçlenmesine yardımcı olurken, aynı zamanda Citigroup ve Goldman Sachs gibi küresel yatırım bankalarının Asya stratejilerini etkiliyor. Özellikle ABD ve Avrupa'daki yüksek faiz ortamı sona erdiğinde, bu fon akışlarının daha da artması bekleniyor. Ancak şu an için doların gücü, tüm gelişmekte olan ülke para birimleri gibi rupiyi de olumsuz etkiliyor. Bölgesel bazda ise Hindistan'ın bu politikası, Bangladeş, Sri Lanka ve diğer komşu ülkelerle ticaret dengesini de etkileyebilir; zira bu ülkelerin ihracatçıları, zayıf rupi karşısında rekabet avantajı elde edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın yaşadığı bu tablo, Türkiye'nin karşılaştığı döviz kuru baskılarıyla benzerlikler taşıyor. Her iki ülke de yüksek enerji ithalatı, kur oynaklığı ve yabancı sermaye girişlerine bağımlılıkla mücadele ediyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezerv biriktirme ve kur korumalı mevduat gibi araçları, Hindistan’ın mevduat teşviklerine benzer bir işlev görüyor. Ancak Türkiye’nin mevduat kurunun %40’a yakın seyretmesi ve dış finansman ihtiyacının daha yüksek olması, hassasiyetleri artırıyor. Hindistan’ın 32 milyar dolar toplamasına rağmen rupiyi güçlendirememesi, sermaye girişlerinin tek başına çözüm olmadığını gösteriyor. Türkiye için bu durum, sürdürülebilir döviz girişi sağlamak adına yapısal reformların ve ihracatın artırılmasının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, küresel risk iştahının gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarının belirleyicisi olduğu gerçeği, iki ülkenin de dış şoklara açıklığını gözler önüne seriyor.