ABD ile Çin arasında yapay zeka (YZ) alanında işbirliği, iki ülke arasındaki derin karşılıklı güvensizlik nedeniyle büyük ölçüde sekteye uğramış durumda. Donald Trump ile Xi Jinping arasında gerçekleşmesi planlanan zirveden önemli bir ilerleme beklenmiyor. Teknoloji rekabeti, ticaret savaşları ve ulusal güvenlik kaygıları, dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında YZ konusunda işbirliği yapılmasını neredeyse imkansız hale getiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
ABD ve Çin, yapay zeka alanında dünyanın önde gelen iki gücü. Ancak son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, bu teknolojide işbirliğini zorlaştırıyor. ABD, özellikle 2018'den itibaren Çinli teknoloji şirketlerine yönelik ihracat kontrolleri ve yaptırımlar uygulamaya başladı. Huawei'nin 5G altyapısından dışlanması, TikTok'a yönelik baskılar ve yarı iletken teknolojilerine getirilen kısıtlamalar, iki ülke arasındaki teknoloji rekabetinin somut örnekleri.
Yapay zeka, askeri uygulamalardan ekonomik büyümeye kadar geniş bir yelpazede kritik öneme sahip. ABD, Çin'in YZ alanındaki hızlı ilerlemesini ulusal güvenlik tehdidi olarak görüyor. Çin ise ABD'nin teknoloji ablukasını kendi kalkınmasını engellemeye yönelik bir hamle olarak değerlendiriyor. Bu karşılıklı algı, işbirliği zeminini yok ediyor.
Trump yönetimi döneminde başlayan ticaret savaşları, Biden döneminde de devam etti. Yarı iletken üretimini ABD'ye çekmek için çıkarılan CHIPS Yasası ve Çin'e yönelik ileri teknoloji ihracat yasakları, iki ülke arasındaki ayrışmayı derinleştirdi. Trump'ın yeniden başkan seçilmesiyle birlikte, Çin'e yönelik daha sert politikalar izlenmesi bekleniyor. Bu durum, YZ işbirliği olasılığını daha da azaltıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-Çin arasındaki YZ rekabeti, küresel teknoloji ekosistemini de etkiliyor. Avrupa Birliği, kendi YZ düzenlemelerini oluşturarak iki büyük güç arasında denge kurmaya çalışıyor. Ancak ABD ve Çin'in teknoloji standartlarını belirleme yarışı, diğer ülkeleri de tercih yapmaya zorluyor. Özellikle gelişmekte olan ülkeler, hangi teknoloji altyapısını kullanacakları konusunda baskı altında.
Yapay zeka yönetişimi konusunda uluslararası işbirliği çağrıları artıyor. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar, YZ'nin risklerine karşı küresel düzenlemeler yapılması gerektiğini vurguluyor. Ancak ABD ve Çin'in bu konuda ortak bir tutum sergilememesi, etkili bir küresel çerçevenin oluşturulmasını engelliyor. İki ülke arasındaki güvensizlik, sadece ikili ilişkileri değil, küresel yönetişimi de olumsuz etkiliyor.
Yapay zeka alanındaki ayrışma, tedarik zincirlerinde de kırılmalara yol açıyor. Çin, kendi yarı iletken üretimini geliştirmeye çalışırken, ABD de kritik teknolojilerde Çin'e bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Bu durum, küresel ekonomide verimlilik kaybına ve maliyet artışlarına neden oluyor. Uzmanlar, teknolojik ayrışmanın uzun vadede her iki ülkeye de zarar vereceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin arasındaki yapay zeka rekabeti, Türkiye için hem riskler hem de fırsatlar barındırıyor. Türkiye, iki büyük güç arasında denge kurarak kendi YZ ekosistemini geliştirebilir. Ancak teknoloji ablukaları ve tedarik zinciri sorunları, Türk şirketlerinin küresel pazarlara erişimini zorlaştırabilir. Türkiye'nin, yerli YZ teknolojilerine yatırım yaparak dışa bağımlılığı azaltması ve uluslararası işbirliklerinde çok yönlü bir strateji izlemesi kritik önem taşıyor. Ayrıca, NATO üyesi olarak ABD ile müttefiklik ilişkisi, Çin ile ekonomik işbirliği arasında denge gözetmeli.