Hindistan'ın Jamtara ve Mewat gibi yoksul bölgelerinde siber dolandırıcılık, hanelerin önemli bir gelir kaynağı haline geldi. Bu durum, ABD ve Batı ülkeleri için milyarlarca dolarlık kayba yol açan sınır ötesi bir suç ağı oluşturuyor. Yerel ekonomilerde istihdam yaratmayan bu faaliyet, uluslararası düzeyde ciddi güvenlik ve ekonomi sorunlarına neden oluyor.
Siber Dolandırıcılığın Kökenleri ve Yaygınlaşması
Jamtara, Jharkhand eyaletinde yer alan ve yaklaşık 1.500 kişilik nüfusuyla küçük bir kasaba. Ancak son yıllarda "siber dolandırıcılık başkenti" olarak anılıyor. Bölgede işsizlik ve yoksulluk yaygın; tarım dışında çok az geçim kaynağı var. Bu ortamda, telefon ve internet üzerinden dolandırıcılık yapmak, özellikle gençler için cazip bir gelir kapısı haline geldi. Benzer şekilde, Haryana eyaletindeki Mewat bölgesi de siber suçlarla anılıyor. Burada da geleneksel geçim kaynaklarının yetersizliği, insanları yasa dışı yollara itiyor.
Yetkililer, bu bölgelerde siber dolandırıcılığın bir "aile işi" haline geldiğini belirtiyor. Dolandırıcılar, genellikle sahte çağrı merkezleri kurarak kendilerini banka görevlisi, vergi dairesi yetkilisi veya teknik destek uzmanı olarak tanıtıyor. Kurbanlarına korku veya güven aşılayarak kredi kartı bilgilerini, banka şifrelerini veya doğrudan para transferlerini talep ediyorlar. Bu yöntemlerle elde edilen gelir, bölge ekonomisinde önemli bir yer tutuyor; hatta bazı aileler için tek geçim kaynağı.
Hindistan hükümeti, siber suçlarla mücadele için çeşitli adımlar atmış olsa da, bu tür faaliyetlerin önüne geçmek kolay değil. Yerel halkın bir kısmı, dolandırıcılığı bir suç olarak görmüyor; hatta bazıları bunu "zeka oyunu" olarak nitelendiriyor. Bu kültürel algı, mücadeleyi zorlaştırıyor.
Uluslararası Boyut ve Mağdurlar
Siber dolandırıcılık, Hindistan sınırlarını aşarak başta ABD olmak üzere Batı ülkelerini hedef alıyor. ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC) verilerine göre, 2022 yılında Amerikalılar, dolandırıcılık nedeniyle 8,8 milyar dolar kaybetti. Bu kayıpların önemli bir kısmının Hindistan merkezli çağrı merkezlerinden kaynaklandığı düşünülüyor. Benzer şekilde, İngiltere, Kanada ve Avustralya da bu tür dolandırıcılıktan nasibini alıyor.
Dolandırıcılık yöntemleri sürekli evriliyor. Örneğin, pandemi döneminde sahte COVID-19 test kiti satışı, aşı randevusu dolandırıcılığı gibi yeni yöntemler ortaya çıktı. Ayrıca, teknoloji desteği adı altında yapılan dolandırıcılık da yaygın. Kurbanlara, bilgisayarlarında virüs olduğu söyleniyor ve uzaktan erişim sağlanarak banka hesapları boşaltılıyor. Bu tür suçlar, mağdurlar üzerinde hem maddi hem de manevi ağır hasar bırakıyor.
ABD ve diğer Batı ülkeleri, Hindistan ile işbirliği yaparak bu suç ağlarını çökertmeye çalışıyor. Ancak yargı süreçleri yavaş işliyor ve suçlular genellikle yerel düzeyde korunuyor. Hindistan'ın siber güvenlik altyapısı yetersiz; ayrıca yolsuzluk ve kayıt dışı ekonomi, mücadeleyi zorlaştırıyor.
Ekonomik ve Sosyal Etkiler
Jamtara ve Mewat gibi bölgelerde siber dolandırıcılık, gayri resmi bir ekonomi yaratmış durumda. Elde edilen gelir, yerel işletmelere, inşaat sektörüne ve lüks tüketime yönlendiriliyor. Bu durum, bölgede gözle görülür bir refah artışına neden olsa da, sürdürülebilir değil. Ayrıca, gençler arasında eğitime ve yasal işlere olan ilgi azalıyor; çünkü dolandırıcılık kısa yoldan zengin olma vaadi sunuyor.
Öte yandan, bu faaliyetler Hindistan'ın uluslararası itibarına zarar veriyor. Ülke, "siber suç ihracatçısı" olarak anılmaya başlandı. Bu durum, yabancı yatırımcıların ve turistlerin Hindistan'a yönelik algısını olumsuz etkileyebilir. Hindistan hükümeti, bu imajı düzeltmek için çeşitli kampanyalar yürütüyor ancak somut sonuçlar almak zaman alacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan merkezli siber dolandırıcılık, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da, küresel siber suç ekosisteminin bir parçası olarak dolaylı etkiler yaratıyor. Türkiye, son yıllarda siber güvenlik alanında önemli adımlar atmış olsa da, vatandaşlarını bu tür sınır ötesi dolandırıcılıktan korumak için uluslararası işbirliğine ihtiyaç duyuyor. Ayrıca, bu tür suçların yarattığı güvensizlik ortamı, dijital ekonomiye olan güveni sarsabilir. Türkiye'nin, benzer suç ağlarına karşı Hindistan ve Batı ülkeleriyle ortak operasyonlar yürütmesi, hem ulusal güvenlik hem de ekonomik istikrar açısından faydalı olacaktır.